Küreselleşmeye
ziyaretci | Ocak 9, 2010
Küreselleşme nedir?
Küreselleşmeye karşı mısınız?
Küreselleşmeye karşı çıkılabilir mi?
Küreselleşmeye inanıyor musunuz? Yani, bunun sonucunda insanlığın temel insani değerler çerçevesinde, her türlü baskıdan ve zorbalıktan arınmış, hürriyet ve adalet içinde yaşadığı bir dünya düzeni kurulacağına inanıyor musunuz?
689 kez görüntülendi.
This post was submitted by Grup Ayna.
Benzer Sorular
Bölüm: Soru-Cevap | Cevabım »
Etiketler: reselle,
Cevabım: “Küreselleşmeye”
Cevabım
« Gerçeği değiştirmenin yolu | Anasayfa | Buhari »










Küreselleşme, ulusal örflerin, ekonomik değerlerin, özel inanç ilkelerinin ve dolayısı ile kimliklerinin, evrensel paradigmalar içinde asimile olma halidir. Dini ve milli farklılıkların ortadan kalkması ve evrensel bir kateşizm çerçevesinde birleşilmesidir küreselleşme. Zamanımızın hakim medeniyetinin dünya görüşü, hayat algılayışı ve ahlaki yaşantısının bütün dünyanın en ücra köşelerine kadar nüfuz etmesidir küreselleşme. Batı dünyasının, zaferini perçinlemesini tastik eden bir alamettir küreselleşme. Fukuyama’nın “Tarihin Sonu ve Son İnsan” adlı kitabında ifade ettiği Liberal kapitalizmin bütün insanlığa kabul ettirilmesidir küreselleşme. Nihayet, ekonomik değerlerin Arz’ın en ücra köşelerine kadar hiç bir engele çarpmadan sirküle edilmesidir küreselleşme.
Elbette ki asla tasvib etmiyorum. Kim kendi medeniyet dünyasının mağlubiyetini kabul eder ki? Ama ne kadar yazık ki, zaten en az yüz yıldır benim medeniyetime bağlı olduğu kabul edilen insanlar ve cinler Batı ahlakını yaşayıp yaşatmak için adeta yarışıyorlar. Kendi medeniyet ahlakını yaymak için yola çıkmış Batı, zaten bunu başarmış, kendi ahlakını bütün yeryüzü insanlarının idolü haline getirmiştir. Bütün Arz’da, Batının yaşantısını tek hayat anlayışı olarak benimsemeyen kimse kaldı mı?
Batı dinleri karşısında bütün kadim dinler sosyal, siyasal ve ekonomiksel hayattan sürgün edilmiştir uzun zamanlardan bu yana. Nasıl mı becerilmiştir bu iş? Dinler içi boş ritüellere ve dolayısı ile de mabetlere hapsedilmiş, hayat ise güçlü üst yapılara terkedilmiştir. Bir anlamda hakim Batı zihniyeti zaten küresellişmiştir. Şimdi ekonomik küreselleşme dönemine girilmiş ve neredeyse sunuca ulaşılmıştır. Fakat ekonomik küreselleşme siyasal ve sosyal küreselleşme gibi rahatça yol alacak bir durumda değildir. Çünkü bazı dinsel ve özellikle de ulusal tabana oturan ülkelerin, dünyadaki ekonomik varlıklar üzerinde tasavvurları ve hesapları vardır. Üleşme kavgaları çıkabilir ve bütün Arz üzerinde tahakkuk ettirilmesi düşünülen ekonomik entegrasyon gerçekleşmeye bilir. Yahudi-Anglosakson güç merkezi diğer iki güç merkezinden bir kaç adım önde gibi görünmektedir ama, özellikle Çin merkezli Avrasya gücü mesafeyi kapatabilir ve ekonomik etegrasyonu ikiye bölebilir. Siyasal ve sosyal entegrasyon Tanrısız ve dolaysı ile hakka dayalı bir dini olmama noktasında tamamlanmıştır. Burada bütün güçler ittifak etmiştir, edebilmiştir, ama ekonomi devreye girdiğinde daha büyük pay kapma savaşı da başlamıştır. Yani, ekonomik entegrasyon kolayca gerçekleşmeyecektir inancındayım. Hatta bu alanda güç merkezleri arasında sıcak çatışmalar çıkma ihtimali çok büyüktür.
Beni yakından tanıyanlar, ya tek ya da ikiye bölünmüş Arz’da, Yahudi-Anglosakson merkezinin içinde kalmayı tavsiye ettiğimi bilirler. Çünkü bu blok temeli tüccar olan bloktur, ticaretin ise katı din ve ulus anlayışı yoktur ve bu sebeple de insan hiç olmazsa hayvani yanıyla hürdür. Çin merkezli dünyada ise birey hiçbir alanda yoktur. Bireyler otoritelerin çizdiği hayat alanındaki sınırlarda birer robottur adeta.
Yine beni yakından tanıyanlar bilir ki, bu içinde bulunduğumuz zaman diliminden sonraki zamanlarda ne dini ve ne de ulusal sınırlı mustakil topluluklar olmayacak, bu iki unsur geniş sosyal ve siyasal yapılar içinde sırlanmış olarak yaşayacaktır, şeklinde düşünen bir kişiliğe sahibim. Ve imanımızı o geniş alanda nasıl temsil edebileceğmizi düşündüğümüzde, evrensel mümin tipler haline gelmemiz gerektiğine inanıyorum. Marifetli ve yüksek ahlaklı mümin tipler ne kadar çok olursa, geniş alanlara yayılmış entegre toplumları o kadar etkiler, ve bu etkileme İslam ahlakının evrensel yapısıyla yaşamasını sürdürür. Zira, insanı en çok güzel ahlak etkiler. Güzel ahlaka bir de marifeti, yani insanlara yardımcı olan unsurları eklersek, bütünleşmiş insalığı hak adına etkilemememiz mümkün değildir
Küreselleşmeyi engelleye bilir miyiz sorusunun cevabı buraya kadar yazdıklarımın içinde mündemiçtir.
Haydi bakalam, bugünden itibaren çocuklarımızı İslam ahlaklı ve de yüksek marifetli kimseler yapmak için paçaları sıvayın. Böylece küreselleşmiş dünyada birer yıldız gibi parlasınlar ve insanların öncülüğünü yapsınlar. Selam ve sevgiler.