Hırant Dink v.s.
ziyaretci | Ocak 19, 2012
Hırant Dink davasının sonucunu nasıl buluyorsunuz? Ergenekon’un bitirilemeyeciğini söyleyip duruyordunuz. Acaba bu iddianızın delili mi bu olay?
339 kez görüntülendi.
This post was submitted by Hüseyin Kılıç.
Benzer Sorular
Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler:
Cevabım: “Hırant Dink v.s.”
Cevabım
« Müslüman ne değildir? | Anasayfa | Tenkit Edebilme Hakkı »










Ben, bütün devletleri bazarganların, yani tüccarların kurduğuna inanırım. Ticaret metaı bütün mallar tüccarların elinde toplanır, elbette bu malların korunması gerekir ve bu mal koruma ihtiyacı da muharip gücü oluşturur. Böylece, bildiğimiz devlet yapılanması ortaya çıkar.
Yani, kısaca devlet olarak isimlendirdiğimiz yapılanma, bir nevi, ticaret erbabı ile, malı koruyucu muharip güç ortaklığıdır. Tabi daha sonraları, ortaklar çoğalmıştır, ama konumuz bu değildir.
Ticaret erbabı ile muharip güç birlikteliği serüveni, bazan bazargamnların, çoğunlukla da muhariplerin üstünlüğü altında geçmiştir.
Fakat, Kızıl Elma idealini kendisine hedef edinmiş Türklerde, hep muharip güç hakimiyeti tahakkuk etmiştir.
Bütün Türk devletlerini muharip güç kurmuştur ve tüccarı emri altına almış ve kendini besletmiştir. Tabii, bazarganları da çifçiler beslemiştir. Ama, çifçiler, tarihe obje olarak giremedikleri ve daime edilgen oldukları için, bahse konu edilemez.
KKK komutanlığı, kuruluşunun bin küsür yılıncı gününü kutlar. Demek oluyor ki, Türkler, profesyonel orduyu kuralı bin küsür yıl olmuş ve bu zamandan sonra iktidarın tek sahibi ordudur artık. Unutmayalım ki, bütün hanlar, şahlar, padişahlar da birer ordu mensubudur. Kısaca, Türklerin devleti ordudur. Ordu devlet, Türklerin tanıdığı tek siyasi yapılanmadır.
Ve, yirmi birinci asırda, hala bu yapı değişmemiştir.
Benim, Ergenekon’un bitmediği ve bitmeyeceği savım bu devlet yapılanması üzerine oturur.
Ordu ilk güçtür, insanları zorla itaat altına alır ve böylece de tebaa sahibi olur.
Bütün kurumların tek görevi, ordu devleti ayakta tutmaktır.
İşte, Hırant Dink’i öldüren devleti, o devleti ayakta tutmak lefleksi içinde olan bir hakim, bir kararla kurtarıvermiştir.
Şunu kafamıza iyice sokmalıyız ki, asker, iktidarı, yani devleti, sivillere bırakamaz. Siviller hiçbir zaman mutlak iktidar olamaz. Zaten iktidar olmaya kalkışsa, derhal diktatörlükle suçlanır. Çünkü diktatör olma hakkı sadece ordunudur. Anayasa yapılacaksa ordu kurucu meclis kurar ona yaptırır. Başkasının anayasa yapma hakkı yoktur.
Bu halk devletle, sivil yönetimi kesin olarak birbirinden ayrı iki örgüt olarak görmelidir. Ve sivil yönetimin gücünün nereye kadar gittiğini anlamaya çalışmalıdır. Uludere’ye kadar, ya da Hırant Dink’i öldüren devleti mahküm edecek kadar gücü olup olmadığını iyice kestirmelidir.
Eğer bunu yapmazsa, devletin suçunu gücü olmayan hükümete malederek, devletin değirmenine su taşır. Oy atarak hükümete getirdiği insanları devlete feda etmiş olur.
Yani, bütün adaletsizlikleri devlete, bütün iyilikleri de hükümete vermezsek, rey attığımız insanları gereği gibi koruyamayız.
Menderes’i untmayalım. Uçak kazasından kurtulup İstanbul’a geldiğinde, ta Yeşilköy hava alanından Pera Palasa gelen yollar onu sevenler tarafından doldurulduktan ve kurbanlar kesildikten kısa bir müddet sonra asmıştı bu asker devlet.
Neden? Asıl devletin kim olduğu bilinmediği için. Bu sefer böyle yapmayalım, Seçtiklerimize sahip çıkalım. Selamlar.