kadın
ziyaretci | Eylül 28, 2009
Verdiğiniz cevaplar ve duruşunuzda Kuranı referans aldığınız gözükmekte,bu hal üzere kadın,kadın -toplum ilişkileri hakkında kuran ışığında bizlerle düşüncelerinizi paylaşırmısınız.kadının misyonu vede fonksiyonu.
702 kez görüntülendi.
This post was submitted by ömer.
Benzer Sorular
Bölüm: Soru-Cevap | Cevabım »
Etiketler:
Cevabım: “kadın”
Cevabım
« Y.Nuri Öztürk ve Son Kitabı. | Anasayfa | Allah diye biri varmış »










Kadın hakkında konuşmak ve yazmak hayatın bir yarısını anlatmaya çalışmaktır ki, böyle bir iş bugüne kadar yazılmış kitablar çapında bir çalışmayı gerektirir. Yani, bir site sayfası böyle bir çalışmayı asla ihata edemez.
Kur’anda kadın tıpkı erkek gibi sorumluluk noktasında Allah’ın muhatabıdır. Erkeğin sorumluluğu her neyse, kadının sorumluğu da o derece önemlidir. Erkeğin hakları ne kadarsa, kadının hakkı da o kadardır. Kadın iş yapabilir, istediği ile evlenebilir, şerri şartlar oluşunca, istediği gibi ve zamanda boşanabilir. Erkekle kadın birbirinin tamamlayıcısıdır. Ayna zamanda da birbirlerinin velisi, yani yol göstericisidir.
Kadınsız bir dünyada neslin sürdürülmesi mümkün değildir. Hayatın ağırlığını taşımakla mükellef erkeğin sakinleştirici limanıdır kadın.
Yalnız, kadınla erkeğin hayat için taşıdığı sorumluluk ve misyon farklıdır. Bu noktada birbiriyle eşit değildirler. Erkeğin sorumlulukları kendi gücü oranında, kadının sorumluluğu da kendi gücü oranındadır. Güç bakımından birbirleriyle eşit değildir kadınla erkek. En azından, yüz metrelik bir koşuda bir saniyelik fark vardır aralarında.
Bu fark kabul edilmedikçe, kadının hayattaki yeri doğru tespit edilemeyecek ve kadın erkek birbirinin tamamlayıcısı değil rakibi olacaktır kaçınılmaz olarak. Tabi bu rekabette kadının erkeği yenmesi mümkün olamayacağına göre, onu cinsi cazibesiyle etkilemeye çalışacak ve böylece fuhuşu insanlığın dini haline getirecektir ve getirmiştir. Fuhuş bu adaletsiz rekabetin sonucudur.
Kur’an, erkeği erkek, kadını kadın olarak görmekte, hayatı ortaklaşa kucaklayan birbirinin yarı ve sevgilisi saymaktadır. Aynı zamanda da toplumun mürebbiyesi, yani terbiyecisi olarak göstermektedir kadını. Çünkü onlar çocuklarının yetiştiricisidir. Erkek dışarıda maddi alanda hayat kavgası verirken, kadın içeride çocuklarıın manevi hayatını dokumaktadır.
İşte tam da bu sebeble, kadın her açıdan çok donanımlı olmalıdır. Maddi manevi bütün silahlarla donatılmalıdır. Hayatı tanımayan bir ana, çocuğunu o hayata nasıl hazırlayacaktır ki. Kadını bir mal gibi görmeyi şiddetle reddeder Kur’an. Onu kafese sokmayı nefretle kınar. Çünkü, kafesteki kadın, hayatı kafesin içi kadar tanır ve çocuklarına da ancak bu kadarını tanıtabilir.
Atalarımız kadınları kafese sokarak sahipleneceğini sandı ve böylece sonsuz hayat alanını kafes kadar küçülttü. Böylece hayatı dişileştirmiş oldu.
Kur’an ahlakı, hayatın içinde var olan herşeyi bir denge içinde tutmayı emreder. Kafese sokarsan daraltırsın, büsbütün salarsan orta malı edersin. İşte kadın bugün maalesef büyük bir oranda orta malı olmuş ve analıktan uzaklaşmıştır. Halbuki ise, cennet anaların ayağı altındadır. Selam ve sevgiler.
NOT: Bu konu da işlene işlene bir risalelik ebada ulaşacaktır inşallah. İ.K.