1915 Tehciri

ziyaretci | Nisan 25, 2014

Başbakan Erdoğan Başkanlığa doğru yürürken; 1915 ile ilgili “20’nci yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi sunuyoruz.” dedi.

Üstelik bu mesajını dokuz dilde yayınladı.

Erdoğan bu mesajı ile; “Hepimiz Ermeniyiz” mi demiş oldu? Özür mü dilemiş oldu? Yeni bir çözüm süreci mi başlatmış oldu? 1915 Tehciri neden bu kadar önemli?

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: Tehciri,

Cevabım: “1915 Tehciri”

  1. ismailkazdal

    Sorduğun konuda özet bir cevap verecek olursak genel olarak şunları söyleyebiliriz.
    En başta belirtmemiz gereken husus şudur.
    19. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu hiçbir alanda kendisini koruyacak güçte değilken, Ruslar yedeklerine Ermenileri de alarak Kars’a, Ardahan’a girip Erzurum’a kadar işgal ettiler.
    Bu sırada özellikle de Ermeniler işgal ettikleri Anadolu topraklarında yaşayan çoğu Kürt olan halklara eziyetler yapmakla kalmadı, ırza geçmeler ve sair kötü muameleler yaptılar.
    Rus orduları geri çekildiklerinde kötülük yapılan topraklarda yaşayan Ermenilerden intikam almak isteyen yöre halkından kurtarmak için o zamanın devleti zorla tehcir, yani göç kararı almak durumunda kaldı.
    Bu kararı alan elbette Osmanlı devleti değildi. Çünkü o devirdeki tek devlet gücü İttihat Terakki çetesiydi.
    İttihat Terakki çetesi Ulusalcılığı üretmiş Avrupa’nın kurgusu olarak ortaya çıkmıştı.
    Ulusalcılık belasını evrensel bir İmparatorluk olan Osmanlı’ya sokmak, çok uluslu ülkeyi parça parça edip yutmaktı elbette.
    Çünkü ulus devlet kurulamayacak tek ülke İmparatorluk hudutları idi. Sayısız etnik yaşıyordu İmparatorluk coğrafyasında.
    Onlardan biri de Ermenilerdi. Ulusalcılık belası ülkeye girince, bütün Osmanlı İmparatorluğu döneminde “Teba-i-sadıka” lakabıyla anılan Ermeniler de gayet normal olarak kendi ulus devletlerini kurmak sevdasına kapıldılar.
    Zaten Ruslar onları devlet kurma vaadiyle saflarına katıp Anadolu topraklarına girmişti.
    İşte tarih boyu birbirleriyle kardeşmiş gibi yaşayan Anadolu halkı ulusalcılık yüzünden büyük felaketlere doğru yol aldı.
    1915 felaketi yalnız Ermenileri değil, bütün Kuzey Anadolu halkını perişan etti.
    Keşke Ermeni dışındaki Anadolu halkı intikam almaya kalkışmasaydı. Ama insanoğlu intikam hissine har zaman mağlup olmuştur.
    Eğer intikam duygusuna mağlup olunmasaydı, o zamanki devletin gücü bu intikam hissini kontrol edebilseydi, o zaman tehcire gerek kalmaz ve sayısı hiçbir şekilde bilinemeyecek Ermeni kardeşlerimiz telef olmayacaktı.
    Ama maalesef oldu. Ve İttihat Terakkinin suçu Osmanlıya ve onun devamı olan Türkiye Cumhuriyetine fatura edilmiş oldu.
    Telef dedik. Çünkü o zamanlar göç etmek telef olmak demekti. Zira aç bilaç, Anadolu’da bir yerden başka bir yere göç etmek, veremden, sıtmadan, tifüsten, koleradan ve daha birçok hastalıktan ölmek demekti.
    Bu olaylardan en az otuz yıl sonra bile, ikinci Dünya Savaşı için Anadolu’dan toplanan ve hayvan vagonlarıyla Trakya’ya taşınan asker adayları, Haydarpaşa’ya gelene kadar aynı sebeplerden, ancak onda beş oranında yaşama direnci gösterebiliyor ve Trakya mevzilerine ulaşabiliyordu.
    Peki insan eliyle öldürülen Ermeni yok muydu? Elbete vardı. Her toplumda barbarlar bulunurdu ve bizim halkımız içinde de vardı.
    Burada işaret etmeliyim ki, Ermeniler bizim kardeşimizdir. Kaç Ermeni tanıdıysam hepsinle de kardeş, en azından Yurttaşça bir münasebet yaşadım.
    Bir tek Ermeni’nin bile burnunun kanaması beni muazzep eder.
    Ama gerçekler de ortadadır. Ermeniler Kuzey Anadolu insanları karşılıklı olarak büyük felaketler yaşadılar.
    Tayyip bunu vurguluyor. Ve bütün arşivlerin bilim adamlarının istifadesine sunulduğunu bir kere daha tekrarlıyor.
    Her Nisan ayında Dünyanın güçlü ülkelerinin Demokles’in kılcı gibi başımızda salladığı bir çıban haline gelmiş bu konuyu halletme adımı atan Tayyip kardeşimizi tebrik etmekten başka yapılacak ne var ki?
    İnşallah Ermeniler de Kuzey Anadolu halkına yaptıkları mezalimi kabul ederler ve de bu acı olayları tarihin mezarlığına gömerler. Çünkü hiç bir tarihi olay tek yönlü değildir. Muhakkak her olayda iki taraf vardır. Her iki taraf da bu tarihi felaketi kabul edip, el sıkışmalı, hatta kucaklaşmalıdır.
    Son söz olarak, her etnik ya da dini gurup tarihin eski zaman haritalarındaki coğrafyaları yeniden isterlerse, o zaman Amerikalılar jenosite uğrattıkları Kızıl derililere bırakmalıdırlar kıtayı.
    Yani ortada jenosit varsa, en büyük suçlulardan biridir. Kaldı ki, Ermenilerin başına gelen felakete Jenosit denemez. Selamlar.

Cevabım

© 2017 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman