Sözlük için öneriler

ziyaretci | Ağustos 30, 2015

Boş laflarla oyalanıp durmak (En’am:91);

Bütün kentlerin atası (En’am:92)

5 kez görüntülendi.

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevap yok »

Sözlük için öneriler

ziyaretci | Ağustos 28, 2015

Allah’ı gereği gibi kavramak (En’am:91);

Allah’ın Kitabı’nı bir kâğıt parçası olarak görmek ( En’am:91);

Allah’ın Kitabı’nı gösteri aracı yapmak ( En’am:91);

Sırf kâğıt parçası olarak gördüğünüzü o kadar gizlediğiniz halde İlâhî Kelâm’ı bir gösteri aracı yapmak (En’am:91)

8 kez görüntülendi.

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevap yok »

Sözlük için öneriler

ziyaretci | Ağustos 27, 2015

Hiçbir karşılık istemiyorum (En’am:90);

Bırak, onlar boş laflarla oyalanıp dursunlar (En’am:91)

11 kez görüntülendi.

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevap yok »

Sözlük için öneriler

ziyaretci | Ağustos 26, 2015

İyilik (En’am:84);

Allah’tan başka şeylere ilahlık yakıştırırsan, o âna kadar yaptığın bütün iyi şeyler boşa gider. (En’am:88)

16 kez görüntülendi.

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevap yok »

Sözlük için öneriler

ziyaretci | Ağustos 12, 2015

Allah’ın rehberliği (En’âm: 71);

“Ol” emri (En’âm:73);

Mahşer borusu (En’âm:73);

Kalben mutmain olmak (En’âm:75);

İbrahim’in muhakeme tarzı (En’âm:83)

25 kez görüntülendi.

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevap yok »

Şiddet ne zaman sona erer?

ziyaretci | Ağustos 10, 2015

Seçimden sonra nükseden şiddet ne zaman yatışır ve sona erer?

142 kez görüntülendi.

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevabım »

Sözlük için öneriler

ziyaretci | Ağustos 4, 2015

Sizi birbirine muhalif topluluklar haline getirip birbirinizin üzerine salan O’dur. (En’am:65);

Eğlenceyi ve geçici zevkleri din haline getirmek (En’am: 70);

Eğlenceyi ve geçici zevkleri din haline getiren kimseleri kendi haline bırak (En’am:70)

38 kez görüntülendi.

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevap yok »

Fetret Dönemleri

ziyaretci | Temmuz 30, 2015

6 gün süren bir internet kesintisi yaşadınız. Sanırım bu internet kesintisi ile bir “paranoya” da yaşadınız.

Geçmiş olsun. 

Sahi nasıl tahammül ettiniz internetsiz bir hayata? 
Sizin bu özel durumunuza paralel olarak ülkemiz de “ara tarihsel bir dönem” yaşıyor.
AK Parti-CHP koalisyonunu savaş tehdidi ile garanti altına almak isteyen güçler var. 
Ne pahasına olursa olsun Tayyip Erdoğan’ı devirmek istiyorlar. 
Bir toz bulutu.
Bir gaflet bulutu.
Bir tehlike bulutu.
Üstümüze bir fâcia bulutu çöktü.
Ama unutmayalım.
Güneş bile bâzı kere bir bulut arkasında gizlenir.
İzninizle bulutların arkasındaki güneşi işaret eden bir yazı paylaşmak istiyorum. 

Ve tabii kıymetli yorumlarınızı bekliyorum. 

Fırat Erez

PKK’ye açık mektup

Tabii ki biliyordunuz şimdi ucundan Diyarbakır Cezaevine bağlamaya çalıştığınız iktidarın, geçmişin şedit Cumhuriyetinde sizinle birlikte ezilenler olduğunu.

Tabii ki biliyordunuz siz silahla yürürken onların sabırla ve her seferinde yılmadan demokrasiyi denediğini.

Sonunda onların kazandığını, sabrın sonunun selamet oluşunu izlediniz.

Savaşı kucaklarında buldukları için sürdürdüklerini, ama daha iktidarlarının ilk günlerinden itibaren gösterdikleri barış iradesini, önce değilse de sonra, geç de olsa gördünüz.
“Barış için baldıran zehiri içerim” dediklerini de duydunuz.

Ama korkaksınız.

Çünkü siz, Ortadoğunun bitmez sanılan kaosunun içine doğurulmuştunuz.
O kaosta yaşamaya, çevrenizi ve hayatınızı ona göre şekillendirmeye alışmıştınız.

Bir tanesi uyuşturucu ticareti olan sürüyle illegal para kaynağı, etrafınızı donatan kul-köle gerillalar, (ki onlar sizin zavallı entelektüel birikiminizle yazdığınız, hiçbir yere bağlanmayan, sündürüldükçe sündürülmüş yazılı açıklamalarınızdan zaten anlamazdılar) infazlarla tanrılaşmalarınız, yüzleşemediğiniz suçlarınız ve habire kimbilir hangi istihbarat örgütüyle içli dışlı olmuş oyuncak stratejilerinizden bir türlü vazgeçemediniz.

Kaderinizin size tanıdığı hiçbir seçeneği beğenmediniz.

Türkiye’de demokratik siyasete giremezdiniz, çünkü buna isteğiniz de kapasiteniz de yoktu.
İran zaten imkansızdı.
Irak’ta sizden her zaman daha iyi durumda olan ve olacak Barzani vardı.
Türkiye haricinde bir hakimiyet alanı için eldeki tek seçenek Suriye idi ama orada da IŞİD vardı ve onlarla savaşmak, Eski TC’nin şikeci TSK’sı ile savaşmaya benzemiyordu.
Kolay olanı yaptınız, iktidarınızı kullandınız ve kendiniz gidip savaşmak yerine bölgedeki yoldaşlarınızı o cehennemde kalmaya ve sizin adınıza hakimiyet kurmaya zorladınız.
En iyi savaşçılarınızı Türkiye’yi tehdit ile korumalarınız pozisyonunda tutup, oraya kahramanlık, savaş, işkence öyküleriyle aklını esir aldığınız gençleri yolladınız.

Size her yol sunuldu oysa.

Artık Türkiye’de savaşmanın koşulunun kalmadığını biliyordunuz.

Yeni bir Türkiye vardı ve biliyordunuz, eninde sonunda bu ülke sizden tabanınızı çalacaktı.

Eski Türkiye tarafından özellikle geri bırakılmış bölgeye, yatırımlar yapılacağını, kaynakların halkın yaşam standartını yükseltip mutlu kılmasıyla, hiçbir saçma sebebiniz yüzünden savaşlarınızı desteklemeyeceğini biliyordunuz, tabii ki onları bırakmadınız.

Elinizde bölge geçmişinin bolca ürettiği ve yoksulluğunun beslediği yeterince savaş meraklısı lümpeniniz vardı.

Batı tarafında sizin oyunlarınıza payanda olmaya hazır, Eski Türkiye’nin değerlileri, ya beyhude sosyalizmlerinden akılları çürümüşler ya da kendini asıl devlet bilen ve gerektikçe Kemalist, Ak Parti nefretinden içleri yanan Beyaz Türkler vardı.

Kararınızı “Gezi”de verdiniz. 

Ak Parti hükümetinin sandığınızdan daha zayıf olduğunu, kitlesinin şiddetten her zamanki gibi uzak kalacağını, kimsenin üzerine yürümeyeceğini ve eninde sonunda darbelere dayanamayıp düşeceğini düşündünüz.

Alevi’lerin kitlesel gücünü gördünüz, yanılgılarını anladınız ve onları büyüttünüz.

Beyaz Türklerin asıl derin devletini, medyadan sanayiye, eğitimden bilime, sanattan kültüre bir yaygın tabaka olarak kökü kazınması zor kök salmışlığını ve yine enerjik nefretlerini gördünüz.

Tüm bunları gördüğünüzde de partiyi Türkiye’nin hastalıklı soluyla birleştirip kitlediniz, başına uygun kişiyi, gözünü kırpmadan yalan söyleyebilen bir demogogu, Demirtaş’ı getirdiniz.

Barış Süreci yürürken, çatışmasızlık durumunun sonrası için, aflar için, tutukluların durumunun iyileştirilmesi için, rehabilitasyon programları için ve sadece barışta gerçekleşebilecek diğer şeylerin hiçbirinden bahsetmediniz, talep etmediniz, “bunları tartışalım” demediniz. 

Çünkü niyetiniz çatışmasızlığı olabildiğince uzatıp meyvalarını yer ve tahkimatlarınızı güçlendirirken,  Ak Partinin düşmesini ya da dağılmasını beklemek ve onlar yerine gelecek Eski Türkiye ile aynı o şikeli oyuna geri dönmekti.

Silahlı unsurlarınızı ülke dışına çıkarmadınız.

Aksine her geçen gün bölgedeki baskınızı artırdınız, kırsalda artık TSK ile girilecek çatışmalarda şansınız ve yeteneğiniz olmadığını, Barış Süreci’e girilmeden önceki pratikte yaşayıp gördüğünüz için kentleri silahlandırmaya başladınız.

Çatışmasızlığın Barış Süreci’nin öte aşamalarına evrilmemesi için elinizden geleni yapıp gerilimi, kendinizce belirlediğiniz bir dengede tuttunuz. 

“Ak Parti iktidarı IŞİD’ı destekliyor” yalanını köpürtüp, buna içerden ve dışardan hazır borazanlar buldunuz.

Ama en büyük hatayı seçimden sonra yaptınız. 

Seçim sonuçları beklediğinizden çok daha iyi geldiği için arkanızdaki kitle desteğini, dolayısıyla Ak Partiye desteğin bölgenizde azaldığını düşündünüz.

Oysa o insanlar hem silahlarınızın gölgesindeki korkudan ve hem de sizi dağdan indirip meclise göndermek için, bir barış umudu için, başlarından artık çekip gidesiniz diye oylarını size verdiler.

Siz bunu, Ak Parti’nin beklediğiniz çöküşünün erken gelen başlangıcı sandınız.

İstikrarsızlığı artırmaya oynadınız.

Silahlı eylemleri çoğalttınız ve Ak Parti’nin bu “ara dönem”de üzerinize gelemeyeceğini düşündünüz.

Suikastlerinizin, insanı tiksindiren Demirtaş söylemleriyle birleşen kalleşlik dozu bilerek artırılmış saldırılarınızın yıkımı kolaylaştıracağını sandınız.

Fena halde yanıldınız.

Senelerdir tüm dikkatinizi ayak oyunlarına, entrikalara verdiğinizden, birçok şey gibi TSK’nın geldiği seviyeyi farkedemediniz. 

Ağır, modern silahlarla donatılmış ve koordinasyonu elinizdekilerden çok daha yüksek seviyede teknolojik olanaklara sahip bir ordunun ne kadar yıkıcı olabileceğini hesaplamadınız.

Şimdi beklemediğiniz bir şiddetle ve hiç beklemediğiniz bir zamanda vuruldunuz.
Ve bu maalesef bir imha operasyonu.

Doçkalarınız, havanlarınız, cephanelikleriniz, mağaralarınız yıkıldı.

Çok geçmeden bir hava indirmesine dayanacak haliniz kalmayacak.

Bu saldırı siz ve yazık ki gerilla da sizinle birlikte tümüyle süpürülmeden bitmeyecek.

Hazırlıksız yakalandınız ve kentlere yaptığınız tüm o tahkimat da izlendi.
İzlenmese de çok farketmezdi çünkü sizler, girdiğiniz bu yolda 90’larda biriktirdiğiniz tüm meşruiyeti artık yitirdiniz, halk sizi desteklemeyecek.

Devlet de serhildanlara sebep o 90’ları, kimseye yaşatmayacak.
İşkenceler, göçe zorlamalar, infazlar, orman yakmalar olmayacak.
Gözlenecek, izlenecek ve avlanacaksınız.
Çatışırsanız öleceksiniz ve bazen çatışamadan da öleceksiniz.

Yapmayın.

Çoktan yapmanız gerekeni yapın.

Hükümetin barış iradesini görüp onayladığınızı, tersini düşündüğünüz dönemde hata yaptığınızı kabul edin ve silahlı güçleri Türkiye’den çekin. 

Provokasyonlara son verin.

Kimse sizden teslim olmanızı istemedi.
İstenen tek şey silahlarınızla birlikte ülke dışına çıkmanızdı, unutmayın. 

Cılız eylemlerinizi bitirin, ne daha fazla ölün ne de öldürün.
Gelin bu hatadan dönün.

Ve ayrıca da PYD’den, Suriye Kürtleri üzerinden elinizi çekin. 
Ya bırakın kendi kaderlerini tayin edip istedikleriyle ittifak kursunlar, ya da gidip adam gibi onlara yardım edin.

Çocuklara kıymayın.

277 kez görüntülendi.

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | | Cevabım »

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 ... 182 183 184 Next

© 2015 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman