Birleşmiş Milletler
ziyaretci | Ocak 10, 2012
Birleşmiş Milletler teşkilatı hakkında ne düşünüyorsunuz? Şimdiden teşekkürler.
333 kez görüntülendi.
This post was submitted by Hamza Asyalı.
Benzer Sorular
Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: Birle, Milletler,
Cevabım: “Birleşmiş Milletler”
Cevabım
« Ergenekon Davası Nasıl Sonuçlanır? | Anasayfa | Laikler korkularında haklı mı? »










NOT:Müstearı Hamza Asyalı sormaya, aslı İsmail Kazdal cevap vermeye devam ediyor.
Bu konudaki yazı 31/1o/1967 yılında HİLAL imzasıyla yazılmıştır.
Bir konu hakkında kapak resmi yaptırır, o resmin içine başyazı olacak yazının başlığı atılır, sonra da İsmail Kazdal tarafından HİLAL imzasıyla başyazı olarak yazılırdı.
Bu Birleşmiş Milletler yazısının başlığı,”EMPERYALİZMİ HUKUKİLEŞTİRMEYE MEMUR BİR YAHUDİ KARARGAHI” dır.
—————————————–
Hemen hemen hergün, gazetelerde, radyo bültenlerinde ve haber ajanslarında sık sık bahsi geçen bir beynelmilel kuruluş vardır ve bu kuruluşun adına,”Birleşmiş Milletler” denmektedir.
İsmine göre hüküm verilecek olursa, bütün milletleri bir araya getirmeye memur bir kuruluş olduğu sanılır. Bütün bir insanlığı bir arada ve kavgasız bir biçimde yaşatmaya gayret eden bir beynelmilel teşkilat olduğu akla gelir.
Halbuki bu dış görünüşe rağmen, hiçbir zaman fonksiyonu bu olmamıştır. Kuruluşu da bu gayeyle değildir. Onu kuranlar bu maksatla kurmamışlardır. Bilinenin ve görünenin ardındadır bu teşkilatın kuruluş sebebi.
Madde gücünü elinde tutan ve Süper Devletler olarak isimlendirilen güçlü devletlerin ön ayak olarak kurdukları bu teşkilat, kuruluşundan bu yana, süper devletlerin lehine ve kendi yasalarının aleyhine kararlar almış ve bu çarpuk kararları tatpikat alanına sokmaya çalışmıştır.
Süper devletlerın ardında, onları perde gerisinde yönetenlerin kimler olduğunu bilmemek mümkün değildir. Bunları tanıtmak için birçok vatansever kitaplar yazmış, bu yüzden çeşitli eziyetlere duçar olmuşlardır.
Tanıtılmaya çalışılan bu gizli devletin liderleri, Allah’ın lanetine uğramış ve Şeytanın yeryüzündeki temsilcisi olan Yahudi’ dir.
Yahudi, butun dizginlerini elinde tuttuğu büyük devletlerin emrinde bir dünya istiyor, Öyle bir dünya istiyor ki, kendisi bütün bir insanlığı hükmü altında toplayabilsin ve Siyonist ideallerini gerçekleştirebilsin.
Bütün dünyada on küsür milyonluk bir nufusa sahip Yahudinin, sayıları milyarlarca olan insanlığı, maddeten emri altına almak imkanı olmadığı için, bu şeytan kavim bir yol kullanmaktadır. Fakat biz, kullanılan bu yolu hiçbir şekilde açıklamıyoruz.
Anlatmak istediğimiz mesele, Birleşmiş Milletler olarak bilinen beynelmilel teşkilatın mevcudiyeti ve icra ettiği eylemlerin, Yahudi planını gerçekleştirmekte olduğudur.
Bu planın gerçekleştiğini bize gösteren şöyle uygulamalar gözlerimizin önünde cereyan ediyor. Yahudi, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, hangi toplumla birlikte bulunursa bulunsun, yine de Yahudi olarak kalmayı becermesine rağmen, bakarsınız, bir Yahudi, öbür Yahudiyi emperyalistlikle suçlar. Bir bakarsınız, sosyalist diye bilinen bir Yahudi, mesela, kapitalist olarak tanınan Yahudiye ağız dolusu hakaret eder. Bütün bu çelişkili işleri, esir etmeye çalıştıkları milletlerin gözlerini bağlamak için yaparlar. Amaçlarını gizlemek metodudur bu tür tavırlar.
İşte, Birleşmiş Milletler teşkilatı, suni bir şekilde birbirinden ayrılmış insanlık aleminin, her bir gurubu adına konuşmasını sağlayan bir teşkilattır.
Bir nevi, bir Yahudi karargahı. Dünyanın dört bir yanına dağılmış ve ayrı ayrı görünan milletlerin hüviyetlerine bürünmüş olan Yahudileri veya Yahudileşmiş yerli işbirlikçileri, yani Masonları bir araya toplayarak insanlığı idare etmenin usulünü müzakere ettiren bir bir kuruluştur Birleşmiş Milletler.
Birleşmiş Milletler teşkilatı, dünya milletlerinin bütün içişlerine el atmış beynelmilel Yahudinin, insanlığı idare etmesini sağlayan, ama, buna karşılık, de bütün insanlığın taktirini kazanmış bir teşkilattır.
Bilhassa, süper devletler olarak tanımlanan ülkeleri kullanma imkanı veren bir teşkilattır. Güçlü ülkeleri bu kuruluş içine alarak, kendi maksadına uygun olarak kullanmak metodu, gerçekten de şeytanca bir metottur.
Birleşmiş Milletlerin şimdiye kadar yapmış olduğu işlere şöyle bir gözden gezdirsek bile, dediğmizi ispat edici birçok unsuru görüveririz.
Bu kuruluşun varlığının temel sebeplerinden biri, esir olmuş toplumları esaretten kurtarmak olmasına rağmen, hangi esir millet hürriyete kavuşturulmuştur ki?
Esir milletler, esaretten kurtulmak için kendileri savaştılar ve hürriyetlerinin bir kısmını kurtardılar.
Bahsi geçen teşekkülün bu hürriyet mücadelelerinde en ufak bir katkısı bulunmamaktadır. Eğer oturup konuşmak bir katkı sayılıyorsa, o başka tabii.
Eğer esir milletlerin hürriyetini sağlayan bir teşebbüste bulunsaydı bu kuruluş, kızıl Rusya ve Çin’in, şiddetli şekilde işkence ettiği ve dünya üzerinden yok etmeye çalıştığı milyonlarca Müslüman Türk’ü kurtarmak için bir teşebbüste bulunurdu. Halbuki herkes biliyor ki, müteaddit kereler müracaat edildiği halde, esir Türkler meselesi gündeme dahi aldırılamamıştır.
Neden? Çünkü, onları eser eden devletler kuvvetlidir ve bu kuvvet Yahudi’nin elindedir de ondan. Yani, bu esir Türk toplumların sırtından, Yahudi geçinir de ondan. Bilinen ardındaki asıl sömürücü kendisini gizlemeyi başaran Yahudidir.
Hatta o kadar ki, savaşan iki tarafttan bir galipse, öbürü mağluptur. Fakat, Yahudi, her halükarda galiptir. Zira, bütün dünyayı esir edebilecek maddi imkanlar Yahudinin elindedir.
Birlemiş Milletler teşkilatı, büyük devletlerin yaptığı hiçbir haksızlığa karşı çıkmamış, önlemeye çalışmamıştır. Buna dair birçok misal vardır. Mesela, Wietnam savaşını ele alalım. Bu harbi, Amerika dağil de, bir başka devlet, mesela, Hndistan yapmış olsaydı, şimdiye kadar çoktan durdurulur ve kendi memleketi olmayan bir ülkede savaşmakta olduğu için mütecaviz olarak ilan edilir ve Harp tazminatı ödetilirdi. Ama, harbi Amerika yaptığı için ve Bu ülkenin sahibi de Yahudi olduğu için, böyle bir şey yapılamıyor.
Bahsi geçen teşkilatın bir Yahudi karargahı olduğunu ispatlayan bir kaç örnek daha gösterelim:
İkibin senelik sahiplerini türlü işkencelere tabi tutarak yerlerinden ettikten sonra, Filistin topraklarında bir Yahudi devletinin kurulması işini tahakkuk ettiren ve bütün dünyaya bu devletin meşru olarak kurulduğunu ilan eden ve her devletin bu korsan devleti tanımasını temin eden teşkilat bu beynelmilel teşkilattır.
Bu devletin kurulmasından dolayı, evsiz barksız, aç bilaç çöllerde kalmış muhacir Bedevilerin gözünün yaşına bakmayan, kuruluşunun gayelerinden biri, böyle durumlara müdahale etmesi olan bu teşkilat kılını bile kıbırdatmamıştır.
İkinci cihan savaşında, henüz bir devlet olmadığı halde, henüz devlet olmayan bir cemaatın hiçbir sürette harp edemeyeceği birf gerçekken, bu savaşın mağlubu Alşmanya’yı, 1948 de kurulmuş olan İsrail’e harp tazminatı ödemeye mahküm eden yine bu teşkilatgtır.
Son Orta Doğu harbindeki tutumunu izah etmek için ciltgler boyu kitap yazmak gerekir. Fakat biz bir iki örnek vererek neler olduğunu göstereceğiz.
Herkes biliyor ki, Araplar, bir düşüncesizlik eseri olarak Yahudiye harbetmek fırsatı vermiş, ama, hiçbir zaman harbin başlama sebebi onlar olmamıştır. Yani, ilk saldırıyı Araplar yapmamıştır. Bu işi İsrail yapmıştır. Buna rağmen, mütearz Yahudi, tam anlamıyla kendi lehine pozisyon kazanıncaya kadar, bu teşkilatın acil vakaları ele almaya memur olan bir kolu olan Güvenlik konseyi, bir gün geç toplanmış ve bir karar alınmadan erftesi güne tehir edilmiştir. Harbin, tam anlamıyla Yahudi lehine tebeyyün ettiği ortaya çıkınca, lütfen toplanarak ateş kes kararı alınmış ve bu karar taraflara kaplumbağa postasıyla bildirilmiştir.
Ya harpten sonra ne yapmıştır? Ya da ne yapabilmiştir bu beynelmilel teşkilat? Elbetgte hiçbir şey. Harp ertesi, yine bu sayfalarda hiçbir şey yapamayacağını söylemiştik. Yahudinin, zorla elde ettiği Arap topraklarını bir daha geri vermiyeceğini iddia etmiştik.
Netekim, dediğimiz gibi oldu. Birleşmiş Milletler, büyük vaveylalar kopararak, Orta Doğu saşı neticelerini bir neticeye bağlamak için toplantı yaptılar, fakat hiçbir netice almadan medeleyi hasıraltı ettiler. Koparılan gürültüler zaten insanlığı kandırmak içindci.
Yahudiden başka hangi küçük topluluk, (Nufusı 2,5 milyon) böyle bir tecavüz yapar da, o devlet, Birleşmiş Milletlerin hışmına uğramaz. Hangi dedvletin tevavüzüne göz yumulur? Hiçbirini elbetgte. Yahudiden başka hiçbirini gözünün yaşına bakılmaz ve gereken yapılır. Böyle bir mütecaviz devlet hakkında kararlar alınır ve bu kararlar süper güçler eliyle ve zorla uygulanır.
Eğer bizim olan Kıbrıs’a bir çıkarma yapsak, bu teşkilat bizi şeddetle cezalandırır, neler yapardı neler!
Bu teşkilatın bir Yahudi karargahi olduğunu ispatlayan karineler nakledilmekle bitmez.
Şunu da söyleyelim ki, sömürgecilik yapan büyük devletlerin ardında ve onları böyle kötü fiillere iten de, beyhnelmilel Yahudi’dir.
Ve kuvvet iktisab etmiş milletlerin emperyalist gayelerini tahakkuk ettirmek için, Birleşmiş Milletler diye bir evrensel teşkilat kurulmuş ve bu teşkilat büyük olarak tanımlanan devletlerin emperyalist ataklarını meşrulaştırmaya garet edegelmiştir.
Hülasa, bu teşkilat, isminin ve gayelerinin icaplarını yerine getirmeyen bir teşkilattır.
Bu teşkilat, güçsüz devletlerin haklarını değil, tam aksine, güçlü ülkelerin tecavüzlerini tastik eden bir teşkilattır.
Bu tgeşkilatg, beynelmilel Yahudinin dünyayı idare etmesi için kurulmuş bir teşkilattır.
Bu teşkilat, bütün milletleri bir arada yaşatacak ideale sahip olmadığı müddetçe de, yukarıdan beri sıraladığımız denaetlerin aleti olmayı sürdürüp gidecektir.
Emperyalizm emrine verilmiş kuvvetlerin zoruyla bütün insanlar bir araa hauzur içinde yaşayamazlar.
Bütün insanlığı bir arada jzur içinde yaşatacak bir tek ideal vardır ved bugün içinde insanlığın en uzak olduğu ideal de bu idealdir. Böyle olduğu halde, nasıl olur da, Birleşmiş Milletler diye bir teşkilat mazlum milletler tarafından benimsenir.
Birleşmiş Milletler, güçlü devletlere değil de, bütün insanlığı bir arada ve mesut yaşatacakolan İslamW’a istinad ederse, ancak o zaman ismine uygun hale gelebilir.
Gerisi dedikodudur ve dedikoduların nerelerde yapıldığı da herkesin malümıudur.