Farklılıkların, Ayrılıklarının ve Düşmanlıkların Nedeni

ziyaretci | Eylül 6, 2009

Dünyada çeşitli devletler halinde 1,5 milyar Müslüman var. Hepsinin de kitabı Kur’an, peygamberi Hz. Muhammed sallahualeyhivesellem. Ancak aralarında derin ayrılıklar var. Çeşit çeşit mezheplere ve gruplara bölünmüşler. Birbirlerine çok ağır ithamlarda bulunuyorlar. Birbirlerini tekfir ediyorlar. Aralarında kanlı çatışmalar oluyor. Bu durum yeni de değil. Asırlardır böyle süregelmiş. Muhakkak bunun bir nedeni olmalı?

472 kez görüntülendi.

http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/blogmarks_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_24.png

This post was submitted by Aykut.

Benzer Sorular

Bölüm: Soru-Cevap | Cevabım »
Etiketler: AYRILIKLARININ, FARKLILIKLARIN, MANLIKLARIN, NEDEN,

Cevabım: “Farklılıkların, Ayrılıklarının ve Düşmanlıkların Nedeni”

  1. ismailkazdal

    Bütün beşeriyet tarihi, Hz, Adem neslinden bu yana, gücü, önderliği, hükmetme makamını ele geçirmek hırsının savaşlarıyla, vahşetleriyle geçmiştir. İlk cinayet iktidar hırsıyla işlenmiştir. Habil, kardeşi Kabil’i, babasının önderliğini ele geçirmek için öldürmüştür. Bilindiği gibi, Hz.Adem kendi neslinin önderi ve lideriydi. Habil-Kabil de iki oğlu. Babalarının liderlik varisliğini hak etmek için iki kardeş tarafından sunulan hediyelerden Kabilinkini kabul etmiş ve böylece kendi halefini seçmiştir. Ama bunu kabul etmeyen avcı kardeş, babası gibi ziraatçı olan ve bu sebeple halife olarak seçilen kardeşini babasının yerini almak için öldürmüş ve insanlık boyutuna geçildikten sonraki ilk cinayet böylece işlenmiştir. Yani, ilk saltanat cinayetidir bu ve beşeriyet tarihi boyu sürüp gelmiştir bu saltanat cinayetleri.
    Saltanat sürmek için elbette insan toplulukları gerekmektedir. İşte bu sebeple Hz.Adem nesli saltanat hırsı yüzünden bölünmüş, böylece saltanat hırsı taşıyan güçlü kimseler sayısınca çeşitli etnisiteler oluşmuştur.
    Evet. saltanat hırsı etnisiteleri, etnisitelerin varlığı da saltanat sahiplerinin hırsları yüzünden savaşları, savaşlar da zenginlilkleri bir araya toplamaya başlamıştır. Zenginlikler büyüyünce de, onları korumak için maharip sınıflara ihtiyaç hissedilmiş ve iş profesyonel ordu kurmaya kadar gitmiştir. İşte bu andan itibaren mülk sahibi tüccar sınıfına, profesyonel ordu sınıfı katılmış ve birlikte devlet denen bu mutlak otorite, güçsüz kalan çoğunlukların heyülası oluşmuştur. Mali güçle muharip güç birleşmiş ve sonunda ceberrut devlet yapısı, egemenlik gibi, istiklal gibi, vatan gibi kutsallar icat etmiş ve güçsüz bıraktıkları toplulukları da, bu kutsallar adına öldürmüş ve savaşlarda öldürtmüştür.
    İlahi din İslam, işte bu zulmu ve adaletsizliği bertaraf etmek için gelmiş ve saltanat sahiplerine Allah hakimiyeti inancıyla karşı koymuştur. Hz.Adem’den son Resule kadar sürüp gelen İslam dini, yeryüzünde saltanat kurmuş müstekbirlere karşı, Allah’ın saltanatını temel edinmiş, lailahe illallah prensibini vazetmiştir.
    İşte onun için hak ile batılın kavgası ya da mücadelesi yerel değil evrenseldir. Devletle, otoriteyle, zayıf bırakılmış kesimlerin, yani Kurani deyimle, Mustazafların mücadelesidir Ama ne kadar yazık ki saltanat sahipleri İslam dininin bu yapısını idraklerden saklamış ve kendi saltanatlarını sürdürmeyi başarmıştır. Hatta yukarıda da değindiğimiz gibi, bir takım kutsallarla zayıfları kendine hizmet eder hale getirmiş, o otoriteci kutsallar adına kendi kutsiliğini devam ettirmiş, ettirebilmiştir. Ve güçsüz kitleler,(ki bize göre Kur’an bunları cin olarak tanımlıyor) bu durumu anlayana kadar da bu zülüm devam edecek, etnisite savaşları adı altında saltanat sahipleri saltanatlarını sürdüreceklerdir.
    Sorunuzun özet cevabı ise, saltanatlara hizmet eden etnisiteperestlik, otoritelere tabu gözüyle bakma illeti, İslam dinini mahalli örflere mahküm etmiş ve dini gökyüzüne atmış, yeri de sezarlara bırakmıştır. Bindörtyüz yılı aşkın bir zamandır, yani Hz.Ömer’in şahadetinden sonra, din, içi boşaltılmış Ritüellere, yani mabetlere hapsedilmiş, böylece dinin hukukta istediği tevhide gidilme yolu tıkanmıştır. İslam dini Kura’n dışına atılmış ve bir başka deyimle Kur’an etnisitelerin örflerine uydurulmuştur.
    Kısaca, unsuriyetçilik asabiyesi insanların hukuk tevhidi kurmasına engel olmuş, egemenlerin egemenliğini sağlayan savaş ve çatışma insanlığın dini haline gelmiştir.
    Aslında bu devasa sorunun cevabını bir site sayfası almaz. Ciltler boyu kitaplar gereklidir ve inşallah böyle bir nesil gelir de bu doğrudan cennete götürecek çalışmayı yapar. Sevgi ve selamlar.

Cevabım

© 2012 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman