Fethullah Gülen Hareketi
ziyaretci | Temmuz 25, 2010
Sizce Fethullah Gülen Hareketinin ülke ve Dünya’daki misyonu nedir?
571 kez görüntülendi.
This post was submitted by Cengelköy.
Benzer Sorular
Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: fethullah, Hareketi,
Cevabım: “Fethullah Gülen Hareketi”
Cevabım
« Kürt Sorunu | Anasayfa | AYAĞINI CEHENNEME SOKAN VE CENNETİN BOŞ KISMI İÇİN YENİ HALK YARATAN ALLAH »










Fethullah hoca hareketi, Nurculuk içinden çıkmış ve hızla büyümüş bir fenomendir. Nurculuk genel adlı hareketten en büyük farkı, risale dışındaki kitaplara da önem vermeye başlaması ve geniş alanlara yayılmasıdır. Bunu çok iyi biliyorum. Çünkü yayıncı olarak, yayınladığım kitaplardan nurculara tek bir kitap satamazken, Fethullahcıların ortaya çıkmasından sonra en çok kitabı onlara satmaya başlamıştım.
Temelde Nurcu ilkelerden bir adım bile ayrılmadan, bu açılım farkıyla ve Fethullah hocanın daima ağlamaklı sesiyle verdiği vaazlar sayesinde büyümüş, büyümüş ve büyümüştür.
Nurculuğun temel ilkesi kurcusunun önce iman kararıdır. Ülkede eksik olanın İMAN olduğunu ve ilk önce imanın sağlanması gerektiği fikrinden hareketle başlamıştır Nurculuk. Buna, bir bakıma tevhid inancının oluşması olarak bakabiliriz. Bu inançta, din, yani hukuk ve devlet talebi yoktur. Bu talebin yapılabilmesi için, toplumun tevhid inancına yönelişinin, nufus içinde belli bir sayıya ulaşması gerekmektedir. O sayıya ulaşılmadan din hukuku talep etmenin anlamsız olacağı düşünülmüş ve fiili siyasetten uzak durulmuştur. Daha da doğrusu, kendilerinin rahat bırakılması umuduyla ,mevcut rejimin siyasi partileriyle temas kurularak, bazı elemanlarını milletvekili ve hatta bakanlık makamlarına çıkarılması ile yetinilmiştir. Bu niyetlerinden en büyük faydayı Nurlu olarak tanımlanan parti lideri sağlamıştır. Böylece, isteseler de istemeseler de, kendilerini korumak adına, bu ceberrut devletin ekmeğine yağ sürmüşlerdir. Böyle bir büyük suça değer miydi? bunun cevabı elbete önce kendilerine düşer.
Bu iman, yani tevhid inancı, istedikleri sonucu doğurdu mu, sorusunun cevabı çok yakıcı bir durumla başbaşa bırakır bizi. Önce tevhid inancını, yani, Bakara suresindeki; “Allah’a şirksiz inanan, ölümden sonra dirilip ilahi mahkemede hesaba çekileceğine ittikat eden ve de salih amel işleyen kişilerin hangi dini inanca sahip olurlarsa olsunlar eza görmeyecekleri, ilahi tanımlamasının içine girmek elbette imanın ilk etabıdır. Ama bu ilk etaptan sonraki aşama, din, yani hukuk istemektir. Toplumun büyük bir kısmını tevhid ehline dönüştürdükten sonraki etabın din, yani hukuk isteme olduğunu söylemiştik. Bu anlayış islami mantık açısından doğrudur. Ama bu ikinci etaba geldiğine inanan camianın, şu anda ne isteyip, neyi istemediğinden emin değilim. Daha doğrusu, mensubu olduğunda şüphe bulunmayan İslam dinin, yani, hukukunu isteyip istemediğinden emin değilim. Şu anda bu camiayı kimin, ya da kimlerin yönettiğini de bilmiyorum. Ama Türkçe olimpiyatları tertiplediklerine, dünyanın muhtelif dillerini konuşan kişileri topladıkları ve onlara Türkçe şarkı, türkü söylettiklerine bakılacak olursa, bu hareketin de devletçi bir harekete dönüştüğünü söyleyebiliriz. Yani, benim hayatım boyu savaş verdiğim devlet dininin yeni bir versiyonu ile karşa karşıya gelebiliriz diye ödüm kopuyor..
Türkiye için fonksiyonu, Türk dilini dünyaya taşımaktır; dünyadaki misyonu ise, Moon tarikatının bütün dinleri bir noktada toplayıp, bibirleriyle entegre hale getirmek, farkları kalmayan dinler adına oluşan düşmanlıkları bitirmektir. Elbette dinlerden geriye kalan sadece içi boş ritüeller olacaktır. Siyasi, sosyal ve ekonomik hayatla bir işleri kalmayacaktır. Bütün dinlerde haram sayılan ahlak suçları, insan hakkı olarak görülecektir. Yani, mesela, hakim Batı medeniyetinde var olduğu gibi, zina suç sayılmayacak, sadece taciz, yani yatak odasına kadar giden çiftlerden biri, işi sonuna kadar götürmek istemez de, öteki bunu dinlemeyip fiili devam ettirirse, suç ollacaktır. Yani, tahrik olacak ama, tahrike kapılmak suç olacaktır.
İçindekiler hariç, Çengelköye selamlar ve sevgiler.