1915 yılında ne oldu, 2015’in bugünlerinde neler oluyor?

ziyaretci | Nisan 20, 2015

Papa soykırım dedi.
Almanya soykırımı tanıyacağını söyledi.
Paralel Yapı ve Selahattin Demirtaş da bu cephede pozisyon aldı.
Türkiye neden Batı’ya hesap vermek zorunda? Neden Türkiye ile uğraşıyorlar? Batı’nın amacı ve planı nedir? Türkiye soykırım yapmış mıdır? Dünya Gücü ve bu gücün merkezindeki Yahudi bu işlerin neresinde? 1915 yılında ne oldu, 2015’in bugünlerinde ?

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Benzer Sorular

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: neler, nlerinde, oluyor,

Cevabım: “1915 yılında ne oldu, 2015’in bugünlerinde neler oluyor?”

  1. ismailkazdal

    Önceden söylemeliyim ki, ben sıradan Ermenilere karşı sevgiden başka hiçbir duyguyu, hayatımın hiçbir döneminde yaşamamış biriyim.
    Vahdettinin köşkünün, bekçi kulubesinde oturan Ermeni asıllı Binnaz hanımefendi, çocukluk devremin en sevgili teyzelerinden biriydi.
    Mecburen geçmek durumunda olduğum kulubenin önünden her geçişimde önümü keser ve bana mutlaka birşeyler yedirmeye çalışırdı. Ermeni hakkındaki sevgimi besleyen ya da ortaya çıkaran bu hanımefendi aklımdan hiç çıkmayan bir insandır.
    Rami’de askerlik yaparken, bütün askerler içinde, en yakın arkadaşım olan Samatyalı Nubar Tanrıverdi idi. Beni evine götürüp ailesiyle tanıştırmış ve sevgili arkadaşı olduğumu söylemiş biridir. Türkçeyi benden daha iyi, İstnbul lehçesiyle konuşan bu ermeni arkadaşımı da hiç unutmadım.
    Bütün bu satırları niçin mi yazdım? İçimde zerre kadar Ermeni kini taşımadığımı anlatmak için elbette. Tersine, onlara sevgi duyduğumu açıklamak için.
    Ben, ayrıca, hiçbir etniğin sıradan insanlarına kötü gözle bakmam. Çünkü, bütün halkları edilgenler olarak görür ve onları yönetenleri itham ederim.
    Bunları söyledikten sonra gelelim asıl meselemize.
    Nedir bu Ermeni meselesi, çıkış sebepleri nelerdir? Bu mesele üzerinde fikir yürütürken, sadece bilgi sahibi olmak yetmez, ondan daha önemli olan faktör, tarafsız bir bakış açısı sahibi olmaktır.
    Böyle bir adam olarak diyorum ki, ortada jenosit yoktur. Sadece her savaşta olduğu gibi, karşılıklı acı olaylar vardır. Her zaman olduğu gibi, güçlü ülkelerin güçsüz toplumlara uyguladığı siyaseti savaşa çevirmeleri yatmaktadır bütün zalimliklerde.
    Jenosit, ya da soy kırımın bu arz üzerinde çok örnekleri var. Eski çağları dışarıda bırakarak, En birincisi, 16 ve 17. asırlarda Kuzey Amerika’da yaşamakta olan 60 milyon yerliye uygulanan ve onları şu andaki iki milyon cıvarına indiren hadisedir. Eğer, beyazlar tarafından jenosite tabi tutulmasalardı, her halde bu çağda yerlilerin sayısı 600 milyon dolaylarında olurdu. Yani, jenosit, bir toplumu yok edip, onun vatanı üzerinde yerleşmektir.
    Sadece Amerikan yerlileri mi jenosite uğratılmıştır? Elbette hayır!
    İş gücü olarak köleleleştirilen Afrikanın kara adamları, köle edildği bölgelerden, yeni kıtaya taşınırken, yolarda yarısından fazlası telefe uğruyor, yeni köleler sahibi olmak için, zenci kadınlara tecevüz edilerek köle sayısını çoğaltmak adına çocuk doğurtuluyor ve köle pazarlarında satılıyordu.
    Afrika soy kırımının kayıplarını kimse saymamıştıı. Çünkü, onlar zencidir ve de insan olarak kabul edilmemişlerdir Batılılar tarafından.
    Batı diyerek, bütün Avrupayı itham etmiş olduğumu görüyor ve belki de haksızlık yaptığımı düşünüyorsuz. Yanılıyorsunuz. Çünkü, bütün Batı Avrupanın müşterek olarak kurduğu bir devlettir USA ve onun için bu yeni kıtada cereyan eden soykırım eylemlerinde ortaktırlar.
    Jenosit, Fransanın Kuzey Afrika halkına uyguladığı sistematik yok edişlerdir. Dikkat edilirse, bir başka çeşit jenosit olan asimileden bahsetmiyoruz. Asimilasyonu hesaba koyacak olursak, Batı, nufusu kendinden çok fazla olan nice ülkelere zorla kendi yaşam tarzlarını dayatmış ve kendi medeniyetinde eritmiştir.
    Almanların Yahudilere jenosit uygulaması çok küçük kalır. 6 Milyon olarak gösterilen Yahudi telefi, sonsuz kere yalandır. Evet, ırkından ve de dininden dolayı öldürülen kim olursa olsun, büyük bir insanlık suçudur. Ama, bu suçun mucidi bütün bir Batı dünyasıdır.
    Balkanlarda, Osmanlı Müslümanlarına, yine, Katilina ormanlarındaki Rus Yahudilerine ve en son örnek, Sırpların Boşnaklara uyguladığı jenositten bahsetmiyoruz bile.
    Çünkü, biz Batı medeniyetinin icadı olan jenosit örneklerini, 1900 lü yılların başlarında Güney Kafkasya’da vuku bulan facialara mazeret aramak için vermiyoruz. Irkından ya da dininden dolayı baskılara ve korkulara muhatap edilip yerlerinden yurtlarında sürgün edilen bir tek ferdin bile hesaba çekilmesi gerektiğine inananlardanız. Bizim jenositlerden bahsetmemizin sebebi, soykırımın ne olduğunu anlatmak içindir.Ve, kısaca, jenosit, bir kavmi, bir dini topluluğu tamamen yok etmek anlamına gelen kavramdır. Ve bu türden bir hareket, sadece Batı dünyasının eseridir.
    Bu kadar lafı,Kuzey Kafkasya’da meydana gelen faciaların, jenosit olamayacağını izah etmek için yaptık ve yukarıdaki örnekleri verdik. Zira, Güney Kafkasya etnik açıdan sayısız bölümleri içinde barındıran bir demografik bir coğrafyadır. Kim, kime jenosit uygulamıştır ki bu coğrafyada? Ermeniler, Lazlara, Kürtlere ve Türklere mi uygulamıştır jenositi, yoksa bu etnikler mi Ermenileri telef etmiştir? Olabilir bir iş değildir.
    Peki, ne olmuştur ve de olanlardan kim sorumludur?
    Bu sorunun kısa cevabı, herşey, Rusların Kuzey Doğu Anadolu’yu işgal etmeye kalkışmasıyla başlamıştır. Bu kalkışmada, Ruslar, kendi dominyonu olan Ermenileri, Osmanlı topraklarında devlet kurma hakkı vereceğim vaadiyle kandırıp kullandı, Anadolu’ya Rus destekli olarak giren Ermeni askerler, neredeyse Erzuruma kadar uzanan coğrafyada yaşayan ve çoğu Kürt olan insanlara mezalim uyguladı. Hatta, büyük ihtimalle, bölgede tebai sadıka olarak yaşayan Osmanlı Ermenilerine dahi uygulanmış olabilir zulumler.
    Sonra Ruslar, her ne sebepten ise, geriye çekildi ve mezalim uygulanan halkları kendi başına bıraktı. Bu durumda, zulme uğrayanlar ne yapar sizce? İyi bir şey değil ama, elbette intikama girişir. Ve insanları intikam hırsı bastığında akıl gider ve de günahsız olanlar bile intıkama muhatap olabilir.
    Hasta adam Osmanlının devlet eli buralara kadar uzanacak durumda değildir. Zaten, devletin başında, ülkeye ulusalcılık belasını sokan İttihat Terakki bulunmaktadır. Yani, Türk olmayanlara iyi bakmayan bir yönetim vardır. Birbirini yiyen Ermeni ya da Kürt, umurunda bile değildir.
    Osmanlı devletinin henuz ulusçu olmayan ve İslam milletinden olan bölümün yapacağı, yapabileceği tek şey, birbirine girmiş bu iki gurubu birbirinden ayırıp, katliamları durdurmaktı ve işte tehcire böyle karar verilmiştir.
    Ermeniler bu tehciri belki de çoğunlıkla tastik etmiş olabilirler. Yani, hicrete zorlanmamışlar ve sadece ikna edilmişlerdir.
    Fakat o devirde, fukara Anadolu topraklarında, Kuzey Anadolu’dan Suriye’ye giden yolda, sağ kalmak o kadar da kolay bir iş değildir
    İkinci dünya savaşı içinde askere alınıp üçyüzer dörtyüze hayvan vagonlarıyla Trakya’ya taşınan on askerden, ancak beşi gelebilmekteydi. Gerisi, sıtmadan, veremden, tifüsten, tifo ve daha başka bir çok hastalılardan telef olup gitmiştir. Anadolu’dan Sirkeci garına kadar buz gibi soğuk havalarda cepheye sefkedilmek üzere bekletilirken, birçoğunu ölüp gittiğini gözleriyle görmüş bir insan olarak, 1915 yılındaki zorunlu hicrette neler olabileceğini anlamam her halde o kadar da zor bir iş değildir.
    Bir kere daha işaret edelim ki, hicret zorunludur. Çünkü, intikam duygusuyla birbirine girmiş halklar içinden, Osmanlı Ermesini hicrete teşvik etmek makuldu. Çünkü, Müslüman Kürtler, kendi yurtlarından ayrılıp yabancı ülkelere gidip oralarda yaşayacak bir durumda değildiler. Daha, birçok sebepten ötürü, hicret etmeye müsait olanlar Osmanlı ermenileriydiler.
    Belki bu durum tartışılabilir vr Kürtle hicret ettirilmeliydi, denilebilir. Ama, Ruslar ve başka güçlü devletler Ermenilere Anadoluda devlet kurma hayali vermişti. Elbette her devlet, ülkesinin sınırlarını korumakla mükelleftir. İttihat Terakki Osmanlısı da böyle yapmış, aklınca, Osmanlı Ermenilerini Rus Ermenileriyle birleşip devlet kurmaması için hicret ettirerek sınırlarını koruduğunu düşünmüştür. Ki, Osmanlının tebai sadıkası olan Ermeniler, Rus Ermenileriyle devlet kurma noktasında ittifak etmiş, Osmanlıya birlikte savaş açmış durumdadır. Bu duruma rağmen, Osmanlı Ermenilerini jenosite tabi tutmamış, sadece hicrete ikna etmiştir.
    Ayrıca, yukarlarda bir yerlerde de işaret ettiğimiz gibi, Rus Ermenileriyle birlikte, Müslüman Kürtleri telef etmenin karşılığıolar, Kürtlerin intikam duygularıyla karşı karşıya kalmıştı. Yani, Kürt kırımına uğramaya başlamıştı. Kısaca, tehcir olayı, hem ermenileri Kürt intıkamından kurtarıyor hem de Rusyaya bağlı bir Ermeni devletinin kurulmasına engel olunuyordu.
    Buradan soruyoruz. Hangi devlet, asırlarca önce egemenliklerine kaybetmiş bir toplumun, kendi topraklarında devlet kurmasına izin verir?
    Mesela, çok yakın tarihte Kuzay Amerikanın sahibi olan yerlilelere devlet kurma hakkı verebilir mi USA?
    Evet. Tehcir olayı kısaca budur. Ve tehcir, bütün güc,ünü kaybetmiş bir devletin kendini koruma refleksidir. Sonuçları çok acı olmuştur. Ama, olmuştur işte.
    Önce Ermeniler Osmanlı topraklarında ardındaki Rus desteğine güvenerek, çoğu Kürt olan halka mezalim uygulamış, Rus desteği kalkınca da, zulme uğrattığı Müslüman Kürt’ün gazabına muahatap olmuş, böylece muazzam bir facia çıkmıştır ortaya. Ve Ermeniler tek yanlı bir hak diledikçe, bu durum Maalesef bitemez. Türk devleti, kendi kusurnu kabul edecek duruma gelmiştir. Ey bir zamanlar tebai sadıka olan Ermeniler! Gelin size kucağını açmış yeniden birliğe davet eden devlete koşun. Yeniden, kimliğini kaybetmeden çok güçlü bir devletin tebai sadıkası olun.
    Asıl vatanınız olan topraklardan, nasıl oldu da Osmanlı devletinin başkentine kadar gelip, Ermeni Patrikhanesi kurabildiğinizi hatırlayın. Size bu imkanı veren Osmanlının torunlarıyla birleşin, ta M alazgirtten bu yana birlikte olduğunuz bu toplumun hür bireyleri olmayı şeref sayın.
    Bu ülkede, kendinine Kürt dediği halde, Ermenicilik yapan, bölücü çetebaşlarının, acaba Kürt olduğunden emin misiniz ey Müslüman Kürtler?
    Belki de hicret eden Ermeni Ailelerin Kürt aileleri yanına bırakılmış çocukları olamazlar mı. Belki de eş başkan, ülkemizi soykırımla itham ederken, Anadolu’da bir Ermeni devleti kurmak niyeti taşımaktadır. Bunu mu istiyorsunuz ey Müslüman Kürtler? Eğer istemiyorsanız, silahları bırakın, yeni Türkiye’nin şerefli vatandaşları olun.
    Devlet kuracağnıza inandğınız haritaya bir kere daha bakınız. Ermenilerin ve de Yahudilerin haritasyla örtüştüğünü göreceksiniz. Sizce, hanginiz bu örtüşen topraklarda yeni bir devlet kurabilir, diye sorunuz. Ve biliniz ki, Anadolu halkı üzerindeki kötü evrensel güç hesaplarını sadece siz defedebilirsiniz Alet olmayınız içinizdeki Ermeni niyetlerine. Selamlar.

Cevabım

© 2017 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman