LA İLAHE İLLALLAH

ziyaretci | Ocak 21, 2014

İsmail Bey Hayırlı Günler,
Birinci Sorum : Kelime i Tevhidde söylenen ve LA ifadesi ile reddedilen İLAHLAR arasında DEVLET te var mıdır. Eğer var ise günümüz meselelerini nasıl yorumlayabiliriz. ALLAH haricinde bütün ilahlara LA derken TÜRK DEVLETİ bunun istisnası mıdır ?
İkinci sorum : SELA (Âbitlik ve selamet kazandıran davet azmi, kararı ) fiili nasıl bir organizasyon ile icra edilebilir. Bu davet mekanizması nasıl günümüz şartlarında fert, aile, toplum ve milletler arası planlarda hayata geçirilebilir. Bilmem kaç parçaya bölünen (ki siz çoğunun akaidini doğru zeminde görnüyorsunuz ) cemaatler bu SELA nın aracı olabilir mi. Bu bölünmüşlük üst bir kimlikte ( ÜMMET ) nasıl toplanır. Bunu yapacak BABAYİĞİT nerden başlamalı.

This post was submitted by M.Arif.

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: LLALLAH,

Cevabım: “LA İLAHE İLLALLAH”

  1. ismailkazdal

    Bir:İLAH, insani güden, yönlendiren, biçimleyen, onu zorlayan, terbiye eden, kanun koyan güç ya da güçler anlamına gelmektedir.
    Biz, “LA İLAH” derken bu tür dünya güçlerini tümden reddettiğimizi belirtmiş oluruz.
    Bu tür ilahları reddetmedikçe, “İLLALLAH”, yani bütün ilahların bileşik ismi olan “Allah’tan başka İlah yoktur” deme hakkı kazanamayız.
    Bu durum devletsizlik, yani kurumlar ve kuruluşlar yoktur anlamına gelmez. Ama devletin şeklinin ne olacağına işaret eder.
    Kuran’da devletin karşılığı “Halkın Hizmetini görenler” şeklindedir.
    Birey olarak aynı ahlaki ilkelere inananlara tevhit ehli denir. Bir başka sıfatları da ümmettir. Bu sıfat inananların en üst mertebesidir, çünkü bu mertebede ırk, soy, kavim ve kabile gibi sosyal katmanlar yoktur. Her toplumun içinde yer alan inanç sahibi bireylerdir bunlar.
    Bulundukları toplum içinde çoğunluğa ulaştıkları zaman, bu iman noktasında birleşen bireyler kendilerini ümmet yapan ilkeler çerçevesinde bir arada yaşatacak bir içtimai mukavele yapmaya karar verirler ve bunu başarabilirlerse, millet haline gelirler. İşte devlet bu kademede lazımdır. Ama kanun koyucu olarak değil. Yapılan içtimai mukavele ilkelerine uyan, uymaya mecbur olan kurumlar yapılanmasıdır bu. Kanun koyma yetkisi verilen kurumların koyduğu bütün kanunlar gücün hukukunu ifade eder. Halbuki tek otorite saydığımız Allah’ın hukuku hakkın hukukudur ve bütün kurumsal güçlerin kendi emrinde olmasını ister.
    Gücün hukuku güçlüyü korur ve onu layüsel hale getirir. İslam dini işte bu durumu ortadan kaldırmaya hakkın hukuku demektedir.
    Bu konu kitaplar dolduracak kadar geniştir ve önemlidir. Sanıyorum ne demek istediğimi anlatabildim.
    İki: Kuran’da geçmekte olan sela kökenli kelime yetmiş kadar ayette geçmektedir. Dini sadece ritüellere hapsedip devletleştiren bütün erkler zamanında bu kelimenin karşılığı farsça bir kelime olan namaza çevrilmiştir.
    Halbuki ise bu kelime kendinden başkalarını hakka ve hidayete çağırma, davet etme anlamına gelmektedir. Yani her mümini davetçi olmaya çağıran bir kelimedir. Ama ceberut devlet yapılanmaları hakka daveti kendilerini dışlama anlamına aldıkları için yol aramışlar ve Kuran’da geçmekte olan bütün sela kökenli kelimeleri namaza çevirerek hakka daveti önleme yoluna gitmişlerdir.
    Aslında hakka davet her devirde ve otorite tarafından men edilmiştir. Çünkü hak gelince bütün batıl anlayış ve inanışlar çöpe gitmektedir otomatikman.
    Hakka davetin, hele de hakka dayalı hukuk kullanan devlet gücü yapılanmasının olmadığı şartlarda çok çeşitli usulleri vardır. Ama bütün usullerin temelinde güzel ahlak örneği bir kişilik yatmaktadır. Ahlaksızlık içinde olan bireyler bile güzel ahlakı yüceltir, hayranı olur.
    Yüce Rabbımız, kendimizin yapmadığı ahlaki ilkelere başkalarını davet etmekten men ediyor bizi. Hatta lanetliyor. Sevgiler ve selamlar.

Cevabım

© 2017 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman