Mit Müsteşarı Operasyonu neyin nesidir?
ziyaretci | Şubat 9, 2012
Mit müsteşarı ilk kez soruşturmaya tabi tutuluyor. Neden?
467 kez görüntülendi.
This post was submitted by Hüseyin kılıç.
Benzer Sorular
Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: nesidir, neyin, Operasyonu,
Cevabım: “Mit Müsteşarı Operasyonu neyin nesidir?”
Cevabım
« Dindar Nesil Tartışmaları | Anasayfa | Karlofça Anlaşması & İslam »










Derin devlet, Merkezi güç, Burokrasi, Maruf adıyla Ergenekon ile, halkın inandığını sandığı değerler arasındaki mücadeleler bitecekmiş gibi görünmüyor. MİT müsteşarı olayı, bize bu acı neticeyi sunuyor.
Ergenekon, Karlofça’dan bu yana, bilerek ve isteyerek, Batı medeniyet paradigmasına teslim olmuş ve böylece, Osmanlıdan bu yana, devletin Batı ile kurduğu ittıfak, İslam düşmanlığını birlikte yürütmüştür. Bir bakıma, Ergenekon’un İslam düşmanlığını, Batının güçlü toplumlarının ve bu arada beynelmilel Yahudi’nin tepe tepe kullandığını biliyoruz.
İlk defa yenik olarak oturduğumuz Karlofça ateşkes masasından itibaren (1699), devlet, yani Burokrat, bu halkın temsilcisi değildir artık.
Devletin yönetimini kaybetmek korkusu ve Batı medeniyeti hayranlığı, devletlileri halktan uzaklaştırmış, sonunda da yeni bir sınıfın doğmasına sebep olunmuştur. Bu sınıfa, artık Beyaz Türkler demekteyiz.
Önce iktidarı kaybetme korkusu, sonra da hayranlık duygusu, bu ülkenin üst yapısını, Hiristiyan Batıya monte etmiştir. Tabi, bu üst yapı bütün ülke insanlarını da Batı’ya yönlendirmiştir.
Artık, bu ülkenin devleti açık bir bir şekilde Batı’nın güdümündedir. Batı dünya görüşünden olmayanların burokrasiye, yani, devlete uzanması mümkünsüz hale gelmiştir
Batı dünya görüşüne gönülden bağlı olmayan hiç kimsenin devlet katında hiç itibarı yoktur. Ülkenin yüzde yirmisini oluşturan beyaz Türkler, bu ülkenin ekonomik değerlerinin yüzde seksenini elinde tutmakta ve geri kalan yüzde seksenlik nufusun kendine ortak olmasını istememektedir.
Bu ülkenin siyasi ve sosyal çalkantılarının kökeninde işte bu gerekçe vardır.
Bütün darbeler ve teröre giden olaylar, Beyaz Türklerin, ele geçirmiş olduğu ekonomik değerleri halkla paylaşmak istememesinden kaynaklanmaktadır.
Çünkü, mülk, eşittir ERK, değişmez bir formüldür. Devletliler, mülkü kaybederse, erklerini de kaybederler. Bizim devletliler, erki millete devrederse de, beynelmilelel güçler, bu ülkede doğal müttefik bulmakta zorlanırlar.
Bu pozisyon da ülkenin bağımsızığı demektir. Bunu ister mi enternasyonal güçler. Elbette hayır!…
Niçin ettik bu kadar lafı?
Ülkemizin bütün maddi değerlerini ele geçirmiş beyaz Türklerin İslam düşmanlığını, İslamdan deli gibi korkan enternasyonal güçler, bu ülkedeki müttefikleri olan Beyaz Türklerin, büsbütün ortadan kalkmasını istemiyor, çünkü zencilerin iktidarını onlarla korkutarak istediklerini ele geçirmiş oluyor.
İşte, bu MİT meselesinin patlak vermesini temel sebebi budur.
Evet. Batı ile menfaat birlikteliğine girmiş derin devlet Ergenekon’un ayak seslerini epeyi zamandır hissediyorduk. Biz, bu sitede yeri geldikçe, Ergenekon’nu, yani derin devleti tefkif etmekle hiç kimse bitiremez, demiş durmuştuk. Toplumun bütün kurum ve kuruluşları beyaz Türklerden oluşmuşken, bunların sayısı da milyonları bulurken, bütününü de tefkif etmenin mümkün olmadığı da açıkken, tefkifleri uzatmaya ve yaymaya çalışmak, Ergenekon davasını soğutmaktan başka bir şey değildir.
Bir tek CHP li bakan, çok kısa bir bakanlık döneminde beş bin küsür yandaşını yargıya atamışken, tefkiflerle neyi halledebilirsin ki?
Belki de özel yetkili savcılar bile bu kumpasın içindedir ve kasti olarak mahkemeleri uzatıp durmaktadırlar. Olamaz mı sanki? Her tarafta, bütün kurum ve kuruluşlarda, önce devlet mantığıyla yetişmiş insanlar makamları doldurmuşken, niçin Ergenekon savcıları da onların arasında yer almasınlar?
Belki de, bu devletçi yargı mensupları, bütün devlet kurumlarını bertaraf edip, kendi saltanatlarını kurmaya çalışmaktadırlar.
Her neyse. Biz olayın tekniğine girelim.
Dünya derin devletine bağlı Ergenekon, Türkiye’deki problemlerin bitmesini istemiyor ve her halloluş yoluna girildikçe devreye giriyor ve problemlerin sulh yoluyla halladilmesinin önünü tıkamaya çalışıyor, çalışmaktadır.
Dağdan inme zamanındaki provakasyon bu maksatlıdır. Kürtleri, Türk devletini yenmiş havasına soktular ve dağdan inme sürecini bir anda bitirdiler.
Hükümetin her barış atılımı anında, PKK ya cinayetler işleterek teşebbüsleri baltaladılar.
PKK ve onun sözde legal partisi, son zamanlardaki devlet operasyonlarıyla sinmişken, bir Uludere hikayesi çıkarıp yeniden canlanmasını sağladılar.
Adım gibi eminim ki, otuz küsur bigünah Kürtü, Türk ordusunu kandırarak ölüme sürükleyen güç, İsrail destekli PKK ve onun illegal partisidir. Türk ordusunun tek günahı, bu kumpasa gelmesidir. Belki de, bu kumpasa düşürenler arasında muvazzaf ordu mensupları da vardır. Hatta, ordu içindeki Kürtçu unsurlar planlı bir şekilde Türk ordusuna tuzağa düşürmüş olabilirler.
Mümkündür. Çünkü, Türk ordusu kendi gemisine bamba atıp batıracak kadar aymaz bir durumdadır. Çünkü, bütün zabıtan devleti yönetmek hevesi içinde, askeri oyunları düşünecek kadar vakit bulamamışlardır. Hem darbe planları yapmakla uğraşacaksın, hem de orduyu her türlü düşmana karşı koyacak maddi-manevi eğitime tabi tutacaksın. Demek ki, ikisi bir arada olamıyormuş.
Zaten, militarizm ile siyaset bir arada olamaz. Biribirlerini ifna eder bu iki kurum. Asker kaskatı bir emir-komuta mantığı taşır, siyesat ise elastikiyet ister. Asker için kırmızı-mavi, yani, dost-düşman kavramı vardır. Değişik renkleri görmez. Görürse militar olmaz.
Onun için, ordu, ne kadar siyaset içine girerse, o nispette askerlikten uzaklaşır. Onun için, en büyük askeri siyasi gücün emrşindeki askerdir.
İşte bu son MİT olayı da, ülkeye ihanetin son halkalarından biridir.
Hiç ezip bükmeyelim söyleyeleim ki, Ergenekon, doğrudan Başbakanı hedef alarak, MİT başkanını tutuklamaya karar vermiştir. Hedef Başbakanı tutuklayıp mahkemeye çıkarma operasyonudur.
Bu işi, henüz mutlak güce ulaşmamış yargının tek başına yaptığına inanmam mümkün değildir. Belki de yargı, ülkenin yönetimini ele geçirmeyi düşünmektedir. Ama, bu işi silahsız yapamaz. Onun içindir, arkasında silah desteği olmadan, millet desteği yüzde elli dörtlere çıkmış bir partinin Başbakanını tefkif etme sürecini başlatamaz.
Elbette, bir önceki MİT müsteşarıyla birlikte, sadece devlet adına kendi insanını fişlemekle görevli bu kurum, gerçek hüviyetine, yani, ülke adına enternasyonal arenaya çıkmmaya başlamış ve şimdiki müsteşarla birlikte de, daha ileri görevlere yol almış bir milli istihbarat teşkilatına, bu ülkenin düşmanları tahammül edemezdi. Nitekim, yalnız bu ülkenin değil, bütün insanlığın düşmanı İsrail hemen aleyhte kampanyaya başlamıştı. Beynelmilel gücün yazılı-sözlü medyası, İsrail’in yönlendirmesiyle büyük bir şefkle işe girişmişti.
Evet. Bir önceki müsteşar Tamer ve şimdiki Fidan zamanında, kendi milletinin fertlerini devlete jurnal eden yapılanmadan, her enteryasyonal istihbarat teşkilatlarının yapısına ulaştarmalarına tahammül edemezdi Türkiye’de hesapları olan ve bu hesaplarını Ergenekon üzerinden yürüten beynelmilel güçler.
Özellikle de Hakan Fidan zamanında, KCK operasyonları tavan yapmış, neredeyse bu bölücü gurubun üst yapısını oluşturan liderleri tutuklanmıştır. Şu maskaralığa bakın ki, bunu başaran bir Mit müsteşarını, bu partiyle gizl anlaşma yapmakla suçlamaya kalkışmıştır Ergenekon. MİT i fonksiyoner hale getiren VE Türkiye’nin düşmanlarıyla devlet adına müzakere yapacak kadar güvenli hale gelmesine öncülük yapanlar suçlanırken, PKK yı bizzat kuran MİT in asker kökenli müsteşalarından söz eden onları suçlayan yargı yok henüz ülkemizde. Neden? Çünkü, onların ardında derin devlet gücü Ergenekon var.
Ama, Fidan gibi, MİT kurumuna enternasyonal bir hüveyet kazandıran zatın ardında da, gücünü, ülkenin tek egemeni milletten alan Tayyib kardeşimiz var. Herkes paniklerken, mangal yürekli kardeşimiz hiç konuşmadan gerekeni yapıp, hükümete meydan okumaya kalkışan savcıyı, şıp diye görevinden alıverdi, Bu savcıya cürretinde yardımcı olan iki polis şefini hemen açığa aldı. Böylece, milletin verdiği oy emanetine bir kere daha sahip çıktı.
Ve oylarını yüzde atmışlara çıkarıverdi.
Şu anda, liberallerin iddialarını haklı çıkaran ve devletle muvazaa yapan bir seçilmiş hükümet yok. Bütün gücünü, hakimiyet hakkı kendinde olan milletten ve kainatın haliki Allah’dan alan bir hükümet var Ankara’da.
Artık, devletin derini olan Ergenekondan korkmuyoruz. Allah, Tayyib kardeşimize milletin eliyle yardımcı olsun, Amin. Allah’ın selamı bütün müminlerin üzerine olsun.
NOT: Bu MİT olayında Fethullahçıların eli vardır, inancında olan bazı dostlarımız, bu faktörü ele almadan, cevap eksik kalmaktadır, demektedirler. Belki de haklıdırlar. Onun için bir iki kelam edeyim.
Bendeniz, Fethullahçıların kendi bindikleri dalı keseceklerine inanmıyorum. Bu hükümet döneminde, güçlerinin çok üstünde imkanlar elde ettiler.
Kendileri parti kursalar, asla iktidar olamayacaklarını bildikleri için, AK Partisini kullanmak maslahatlarına daha uygun düşer. Bunu bilecek kadar zeki insanlar var bu gurubun içinde. Maceraya girmezler. Bazı konularda Ak Partiye muhalefet adar görünürler ama, Ergenekon’nun geri dönmesinden de dehşetle korkarlar. Tayyib kardeşimizin devrilmesiyle, Ergenekon’un geri gelmesi büyük ihtimaldir.
Kısaca kendilerine kurşun sıkmazlar inancındayım. Selamlar.