FETİH KAVRAMI
ziyaretci | Eylül 3, 2010
Kur’an’ın fetih anlayışı hakkında bilgi verir misiniz?
Soruyu gönderen kişi: Savaş.
Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevabım »
hud 107,zümer 68
ziyaretci | Ağustos 31, 2010
Selamun Aleyküm.Benim sorum (Hud 107) ile ilgili.Bu ayette zikredilen konu; yer ve gök kavramının farklı bir yaratılışla tekrar yaratılacağıyla,azap ve mükafatın devamlılığı ile ilgili.Ben burada Yer ve gök kavramına dikkat çekmek istiyorum.Herşeyin son bulacağı,bütün varlık aleminin sonunun geleceği vakit ki işte o vakit,yani yaratılan herşeyin vede meleklerin de yok edileceğinden bahsediyorum.Bunu nerden söyledin derseniz size zümer suresini işaret ederim,ayetle sabit.İsterseniz bakın (zümer 68)… Burada bir şeyede dikkat çekmek istiyorum,melek olarak bahsettiğim varlık,ruh’dan farklı olarak maddenin en temelinde ve maddenin(atomun) hayatını devam ettirebilmesi için Yüce Allah’ın görevlendirdiği varlıklar.(Hud 107) nin mealine gelecek olursak,cennet ve cehennem Yüce Allahın yarattığı Sistem içerisindeyse yeniden yaratılış vakti geldiğinde cennet ve cehennem de tekrar mı yaratılacak? eğer cennet ve cehennem şuan hazırda bekliyorsa bu yok oluşdan nasıl etkilenecekler yada etkilenmeyeceklerse Zümer 68′le olan bağlantısı nasıl yorumlanır?
Tefhimul meal:(zümer 68) Sûr’a üfürüldü; böylece Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetiyorlar.
Tefhimul Meal:(Hud 107) Onlar,Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada temelli kalacaklardır.Çünkü Rabbin,gerçekten dilediğini yapandır.
Tefhimul Tefsir: Ayetlerde geçen “gökler ve yer devam ettiği sürece” ifadesi, sözkonusu kimselerin uğrayacakları azabın sürekliliğini belirtmek veya ahirette yeni bir yeryüzünün, yeni göklerin yaratılacağına işaret etmek için zikredilmektedir. Yer ve gökler iki sebepten dolayı varolmaya devam edemez: Birincisi, Kur’an’a göre gökler ve yerin kıyamet gününde değiştirileceği gerçeğidir; ikincisiyse bu ayetlerde zikredilen olaylar ahirette meydana gelecektir.
Soruyu gönderen kişi: mehmed ali.
Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevabım »
Allah’tan başka efendi olur mu?
ziyaretci | Ağustos 30, 2010
Allah’tan başka efendi olur mu?
Bakıyoruz ekranlara “Efendimiz” aşağı, “Efendimiz” yukarı. Gırla gidiyor. Eskiden “Peygamber Efendimiz” derlerdi. Şimdi sadece “Efendimiz” diyorlar. Bu söylem mazur görülebilir mi? Allah’tan başka efendi olur mu? Sizin efendiniz kimdir?
Soruyu gönderen kişi: Grup Kehf.
Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevabım »
KARŞILIKLI RIZAYA DAYANAN TİCARETTEN DOĞAN HAKSIZ KAZANÇLAR
ziyaretci | Ağustos 30, 2010
Zor durumdasınız. Evinizi, arabanızı ya da başka bir eşyanızı satmak zorundasınız. Zengin biri var malınızı almak isteyen. Ancak zor durumda olduğunuzu bildiği için 100 liralık malınıza 10 lira veriyor. Siz çaresizsiniz. Satmak zorundasınız. Başka da bir alıcı yok. Ve satıyorsunuz. Karşılıkla “rıza” ile.
Bir mümin, başka bir kimsenin malına haksız şekilde sahip olabilir mi? Bu başka kişi, zayıf ve çaresiz taraf olarak, içinde bulunduğu ekonomik şartların baskısıyla böyle bir haksızlığa veya sömürülmeye razı olsa bile.
Karşılıklı rızaya ve anlaşmaya dayalı da olsa, ticaretten doğan bu ve benzeri haksız kazançlara Kur’an ne diyor? Böyle bir alışveriş meşru mudur? Kur’an müminleri, başka bir kimsenin malına haksız şekilde sahip olmaktan men ediyor mu? Kur’an-ı bilmiyoruz ama “bizim” mealler men etmiyor. Muhammed Esed hariç. Ne dersiniz? Muhammed Esed yanılmış mı? Yaşasın Muhammed Esed mi?
Nisa 29:
Abdülbaki Gölpınarlı Meali
Ey inananlar, aranızda, mallarınızı haksız yere ve boşuboşuna yemeyin, ancak karşılıklı bir uzlaşmayla yapılan alışveriş başka ve birbirinizi öldürmeyin, şüphe yok ki Allah, size rahimdir.
Ali Bulaç Meali
Ey iman edenler, mallarınızı, sizden karşılıklı anlaşmadan (doğan) bir ticaretten başka haksız ‘nedenler ve yollarla’ (batılca) yemeyin. Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz, Allah, sizi çok esirgeyendir.
Ahmet Varol Meali
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin; ancak karşılıklı hoşnutluğa dayanan ticaretle (yiyin) ve nefislerinizi öldürmeyin. [8] Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.
Ahmet Tekin Meali
Ey iman nimetine kavuşanlar, karşılıklı rızanıza dayanan şer’î usullere uygun ticarî alım-satımların dışında, mallarınızı, aranızda haksız yere, dolambaçlı haram yollarla yemeyin. Birbirinize düşerek kanlarınızı dökmeyin, canlarınıza kıymayın. Allah size karşı çok merhametlidir.
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Ey İnananlar! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yeyin, haram ile nefsinizi mahvetmeyin. Allah şüphesiz ki size merhamet eder.
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
Diyanet Vakfı Meali
Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, batıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi esirgeyecektir.
Edip Yüksel Meali
İnananlar! Birbirinizin malını haksızlık ve hile ile yemeyin; karşılıklı rıza ile yapılan ticaret olursa başka. Birbirinizi öldürmeyin. ALLAH size Rahimdir
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
Elmalılı Meali (Orjinal)
Ey o bütün iyman edenler! Mallarınız aranızda batıl behanelerle yemeyin, kendiliğinizden rızalaşarak akdettiğiniz bir ticaret olmak başka, kendilerinizi öldürmeyin de, Allah size cidden bir rahîm bulunuyor.
Hayrat Neşriyat Meali
Ey îmân edenler! Kendiliğinizden anlaşarak yaptığınız bir ticâret olması müstesnâ, mallarınızı aranızda bâtıl (haram yollar)la yemeyin ve nefislerinizi (kendinizi ve birbirinizi)öldürmeyin! Şübhesiz ki Allah, size karşı çok merhametlidir.
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Ey imân etmiş olanlar! Mallarınızı aranızda bâtıl yere yemeyiniz. Meğer ki karşılklı rızayla yapıları bir ticaret olsun. Ve kendinizi de öldür-eyiniz. Şüphe yok ki Allah Teâlâ sizlere rahîmdir.
Suat Yıldırım Meali
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda meşrû olmayan yollarla yemeyin. Karşılıklı rıza ile yapılan bir ticaret yapmanız ise, elbette meşrûdur. Sakın haram yiyerek, başkasının hakkını gasbederek kendinizi öldürmeyin. Allah size pek merhametlidir.
Süleyman Ateş Meali
Ey inananlar, mallarınızı aranızda batılla (doğru olmayan yollarla, haksız yere) yemeyin. Kendi rızanızla yaptığınız ticaret olursa başka. Canlarınızı da öldürmeyin. Doğrusu Allah, size karşı çok merhametlidir.
Şaban Piriş Meali
Ey iman edenler! Mallarınızı, aranızda karşılıklı anlaşma, bir ticaret olmadan ve batıl yollarla yemeyin, kendinizi mahvetmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.
Ümit Şimşek Meali
Ey iman edenler! Birbirinizin malını haksız şekilde yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yaptığınız ticaret müstesnadır. Nefislerinizi öldürmeyin.(15) Muhakkak ki Allah size karşı pek merhametlidir.
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Ey inananlar! Mallarınızı aranızda bâtıl bir yolla/tutarsız bahanelerle yemeyin. Kendi hoşnutluğunuzla gerçekleşmiş bir ticaret olursa başka. Kendi canlarınıza kıymayın/intihar etmeyin. Hiç kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.
İsmail Kazdal Meali
Ey İslam’ı Allah’ın razı olduğu tek din olarak kabul eden müminler! Birbirinizin malını, karşılıklı ticaret yapmanız dışında, batıl yollardan sahip olup yiyerek kendi mahfınızı hazırlamayın. Doğrusu odur ki, Allah size karşı çok merhametli davranıyor.
Muhammed Esed
SİZEY imana ermiş olanlar! Birbirinizin mallarını haksız yollarla -karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa- (*) heba etmeyin ve birbirinizi mahvetmeyin; zira Allah, sizin için bir rahmet kaynağıdır.
(*) Yukarıdaki cümleciğin başındaki illâ edatına alışılmış karşılığı olan “hariç” veya “olmadıkça” anlamları verildiği takdirde ibareyi şu şekilde çevirmek gerekecektir: “Karşılıklı anlaşmaya dayanan ticar(î bir faaliy)et olmadıkça”. Ancak bu formül birçok müfessiri şaşırtmıştır. Çünkü lafzî anlamıyla alındığında yukarıdaki ibare, karşılıklı anlaşmaya dayalı ticaretten doğan haksız kazançların, “birbirinizin mallarını haksız yollarla heba etmeyin” şeklindeki genel yasaklamanın dışında tutulduğu intibaını vermektedir. Bu, Kur’an’ın öngördüğü ahlakî çerçeve ışığında kabulü mümkün olmayan bir varsayımdır. Müfessirlerin çoğunluğu, bu güçlüğü aşabilmek için, illâ edatının bu bağlamda “ama” anlamına geldiği ve dolayısıyla yukarıdaki cümleciğin şu şekilde anlaşılması gerektiği görüşünü ifade etmişlerdir: “Ama karşılıklı anlaşmaya dayalı yasal ticaret yoluyla birbirinizin mallarından yararlanmanız sizin için meşrudur”. Ne var ki bu yorum, hayli zorlama ve sunî olması dışında, “yasal ticaret”in burada neden başka birinden ekonomik menfaat sağlamanın tek meşru aracı olarak sayıldığını açıklayamamaktadır. Nitekim Râzî’nin bu ayet ile ilgili yorumunda haklı olarak belirttiği gibi, “hediye, vasiyet, kanunî miras, sadaka, mehir veya uğranılan zararlardan dolayı alınan tazminat gibi araçlar yoluyla ekonomik kazanç sağlamak daha az meşru değildir; öyleyse ticaret dışında, [meşru] servet edinmenin pek çok yolu vardır”. O halde neden burada yalnızca ticaret vurgulanmıştır -üstelik, özel olarak ticarî konularla ilgili olmayan bir bağlamda? Bana göre, bu bilmecenin gerçekten tatminkar bir cevabı ancak illâ edatının dilbilimsel bir analizi yoluyla elde edilebilir. Bu edat, alışılmış “hariç” veya “olmadıkça” anlamları dışında bazan -Kâmûs ve Muğnî’de de işaret edildiği gibi- sadece “ve” bağlacı anlamına da gelmektedir; aynı şekilde, eğer önüne negatif bir cümlecik gelirse, “ne” veya “ve ne de” (ve-lâ) ile eşanlamlı olur. Mesela 27:10-11′de olduğu gibi, “Benim katımda elçiler için korku yok, … kimse için de (illâ)”. Şimdi illâ’nın bu özel kullanımını konumuz olan pasaja uygularsak şu karşılığı elde ederiz: “Ne de karşılıklı anlaşmaya dayanan ticaret yoluyla [onu yapamazsın]”, veya sadece “hatta karşılıklı anlaşmaya dayanan ticaret yoluyla da olsa”, ki bu karşılıkta anlam daha bir belirginlik kazanmış olur. Müminler, başka bir kimsenin mal varlığını haksız şekilde tüketmekten alıkonulmuşlardır, bu başka kişi -zayıf taraf olarak- şartların baskısıyla böyle bir haksızlığa veya sömürülmeye razı olsa bile. Ayrıca, benim tercih ettiğim karşılık, müminlere başkasının mal varlığına imrenmemeyi tavsiye eden 32. ayetle de mantıkî bir bağlantı içindedir.
Soruyu gönderen kişi: Grup Kehf.
Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevabım »
Allah ve Resulü’nden ültimatom
ziyaretci | Ağustos 30, 2010
Tevbe 1: Allah’dan ve Resulü’nden bir ültimatomdur bu, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere.
Allah ve Resûlü’nden bir ültimatom.. Allah ve Resûlü’nden..Bu ültimatom nasıl hazırlanmıştır?
Soruyu gönderen kişi: Grup Kehf.
Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevabım »
Sela – Davet Azmi – Namaz
ziyaretci | Ağustos 30, 2010
Hocam; Kuran-ı Kerim’de çok sık geçen “SELA” kelimesi diğer meallerde “NAMAZ” olarak tercüme edilirken, sizin mealinizde “DAVET AZMİ” olarak yer almıştır. Bu farklılığın nedenlerini bizlerle paylaşır mısınız
Soruyu gönderen kişi: mehmet gerekli.
Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevabım »
namaz
ziyaretci | Ağustos 30, 2010
Resmin ve heykelin olduğu mekanda namaz kılabilir mi?
Soruyu gönderen kişi: İsa.
Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevabım »
Allah’a ve elçisine uymak
ziyaretci | Ağustos 30, 2010
Kuran’daki “Allah’a ve elçisine uyunuz” ifadesini nasıl anlamalı?
Soruyu gönderen kişi: Grup Kehf.
Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevabım »











