cariye
ziyaretci | Aralık 21, 2010
Cariye ne demek? Kur’an’da geçen bir kelime midir? ya da cariye diye çevirdiğiniz kelime Kur’an’da nasıl geçiyor? Cariye deyince bugün ne anlamalıyız? Aslında daha açık konuşmak lazım. Cariye ile kasdettiğiniz kadın. Ancak hangi kadın? Kolaylıkla cinsel ihtiyacınızı görebileceğiniz kadın. Bu kadın bir şekilde -para ya da başka şeyler- kendi rızası ile erkekle beraber olan kadın mıdır? Sizin camia bu konuyu niçin açık açık tartışmaz.
549 kez görüntülendi.
This post was submitted by İsmet.
Benzer Sorular
Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: cariye,
Cevabım: “cariye”
Cevabım
« Zebur neden indirilmiştir? | Anasayfa | Demokratik Özerklik »










Cariye, kısaca, savaşta ele giçirilen ve Müslüman olmayan esire kadın demektir. Dikkat edin, kadın esire dedim, fahişe demedim. Fahişe deseydim iffetli cariyeleri oruspu haline düşürür ve büyük günahlardan birini işlemiş olurdum. Esir düşmüş kadın için, hizmetli desek, çok daha iyi bir tanım yapmış olurduk.
Peki, İslam tarihi diye tanımlanan, ama aslında, kendisini Müslüman olarak isimlendirdiği için, Müslümanların tarihi olarak nitelemenin daha doğru olacağı tarih içinde, cariye bu hukuk çerçevinde rahat bırakıldı mı? Elbette ki hayır. Neredeyse hiçbir islami sosyal ve siyasal ilkenin ayniyle bırakılmadığı tarihimizde, Cariye hukuku da dejenere edilmiş ve hizmetli, evin erkeğinin yatak arkadaşı olup çıkmıştır. Sonra da, savaş esiri olmak şartı da yok edilmiş, para ile alınır satılır kadına cariye denmiştir. Allah, “cariyelerinize kendi yediğinizden yedirin, içtiklerinizden içirin, onlara eziyet etmeyin” buyururken, işte bu kadın hizmetli esirelerden olanları kastetmiştir. Fahişeleri evlere sokmayı salık vermemiştir.
Bu gerçeği vurguladıktan sonra, insanlık için çok çok önemli olan KÖLELİK kavramı üzerinde durmamız gerekmektedir.
Köle, kadın-erkek, hiçbir insani hakkı olmayan, sadece malı olduğu efendisinin verdiği kadar hakkı olan kimselerdir.
Şimdi bu tanımlamaya göre düşünelim ve bakalım, kölelik gerçekten yeryüzünden kalkmış mıdır?
İnsanı köle eden en şiddetli sebep, elbette ki ihtiyaçlarıdır ve dolayısı ile de, maişet korkusudur. Her zayıf insan, ihtiyaçlarının kölesidir. Ve o ihtiyaçları kim karşılıyorsa, işte onun kölesi olur beşer.
Neden böyledir? Çünkü, beşer, rızkı veren ve verecek olan tek gücün Allah olduğu idrakine varamamıştır da, ondan dolayı müşahhas efendilerine köle olmuştur.
Bu konu o kadar hayatidir ki, bütün Müslümanlar bunun üzerinde durmalı ve bir sonuca bağlamalıdır.
Zayıf Beşeri, ya da halkı, ya da Cinleri köle eden ikinci en büyük saik ise, tutkulardır. Tutkuları besleyen sebepler de, hırs, kıskançlıklar ve özentilerdir. Dünya efendilerine bakıp onlar gibi yaşama hayalleri, onlara benzeme tamahı, beşeri azat kabul etmez köleliğe iten ve beklentilerini karşıladığını sandığı güçlü kimselere kulluk eden kimselerin kendilerine hür demeleri nasıl mümkün olur ki? Kıskançlıkla ulaşmak istediği hedeflere her şeyini vermeye hazır olanlar, kölelikten nasıl kurtarırlar kendilerini? İnsan bu dünyadan ne kadar çok şey isterse, o şeyleri ellerinde tutanların o nispette kölesi olurlar. ve de durum, bu materyalist çağda maalesef ki böyledir ve insanlığını idrak edene kadar da böyle kalacaktır ve köleliğini hissetmeden yaşayıp gidecektir.
Burada, kötü niyetli olduğundan emin olduğum soru sahibine de bir iki laf etmeliyim. Öncelikle cevabımı ona değil, bu siteye giren iyi niyetli insanlara verdiğimi belirtmeliyim.
Bu soru sahibinin bağlı bulunduğunu düşündüğüm Batı medeniyetinin sonuçları olarak, neredeyse her sekreterin ve kadın hizmetlisinin, ve hatta büyük oranda var olan fakir kadının, patronunun fahişesi olduğu aşikardır. Hangi kadın, yaşama için lazım olan ihtiyaçlarının ötesindeki sonsuz ihtiyaçlarının karşılanamamasına razı olacak da, patronuna ya da amirine direnecek?
Zaten öyle bir zamana geldik ki, fahişelik, kadının en tabi hakkıdır. Öyled ya..Tek geçim vasıtası olan vucudunu satmasının ne kötülüğü olabilir ki?
Tarihin hiçbir döneminde, kadın, bu gün olduğu kadar alçaltılmamış ve bir yatak objesi haline getirilmemiş ve bu kölelik ona hürriyet olarak yutturulmamıştı. Allah İslam dininin bahşettiği hürriyetten haberi olmayanlara acısın.
Yine bu noktada bir İslam ilkesini, soruyu soranın dışındaki iyi niyetlilere açıklamak isterim. İslam, fıtrat, yani yaratılış dinidir. Varlığın ve özelde de İnsanın yaratılışını, fıtratını temel alır ve bu temel üzerine dünya görüşünü açıklar.
Mesela bir örnek verecek olursak, her kişide cinsel aşırılık olabilir der ve bu aşırılığı dengelemeye çalışır. Taaddüd-ü-zevcat bu denge unsurlarından biridir. Tarih boyu kadın nufusu çeşitli sebeplerden ötürü erkeğe göre fazladır. İşte İslam bu fazlayı hesaba alarak, onları erkeksiz bırakmaz. Cinsel ihtiyaçlarını meşru yollardan gidermek yollarını açar. Eğer bunu yapmasaydı, modernizmin belası olan metreslik kurumu gelişir ve nesiller arasındaki bağları koparmış olurdu.
İşte, köle edilmiş kadın hizmetli cariye konusu da bu bağlamda düşünülmelidir. Eğer onlarla evlenme yasak edilseydi, o zaman yapılan cinsel birleşmeler zina olacaktı. Zina ise, iffet sahibi aileler için felakettir.
Malesef, çağımızın en güçlü kurumu da zinadır. Yeryüzü, aidiyetini bilmeyen sayısız zina mahsulu ile doludur. Elbette ki, zina mahsulü cocukların zerre kadar suçları yoktur. Onlar, fıtrata karşı bir medeniyetin kurbanlarıdır.
Selamlar.