Meryem ailesinden neden ayrılmıştı?

ziyaretci | Şubat 15, 2015

ayrılmıştı? kendini onlardan uzak tutuyordu? (Meryem : 16-17)

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Benzer Sorular

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: ailesinden, Meryem, NEDEN,

Cevabım: “Meryem ailesinden neden ayrılmıştı?”

  1. ismailkazdal

    “Kitaba Meryem’in hikayesini de alarak anlat. Hani o ailesinden ayrılarak Doğu tarafındaki ıssız bir mekâna çekilmişti. Bütün insanlarla ilişkisini kesmişti. Derken ruhumuzdan üflenmiş bilgi taşıyıcı bir adam ansızın karşısına dikildi. Meryem kendisinin karşısına dikilmiş adamdan ürkerek, “Ben senden çok esirgeyici olan Allah’a sığınırım. Eğer içinde birazcık Allah korkusu taşıyorsan, sakın bana dokunma!” dedi.(Meryem:16-18)

    “O adam, “Ben, sadece Allah’ın sana tertemiz bir erkek çocuğu vereceğini bildirmeye memur edilen bir elçisiyim” dedi, endişe ve korku içinde, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olabilir?
    “Meryem şaşkınlık içinde, “Bana hiçbir erkek dokunmamışken, nasıl oğlum olabilir ki? Ben iffetsiz biri de değilim.” cevabını verdi.
    “Haber getirici adam, “Elbette sana bir erkek dokunmamıştır. Ama beni sana haberci olarak gönderen Rab, “Benim için onu el değmemişken anne yapmak çok kolaydır. Biz bunu insanlara bir ibret ve rahmet olsun diye yapacağız” dememi istedi. “Bu senin için kesinleşmiş bir karardır” diye de ekledi.

    “Meryem o anda, ona hamile kaldı. Hamiliyle birlikte çok uzaklara çekildi. Doğum sancısı onu bir hurma ağacının altına sığınmaya mecbur etti. Meryem o ağacın altında “Ah ne olurdu başıma bu utanç verici hal gelmeden önce, Allah benim canımı alsaydı da unutulup gitseydim!” diyerek, ah ile eseflendi.

    Yukarıdaki ayet meallerinde görülüyor ki, Ali İmran kızı Hz.Meryem evinden çıkıp doğu tarafa doğru yürüyüp ıssız bir yere çekilmiş, belki de genç kızlık hayalleri kurarken, yanıbaşında bir adam belirmiş ve ona, kendisini Allah’ın gönderdiği bir elçi olarak tanıtmış ve bir çocuk sahibi olacağını müjdelemiş. Ayette adam yerine ruh geçmekte. Elbette, ruh yanlız insana üflenmiş olduğuna göre, adam demekte bir beis olmamamlı. Bu durum karşısında Hz. Meryem başına gelecekleri anlamış ve “Bana dokunma, dokunma bana” diyerek çırpınmış, ama iffetini korumaktan aciz kalmış.
    Hz. Meryem o kadar iffetli bir kızdır ki, utancından evine dönememiş ve hamil olduğu çocuğunu gözlerden uzak bir yerde, yakınlarından ihtiyar birinin himayesinde doğurmuş ve ancak bundan sonra hem de çocuğu ile birlikte evine dönmüştür

    “Bunun üzerine bir ses ona “Sakın mahzun olup üzülme. Yüce Rabbin o karnındakini çok şerefli biri olarak var etmiştir. Hurmanın dallarını kendine doğru silkele ki, üzerine henüz yeni oluşmuş taze hurmalar dökülsün.Ye, iç. Artık gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen, “Ben hiç kimseyle konuşmayacağıma dair Rabbime söz verdim” de ve kendini sakla herkesten.(26)

    İşte himayesine girdiği adamı anlatan ayet mealini görüyorsunuz

    “Nihâyet doğurduğu çocuğunu kucağına alarak kavmine geri döndü. Kucağında bir erkek çocuğuyla aralarına döndüğü kavmi ona, “Sen kötü bir iş yapmışsın. Kucağında bir utanç deliliyle birlikte aramıza nasıl gelirsin? Ey Harun’un kız kardeşi! Baban kötü bir adam, annen de iffetsiz bir kadın değildi” diye ithamda bulundu.
    Çocuğu kucağında eve döndüğünde, elbette ki, yakınları kucağındakine piç nazarıyla bakıp onu muaheze ettiller.
    “Meryem kendisini itham edenlere bebeği göstererek, utanç, üzüntü ve şefkatle boynunu eğdi. Sanki.

    Bebebği göstererek, sanki, “Onunla konuşun” der gibi bir hali vardı. Onun bu isteğini anlayan kavmi, “Biz bir bebekle nasıl konuşuruz? O, konuşarak bizi bu utanç konusunda aydınlatamaz ki!” dediler. Ama o bebek durduğu yerden, lisan-ı-hâl ile, “Ben de sizler gibi Allah’ın var ettiği masum bir kulum. Allah, size utanç veren varoluş şeklimle, uyarıcı bir kitabın fonksiyonunu yükledi bana. Ve bende size ders alınacak çok âyetler var ve ben bu ibretli âyetleri size ulaştıran bir elçi gibiyim. Beni de tıpkı sizin gibi, insanlara fayda sağlayabilecek kabiliyetlerle donatarak yarattı.(30) Ben de yaşadığım sürece aynen sizin gibi, zekâtla Allahın yardımını davet edecek biri olmaya namzet kimlikteyim. Ben de tıpkı sizler gibi, elbette annesine hürmet gösterenlerden olacağım. Beni baş kaldıran bir zorba haydut olarak yaratmadı ki Yaratan. Doğduğum, öleceğim ve diriltilerek ayağa kaldırılacağım gün, tıpkı sizlerden kurtulanlar gibi, beraat etme potansiyeli olan bir kulum!..” der gibidir masum masum çevresine bakınırken.
    Meryem de, çocuğa bakmalarını, onun da tıpkı kendileri gibi dünyaya geldiğini, onlar her neyle mükellefse onu yapacağını, hiçbir günah sahibi olmadığı gibi sözlerle, yakınların çocuğa bakmalarını sağlamış, bakanlar da, söylenenlerin doğru olduğunu kavramış ve öfkelenmeleri geçmiştir. Çocuğa baktıklarında, kendilerinden farkı olmadığını görmüşler, ve Hz. Meryem’in tecavüze uğradını anlamışlar ve kızlarını itham etmekten vaz geçmişlerdir
    “İşte, hakkında kuşkuya düşülen Meryem oğlu İsa’nın açıklanan gerçek hikayesi budur.” (Meryem:19-34)

    (Not: Çok olağan bir hayat hikayesi anlatılıyor. Lütfen bu hikayeyi Allah’ın değişmez yasaları çerçevesinde kalarak düşünmeye çalışın. Varacağınız sonuç, çok daha insancıl, çok daha toplumsal, çok daha anlamlı bir hayat hikâyesi olacaktır. Sayısız iffetli kadını, yine sayısız babası meçhul çocuğu ithamdan kurtarıcı bir ibretli hayat hikayesi anlatılmaktadır yukarıda. Her Kur’an hikayesi(kıssası) hayatımıza katkılar yapacak ibretlerle doludur. İnsanlık âlemi için faydası olmayan hiçbir abes âyet indirilmemiştir.)
    Yukarıda,95 yılında yazılmış mealin içinde düştüğüm notu görüyorsunuz. Söylenecek ne var ki. Düpedüz ibretlerle dolu bir tecavüz olayı.
    İbretlerden biri, tecavüze uğramış bir hanım kızın iffetsiz biri olmadığı. Tam aksine, iffetini korumak için çırpınan biri olarak, iffet abidesi biri olduğunu açıklar hikaye.
    Ükinci olarak, tecavüzden doğan çocuğun hiçbir suçu olmayan masum biri olduğu hikmetini açıklıyor ayetler. O kadar masum ki, nebi ve Resul bile olan biri olabiliyor. Bu yanıyla, piç olarak aşağılanan nice çocukları da aşağılanmaktan kurtarıyor bu muazzam Meryem hikayesi.
    “Allah’a çocuk babalığı isnat etmek, O’na yapılan en yakışıksız bir iddiadır. Çünkü o bütün yaratıklardan çok çok yüce bir makamdadır. O, öyle bir kudrettir ki, bir şeyin olmasını isteyince, sadece “Ol” emrini verir, olmasını istediği şey de o anda hemencecik oluverir.
    “Doğrusu, benim Rabbim, aynı zamanda hepinizin de Rabbi dir. Yalnız O’na kulluk ve itaat edin. İşte sizin için dosdoğru yol budur.”
    “Meryem oğlu İsa’nın dünyaya gelişi konusunda aralarında ihtilafa düştüler. Meryem oğlu İsa’nın dünyaya gelişi hususunda bizim yaptığımız açıklamaya inanmayıp çirkin benzetmelerle ihtilaf eden kâfirler, hesap gününde çok büyük azaplara mahkum edileceklerdir. Onlar bize geldikleri gün, başlarına gelecek felâketleri apaçık biçimde göreceklerdir. Ama bugün, o göreceklerinden hiçbirini görmeye yanaşmıyorlar, belâlardan kendilerini korumuyorlar. Sonunun neler getireceğini bilmedikleri için, inanmamakta ısrar ettikleri uyarılarımızdan dolayı gelecek belâlar hususunda, pişmanlıkların para etmediği o gün gelmeden önce ikaz et.
    “Yeryüzüne ve içinde yer alan her şeye sahip olan Allah’a dönecektir bütün canlılar ve bu arada İsa hakkında tartışma çıkartanlar.” (Meryem:35-40)

    Yukarıda, İsmail Kazdal’ın mealinden, Meryem suresinin Meyemle ve Hz.İsa ile ilgili bölümü görüyorsunuz.
    Sizce, anlaşılmayan bir şey var mı bu ayet meallerinde? Selamlar.

Cevabım

© 2017 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman