Allah’ın akreditasyonu
ziyaretci | Temmuz 11, 2009
Niçin Allah sadece peygamberler ile muhatap olmuş? Allah’la muhatap olmak niçin sadece peygamberlerin hakkı olsun? Üstelik Kur’an’ın deyimiyle peygamberler de birer beşer. Allah’la muhatap olmak her insanın en tabii hakkı değil midir? Milyarlarca insan yaratıyor, ama birkaç kişi hariç o milyarlarca insanı tenezzül edip muhatap almıyor. En hafif deyimiyle bu bir sorumsuzluk değil mi? Saldım çayıra mevlam kayıra..
Mutlak doğruları ihtiva ettiği iddia olunan bir dinin sahibinin yani Allah’ın her insanla bizzat muhatap olması daha etkili olmaz mıydı? Böylesi daha âdil olmaz mıydı? O zaman yeryüzünde hiçbir kötülük, hiçbir baskı ve zulüm olmazdı. Çünkü kim kendisi ile bizzat muhatap olan Allah’ı ve O’nun buyruklarını reddedebilirdi? Allah’ın bu seçiminin doğru olmadığı âşikâr. Çünkü dünya bir cehennem.
Düşünün şimdi. Bakın ne güzel bir site açmışsınız. Herkese açık. Sadece sizin seçtiğiniz birkaç insanın bu siteden yararlanması hiç tercihe şayan bir tutum olur mu? Elbetteki olmaz.
Peki Allah niçin böyle bir akreditasyon uygulamış?
574 kez görüntülendi.
This post was submitted by nejoyid.
Benzer Sorular
Bölüm: Soru-Cevap | Cevabım »
Etiketler:
Cevabım: “Allah’ın akreditasyonu”
Cevabım
« Kur’an | Anasayfa | Allah rızası »










Nereden çıkarıyorsun Allah’a sadece peygamberlerin muhatap olduğunu. Herkes, ama herkes Allah’a muhatabdır. Kuran’ıkerim “Ey İnsan” diyerek hitab ediyor bize. Sadece insanlar birbirinden farklıdır. Kimimiz “Ey İnsan” hitabına çok fazla kulak veriyor, kimimiz hiç vermiyor.
Allah bize “Aklını çok iyi kullan” diyor, ama tarihe iz bırakmış insanların dışındakiler bu insani görevi yerine getirmiyor.
İnsanlık aleminin yıldızlarına bir bakalım. Onlar Allah’ın kendisini tanıması için lütfedip verdiği aklıllarını kullanıp, ferden ferda, kendi başlarına Allah’a muhatap olmuşlar, doğru yolu, yani hak dini bulmuşlardır.
Tevhide herkes muhatabdır. Herkes, ama herkes, Bu kainatın bir yaratanı olduğunu, ölümden sonra dirilip hesaba çekileceğini, onun için de yaşadığı hayatı çok dürüst ve faydalı işler yaparak geçirmesi gerektiği gerçeğini bilir. Daha ötesinin, yanı yaşayışımıza yön veren hukuk (DİNİ) alanının düşünürleri elbette müstesnadır. Herkes nasıl bir Hz. İsa olamıyorsa, Sokrat, Eflatun vs. de olamıyor. İnsanlar arasındaki seçkin düşünürler nadide çiçekler gibidirler. Gerçeklere herkes muhatabdır, ama, onlara çok az kimse ulaşabiliyor. Her gerçek Allahındır. Gayret edip o gerçeklerin arkasında koşanlar, gerçek bilgilere ulaşırlar. Ama tembeller, gerçek bilgi yerine, hiçbir işe yaramayan luzumsuz bilgi arkasında koşanlar ise, doğru bilgiden uzakta kalır ve zarara uğrarlar.
Bilenle bilmeyen elbette bir değildir. Ve bilenlerle bilmeyenler vardır insanlar arasında. Bilenleri Allah seçmiyor. Onlar Allah’ı seçiyor ve Allah da onlara bilgi kapılarını açıyor. Allah herkesi kendi seçiminde serbest bırakmıştır. Seçkin insanlar aracalığı ile doğru ve eğri bilgiyi göstermiş, doğru bilgiye ulaşmayı öğütlemiştir.
Bir kere daha vurgulayalım ki, Allah kimseye akreditasuo uygulamaz, uygulamıyor. Gerçek bilgileri kapısı, herkese, ama herkese sonuna kadar açıktır. Ama insanların çoğu o hidayet kapısından geçmek istemiyor. Bunun kabahatı insanların kendisindedir. Allah hidayette de dalaletde de zorlayıcı değildir. Selamlar.