Kılıçdaroğlu…

ziyaretci | Mayıs 23, 2010

Evet hocam yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik artık. kılıçdaroğlu chpnin yeni başkanı. ne düşünüyorsunuz, oylar atrar mı? ilerde chp-mhp koalisyonu kurulur mu?

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler:

Cevabım: “Kılıçdaroğlu…”

  1. ismailkazdal

    Kılıçtaroğlu denen tipik Cumhuriyet memuru şöyle bir karikatür dizisiyle resmedilebilir: Kılıçtaroğlu bir kukla, perde gerisinde kuklayı oynatan kurulu makine Önder Sav, onun ardında da makineyi kuran derin devlet Ergenekon, onun da arkasında Masonlar ittifakı, onun da gerisinde enternasyonal güç merkezi SİYONİZM. Böyle çizildi mi al sana Kılıçtaroğlu karikatürü.

    Kurum ve kuruluşlardan oluşan bir devlet gövdesi var. Bu gövdenin merkez gücünde asker bulunmakta. Askere yapışık brokrat kadrolar. O burokrat kadroyu sarmalayan yarı resmi kuruluşlar ve onu da çevreleyen sivil kuruluşlar bulunmaktadır. Biz bu bütüne devlet, ya da derin devlet, ya da Ergenekon diyoruz.
    CHP bu devlet gövdesinin siyasi sivil kuruluşudur. Devlet elitinin partisidir CHP. Devlet avamının partisi de MHP dir. Devletin Kürt sivil kuruluşu da BDP dir. Yarı resmi sivil kuruluşları da, Barolar, çeşitli meslek kuruluşlarıdır.
    Bu yapının en mümeyyiz vasfı da İslam dinine düşmanlıktır. Başka dinlere düşman olmadığından din düşmanıdır demek yanlış olur. Neden İslam dininin düşmanıdır? Çünkü, Karlofça da Batıya mağlup olmanın ve teknolojide geri kalmanın suçunu İslam dinine yıkmıştır da ondan. Halbuki itham ettiği İslam, sınırlarını devletin çizdiği bir dindi. Yani, otoriter devletin diniydi. Mağlubiyetten dolayı kendini itham etmesi, “Biz nerede yanlış yaptık” demesi lazım gelirken, muazzez ve mücella İslamı itham etmiş ve o zamandan bu zamana, Batı medeniyeti adına İslam dinini, yani medeniyetini itham etmiş gelmiştir. Bu özeti yapıyorum, çünkü, olmuş, olan ve olacak olan siyasi ve sosyal çatışmaların bu devlet yapısından kaynaklandığını bilmezsek, yaptığımız bütün yorumların bir önemi kalmaz ve havanda su dövmeye devam eder gideriz.
    Yapılanmasını resmetmeye çalıştığımız devletin, yani, askerin, İslamla barışması neredeyse mümkün değildir. Çünkü yukarıda da söylediğimiz gibi, kendisini mağlub ettiren suçlu olarak görmektedir İslam dinini. Halbuki ise, yuukarıda da söylediğimiz gibi, çerçevesini kendisinin çizdiği bir din anlayışına düşmanlık etmektedir. Ve bu büyük milleti kimliksiz bırakıp dünün düşmanı Batıya teslim etmektedir. Kendisinin, kendi iradesiyle seçtiği bir dini, yani hukuku olmayan toplumlar kimliksiz toplumlardır ve bu durumda olan toplumlar, kimlikli toplumların kölesi olmaya mahkümdurlar.
    Bu acı siyasi ve sosyal tabloyu resmettikten sonra, gelelelim sorunuzun pratikteki cevabına. Yukarıda Kılıçtaroğlunun karikatürünü çizmiştik. O karikatürdeki Kılıçtaroğlu sadece bir kukladır, o kuklayı oynatacak olan, ateist ve dinsizliği herkesçe malum olan, kuklacı Önder Sav’dır. Onun dizginleri de, devlet, derin devlet, yani, Ergenekondur. Senelerce kullandığı D.Baykal’ı çok acımasız biçimde alaşağı edip, onun yerine, siyah-beyaz renkten başkasını tanımayan bir tipik devlet memurunu kendi partisinin başına geçirmiştir. Yani, Kılıçtaroğlu diye bir kişilik yoktur, devlet medyasının şişirdiği bir balon vardır orta yerde.
    Peki, devlet, kendi partisinde niçin bu değişikliğe gitmiştir? Artık efendisi olarak gördüğü ve onlardan icazetini aldığı darbeleri yapamayacağını görnüştür. Jakoben demokrasiden sonra, yeni bir demokrasi görüntüsü vermek zorunda kalmıştır. Kendi egemenliğinden zerre kadar taviz vermeden, demokrasi yoluyla hakimiyetini sürdürme denemesine girişmiştir. Kendi elitini temsil eden CHP nin yanına, avam halktan oluşan MHP ile Kürtlerden oluşan BDP ni katacak, düşmanı olduğu R.T.Erdoğan’ı ve AK PARTİYİ yapılacak seçimlerde reyle devre dışı bırakmaya çalışacaktır. Demek oluyor ki, bu sefer yargıyı kullanamayacağını düşünmektedir. Ak Partiyi yargı yoluyla devirmenin dünyadaki yankılarından korkmuş olabalir. Çünkü AK Partisi ve onun karizmatik lideri kardeşimiz Erdoğan artık bir dünya figürüdür.
    Peki bu planında başarılı olabilecek midir? Benim toplumu katmanlara bölüşüm şöyledir: Batıya teslim olduktan sonra oluşan yeni elit ve imkanlı sınıf bu ülkede yüzde yirmiler cıvarındadır. Ve neredeyse tamamı kendisini var eden devlet partisi CHP ne, yani devlete oy vermektedir. Yüzde yirmi de bu beyaz Türk zümresine benzemeye çalışan zenciler gurubu vardır. Bunların da yüzde on beşi MHP ne, beşi de Kürt ırkçılarının partisine oy atmaktadır. Eder toplamda yüzde kırk. Bütün iş geride kalan yüzde atmıştadır. Eğer bu yüzde atmış bölünmüş zenci partilerine dağılırsa, ceberrut devletin planı büyük ihtimalle tutacaktır. Ve bunun vebali bölenlere ait olacaktır ve bu vebal zannedildiğinden çok çok fazladır. Ve bu vebali işleyenler indi Allah’da kendilerini asla kurtaramazlar. Bu yüzde atmış zenci oyu bütünüyle gövde olabilen partide toplanmalıdır. Aksi taktirde Ergenekon geri gelecek, kendilerini tutuklamaya kalkışan kim varsa, tamamını berhava edecektir. Bizden söylemesi.
    Kukla Kılıçtaroğlu halk adamı olarak yutturulması kolay bir tiptir. Bakalım bu mazlum ve hürriyet tanımamış toplum, bu devlet tuzağına nasıl cevap verecektir. Doğrusu şahsen ben bu sonucu görmeyi şu ahir ömrümde çok merak ediyorum. Eğer devletin planlarını boşa çıkarırsa saygıyla öpülesi bir toplumumuz var demektir.
    Toplumumuzun zenci bölümü bilmelidir ki, ülkemizde yapılmakta olan siyasal ve sosyal mücadele, zenci kalabalıklarla, beyazlaşmışların devleti arasında geçmektedir ve geçmeye devam edecektir. Kuran’i ifadeyle, mustazaflarla müstekbirlerin mücadelesinde, mustazaf oldukkarı halde, gidip müstekbirlerin ekmeğine yağ sürülmemelidir. Sevgiler ve selamlar.

Cevabım

© 2019 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman