“Esas devlet” nerede?

ziyaretci | Mart 30, 2014

Türkiye’nin kötülüğünü isteyen güçler, yani “Neocon destekli CIA-MI5-MOSSAD-TUSİAD- FETULLAH koalisyonu, Tayyip Erdoğan’a yönelik hınç, öfke, kin, gayz, nefret dolu büyük bir psikolojik harekât yaptılar.
Sadece psikoljik harekât mı? Hayır. Başbakan, bakanlar, siyasetçiler,yazarlar dinleniyor. “Ulusal güvenliği” tehlikeye sokacak bilgiler pervasızca açıklanıyor, YouTube’dan izleniyor.
Adamlar bu eylemleri sahiplenerek meydan okuyor. Tamam Tayyip Erdoğan canhıraş feryatlar koparıyor. Halk da bugün sandıklara koşup Tayyip Erdoğan büyük bir destek verecek.
Peki varsa eğer “asıl ” bu feryatları duymuyor mu? Acaba “paralel ”ten ayrı, “esas , asıl ? Gerçekten “asıl ve esas” diye nitelendirebileceğimiz bir var mı? Ve bu olup bitenleri “ulusal güvenliği” riske sokma pahasına ellerini ovuşturarak izliyor mu? Kırkıncı haramiye sıranın gelmesini mi bekliyor? Yoksa biz hiç mi bir şey bilmiyoruz?

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: Devlet, nerede,

Cevabım: ““Esas devlet” nerede?”

  1. ismailkazdal

    Bütün çağlarda ve bütün devlet yapılanmaları içinde genel olarak toplum içinde iktidara talip en az iki gurup vardır. Bu iki guruba, aynı üst statüde olan muhalif ve muvafık. ya da iktidar ve muhalefet diyebiliriz.
    Güçlüler arasındaki iktidar olma hırsından meydana gelen gruplardır bunlar. Bu muvafık ve muhalif gurupların mücadelesinin devlete zarar vermesini önleyecek bir de gizli devlet olması gereklidir.
    Devletin paradigmalarını tespit eden ve devamlılığını sağlayan bir tanınmaz güç daima lazımdır.
    Bizim devletlerimizde de hep var olmuştur. Devletlerin devamlılığını sağlayan bir güçtür bu.
    Aslında devleti oluşturan bütün kurum ve kuruluşlar içinde yar alan bu derin devlet mensupları aldıkları bazı kararlarda hata yapmış olurlarsa, o zaman bu hataları kim hangi kurum düzeltecektir.
    Sandıksız devlet yapılanmalarında böyle bir üst hakem pozisyonu yoktu. Serbest seçim sandığı olduğundan bu yana derin devletin hatasını önleyecek merci halk olmuştur. İşte biz onun için serbest seçin sandığını toplumlar için hayati önemde sayıyoruz ve zaman da öyle saydık.
    Bizim derin devletimiz de ilk yenik masası olan Karlofça’dan sonra, yenilmenin faturasını İslama çıkarmış ve çok büyük bir yanlış yaparak, kendisini mağlup eden Batı dünyasının medeniyetine yönelmiştir. Tabi yöneldiği Batı kendinden çok güçlü olduğundan, onun emirlerini kendi devletine hiçbir kriter süzgecine tabi tutmadan olduğu gibi uygulamaya çalışmıştır.
    Bizim medeniyetimiz iyi ve kötü yanlarıyla Batı medeniyeti koordinatlarıyla uyuşması mümkün olmadığından, o zamandan bu yana bizim ülkemiz siyasi ve sosyal çalkantılarından bir türlü kurtulamadı.
    Bizim başımıza gelen siyasal ve sosyal bölünmelerin tamamı işte bu durumdan, yani kendimize has bir medeniyeti yeniden kuramamızdan ötürü olmuştur.
    Onun için sandık toplumun önüne gelene kadar derin devletin bu yanlış kararına itiraz etme imkanı bulamayan halk, sandığı önünde bulur bulmaz kendi medeniyetinin koordinatları aramaya başlamış ve yavaş ta olsa bulmaya yakınlaşmıştır.
    Onun içindir ki, asırlardır oluşan Batı hayranı ve de uşağı beyaz Türkler, sandığı hiç sevmediler.
    Derin devletin sandıktan gelenlere yaptığı bütün askeri darbelerin kaynağı işte budur.
    Yanıldığını bir türlü kabul etmiyor, kendini yanılmaz halk vicdanına teslim etmiyor bir türlü. Asırlardır Batı medeniyetine bağlamaya çalıştığı halk içindeki zenginleştirdiği ve beyaz Türkleştirdiği kesimden de destek bulduğu için bir türlü hatalarını kabul etme imkanı bulamıyor ve ülkenin düşmanı enternasyonal güçlerle iç tutmak hainliğine düşüyor.
    Türk derin devletinin nüvesi muharip güçlerden oluşmaktadır.
    Onun için halkın temsilcilerinin bu güçle birlikte hareket etmesi kaçınılmazdır. Bunu yapabilmek için de gerçekten kelimenin tam anlamıyla milli olmak gerekmektedir.
    İşte şu an iktidar olan Erdoğan’ın temsil ettiği seçilmiş güç orduyla iş tutabilecek bir ivme kazanmış durumdadır. Ordunun içinde Tayyip’in gerçek bir milliyetçi olduğunu kavrayan bir gurup çıkmış ve sivil hükumeti kendine iktidar ortağı kabul etmiştir.
    Ama ordunun içinde eski düzeni sürdürmek isteyen guruplar vardır ve bunlar ordu-hükumet birlikteliğini kabul etmemekte ve müttefik olduğu güçler desteği ile var gücüyle mücadele etmektedir.
    Ama son seçim sonuçları gösteriyor ki, bu toplum kendi içinden çıkan önderini yalnız bırakmayacak, kurda kuşa yedirmeyecektir.
    Ordunun içinde hükumetle iktidarını paylaşmak isteyen gurubun elini güçlendirmiştir bu son seçim. Umulur ki milli güçler derken (Milliden ırk beraberliğini kast etmiyoruz. Kastımız ideal beraberliğidir.) demek istemiyoruz.
    Umalım ki bu ülkede yaşayan her fert bu milli harekete katılsın. Yani muhalifler de Milli olmak noktasında birleşsin. Selamlar.

Cevabım

© 2017 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman