<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Kazdalların seceresi yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.ismailkazdal.org/kazdallarin-seceresi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ismailkazdal.org/kazdallarin-seceresi</link>
	<description>İsmail Kazdal Kişisel Web Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Jan 2012 22:13:13 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: ismailkazdal</title>
		<link>http://www.ismailkazdal.org/kazdallarin-seceresi/comment-page-1#comment-26</link>
		<dc:creator>ismailkazdal</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 08:25:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ismailkazdal.org/?p=117#comment-26</guid>
		<description>Yeğenim. Aslında ben soy sopun arkasında hiç koşmadım. Zaman zaman soyumu kendimden başlattım. Bin dokuzyüz atmışlı yıllarda, soyadımı, resmi dairelerde bir türlü doğru yazılmadığı ya da yazılamadağı için, ciddi ciddi  değiştirmeyi düşünmüştüm. Ya Kazdağ, ya Kozdal, ya Kazdağlı ya da kozal gibi yazılmasından bıkmış usanmıştım. Tam bu sırada elime bir Fransız tarihçinin yazmış olduğu Dünya Tarihi adlı kitabında yer alan Of Tarıhi bölümünün tercüme geçti. Orada müderris Yahya Kazdalzadenin yüz on talebesiyle, bilmem hangi metropolitin şatosuna salvo eyleyip, burçlarına liva-i-peygamberiyi diktiğinden bahsediliyordu. Bunu okuyunca soyadımı değiştirmekten vazgeçtim.
Akraba büyüklerimden ve eski memleketlilerimden parça parça soy şecereme dair duyduklarımdan edindiğim bilgilere göre babamdan itibaren yedi göbek ceddimi sıralamayı başardım.
Babam Osman, onun babası İsmail, onun babası Harun(dili peltekli olduğu için Dilo denmektedir.), onun babası Yahya, onun babası Adnan, Onun babası Miktad ve en son bildiğim onun babası da Haşim&#039;dir.
Tabii ki bunlardan gelen sayısız Kazdal kolu vardır. Kimi Salaha deresinin yukarısında, kimi daha aşağılarında yerleşmiş, koloniler kurmuşlardır. Bizim SOY adımız sadece bize aittir. Nerede bir kazdal görünmüşse aynı yerden çıkmıştır.
Doksanlı yılların ortlarında Hüseyin Hatemi bey soyadımı merak edip araştırmış, ve bizim kökenimizin Kastel (Şato sahibi)den dönme olduğu kanaatına ulaşmıştır. Böyleyse eğer Bizim soyumuz Kafkaslardaki Şato sahiplerinden gelmektedir. Zaten Hatemi bey, benim gibi bir düşünürün sıradan bir soydan gelemeyiceğini düşünerek Soyağacımı araştırmaya kalkıştığını söylemiştir. 
Ama benim için soyun sopun öncüllüğü yoktur. Her kişi ya kuşaktan bir fert kendisinden sorumludur. Soyu sopu insanı yaptıklarından ettiklerinden beraat ya ya da  mahküm ettiremez. Selamlamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yeğenim. Aslında ben soy sopun arkasında hiç koşmadım. Zaman zaman soyumu kendimden başlattım. Bin dokuzyüz atmışlı yıllarda, soyadımı, resmi dairelerde bir türlü doğru yazılmadığı ya da yazılamadağı için, ciddi ciddi  değiştirmeyi düşünmüştüm. Ya Kazdağ, ya Kozdal, ya Kazdağlı ya da kozal gibi yazılmasından bıkmış usanmıştım. Tam bu sırada elime bir Fransız tarihçinin yazmış olduğu Dünya Tarihi adlı kitabında yer alan Of Tarıhi bölümünün tercüme geçti. Orada müderris Yahya Kazdalzadenin yüz on talebesiyle, bilmem hangi metropolitin şatosuna salvo eyleyip, burçlarına liva-i-peygamberiyi diktiğinden bahsediliyordu. Bunu okuyunca soyadımı değiştirmekten vazgeçtim.<br />
Akraba büyüklerimden ve eski memleketlilerimden parça parça soy şecereme dair duyduklarımdan edindiğim bilgilere göre babamdan itibaren yedi göbek ceddimi sıralamayı başardım.<br />
Babam Osman, onun babası İsmail, onun babası Harun(dili peltekli olduğu için Dilo denmektedir.), onun babası Yahya, onun babası Adnan, Onun babası Miktad ve en son bildiğim onun babası da Haşim&#8217;dir.<br />
Tabii ki bunlardan gelen sayısız Kazdal kolu vardır. Kimi Salaha deresinin yukarısında, kimi daha aşağılarında yerleşmiş, koloniler kurmuşlardır. Bizim SOY adımız sadece bize aittir. Nerede bir kazdal görünmüşse aynı yerden çıkmıştır.<br />
Doksanlı yılların ortlarında Hüseyin Hatemi bey soyadımı merak edip araştırmış, ve bizim kökenimizin Kastel (Şato sahibi)den dönme olduğu kanaatına ulaşmıştır. Böyleyse eğer Bizim soyumuz Kafkaslardaki Şato sahiplerinden gelmektedir. Zaten Hatemi bey, benim gibi bir düşünürün sıradan bir soydan gelemeyiceğini düşünerek Soyağacımı araştırmaya kalkıştığını söylemiştir.<br />
Ama benim için soyun sopun öncüllüğü yoktur. Her kişi ya kuşaktan bir fert kendisinden sorumludur. Soyu sopu insanı yaptıklarından ettiklerinden beraat ya ya da  mahküm ettiremez. Selamlamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

