1923 zindeliği
ziyaretci | Ocak 24, 2010
Balyoz plan seminerinde “Devlet ve kamu erkinde, en üst kademeden en alt kademeye kadar bütün kadroların temizlenmesi ve 1923 zindeliğine ulaşılması esas alınacak” deniliyor.
Bu laik zihniyet, siz Müslümanların asr-ı saadet kavramıyla çok uyumlu. Size göre Muhammed’in sağlığında her şey iyiydi ve ideal o zamana dönmektir.
Laiklere göre ise her şey Atatürk’ün zamanında iyiydi ve o zamana dönmek gerekir. İsimler farklı ama mantık aynı mantık. Öyle değil mi?
Soruyu gönderen kişi: İbrahim.Ç.
Benzer Sorular
Bölüm: Soru-Cevap | Cevabım »
Etiketler: zindeli,
Cevabım: “1923 zindeliği”
Cevabım
« Bilgi | Anasayfa | felsefe ve filozof »












Eskiler Kıyas-ı-batıla derlerdi Yani yanlış kıyas, mukayese. Bir Arap deyişi vardır, Zıdlar aynı toplam içine girmez, diye.
Kıyas ettiğiniz iki durum da aynen böyle bir manzara arzediyor. Çünkü biri bütün insanlığı ilgilendiren ya da içine alan ve “Ey İnsan” diye seslenen bir medeniyet hareketidir; öbürü ise bir ırkın medeniyet kulvarı değiştirmesidir. Yani, biri, ta kıyamet zamanına kadar bütün insanlık alemini ilgilendiriyor, öbürü ise sadece Türk kavmini.
Medeniyet evrenseldir ve ilkeleri kıyamete kadar süren bir yapıdadır. İnsanlık tarihi boyunca denene denene süzülmüş ve artık değişmez mütearife haline gelmiş ahlaki ilkelerdir. Lokal olan Kavim harsı ve örfünü değil, kompleks insanın bütün vasfını içine alan evrensel ahlakı temel edinen bir medeniyetin saf ve orjin inanç ilkelerini illiyet sayar.
Biri bir kavmi nasıl güçlendirirm derdindedir ve elbette çatışmacıdır; öbürü ise bütün insanlığı güzel ahlakta nasıl buluştururum idealinin mücadelesidir ve elbette sulh ve sükünu içerir. Zaten onun için İslam, yani barış adını almıştır.
Biri 1400 küsür yıldır insanlığı etkilemeye devam ediyor, öbürü yüz seneyi doldurmadan adına hareket ettiği toplumu dahi tatmin edemez oldu.
Nihayet, biri gelip geçici, öbürü ise kıyamete kadar baki kalacaktır. Şimdi bu iki kurumu birbiriyle kıyas etmek sence de batıl değil midir?
Sonra ayrıca Müslümanlar asr-ı- saadeti meydana getiren ahlaka sahip çıkarlar, bu harika örnek toplumu meydana getiren büyük insanların ahlakını zamanımıza taşımaya çalışırlar. Çünkü bu kahramanların ahlakları, zamanlara, mekanlara ve toplum şartlarına bağlı kalmaz, zamanla birlikte akar gider ve her devrin, her mekanın ve her şartın insanına kılavuzluk yapar. Yani Müslümanlar, asr-ı-sadet şartlarını bu zamana taşımak derdinde değildir. Sadece hiç eskimeyecek bir topluluğun müşterek ahlakını bu zamana taşımak idealindedir. Mesela, “Bir derenin kenarında otlayan kuzuyu bir kurt yese, ondan da kendini sorumlu tutan” bir devlet ahlakını zamanımıza taşımaktır. Bir başka ifadeyle; Hz. Ömer’i zamanımıza kadar taşıyıp, acaba günümüzün şartlarında ne yapacağını bulmaya çalışmaktır.
Müslüman zaman ve mekan şartlarının ne olduğunu bilen ve hep zamanın önünde koşma cehdini taşıyan insandır. Selamlar.