Müslüman ne değildir?
ziyaretci | Ocak 15, 2012
Hep Müslüman nedir, nasıldır anlatılmaya çalışılıyor. Bir de ne değildir şeklinde bir soru sorsak.
200 kez görüntülendi.
This post was submitted by Hamza Asyalı.
Benzer Sorular
Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: ildir,
Cevabım: “Müslüman ne değildir?”
Cevabım
« İsmet Özel, ‘Bir Medeniyet Kurmak’ | Anasayfa | Hırant Dink v.s. »










NOT: Hamza Asyalı sormaya, asıl imza İsmail Kazdal 44 yıl önceden cevap vermeye devam ediyor. 3/7/1968 de, Zafer Karib imzasıyla yazılmıştır.
—————————————–
MÜSLÜMAN NE DEĞİLDİR
Zamanımızda İslam düşmanlarının, Müslümanların yaptıkları mücadelede muvaffak olmamaları için, elbirliği halinde kullandıkları bir silah var. Ve bu silah, İslamiyetle en küçük bile olsa, hiçbir şekil ve surette alakası olmayan telakkileri, sanki onda varmış gibi göstererek, güneş kadar parlak İslam hakikatlerini örtmeye çalışmaktır.
İslamiyetle en küçük bir ilgisi bulunmayan görüşleri, ona malederek, insanların gözünde İslamiyeti küçük düşürmeye çalışmaktadırlar.
Kendi kendilerine oturup bir tip çizerler ve çizdikleri bu tipi insanlara göstererek, “İşte Müslüman budur” derler. Bu durum İslam düşmanlarının değişmeyen taktiklerinden biridir.
İslamdan bir haber vermeye mecbur kaldıkları zaman, İslamiyetle şekli bağlılıktan başka hiçbir ilgisi bulunmayan bazı cemaatları ideal İslam topluluklarymış gibi göstererek, akıllarınca bu cemaatların şahsında İslamı küçük düşürdüklerini zannederler.
Günümüzde, bütün yeryüzünde gerçek anlamda İslami hayat yaşayan bir tek cemaat bile yokken varmış gibi göstererek, İslami hakikatlerin günyüzüne çıkmasına engel olurlar.
Bazı fosilleşmiş çağdışı tipleri ortalığa sürüp, insanlara Müslüman tip olarak tanıtmaya çalışırlar. Böylece gerçek Mümin tip gözlerden uzakta tutulmaya çalışılır. Daha doğru bir ifadeyle, Müslüman, olmdadık kısvelere sokularak gözlerden saklanır.
Bu durum, oldukça başarılı olmuş bir metottur. Ve bütün dünyadaki İslam düşmanları bu taktiği müştereken kullanırlar.
Çünkü bu taktik, İslam düşmanlarının beynelmilel politikasını tayin eden kurmay merkezleri tarafından kurgulanmış ve propaganda alanına sürülmüştür. Dikkat edilsin, İslm düşmanlarının adı her ne olursa olsun, kullandıkları taktikler birbirinin benzeridir.
Bu taktik, günümüzün en ileri ülkeleri olarak gösterilen diyarlarda, daha hesaplı ve daha gizli yürütülür. Fakat geri kalmış bizim gibi ülkelerde, doludizgin ve aleni olarak uygulanmaktadır. Türkiye her bakımdan geri bir ülke olduğu için, bu yakıştırmalar daha ileri, daha ileri olduğu için de komedi halini almıştır.
Türkiye’de Müslümanlara ne kostümler, ne sıfatlar ve ne telakkiler yakıştırılmıştır. Herkes kendi içinin karasını Müslüman bünyede görmeye çalışır. ve her ne yakıştırırlarsa, kendi vicdanlarının karası olur. Tarif ettikleri menfi tip, kendilrinin aynasıdır.
İslam idealini kendisine rehber edinmeyen, Allah’ın indirdiği ayetlere ivazsız tavizsiz inanmayan her insan yalancıdır. Türkiyedeki İslam düşmanlarının her söylediği yalandır. Çünkü onların kimliklerini yalanlar beslemiş, yalancı tipler olarak ortaya çıkarmıştır.
Şimdi bu yalancıların yalanlarını ortaya çıkarmak zamanıdır. Müslümanın ne ollmadığını açıklamaya çalışalım ki, gerçek Müslüman kimmiş ortaya çıksın. Hakiki Müslüman tipin ortaya çıkması, İslam düşmanlarının yüreklerini hoplatacaktır, ama ne yapalım ki, açıklamak durmundayız.
Evet. Müslüman ne değildir?
Müslüman, herşeyden önce gerici değildir.
Çünkü Müslüman, “Bir günü öbür gününe denk geçen aldanmıştır” ilkesinin bağlısıdır ve “Çocuklarınızı yarınki zamanlara göre yetiştiriniz” düsturunun yılmaz takipçisidir. Bu emirleri tatpikle mükellef bir Müslüman, Ezelden ebede doğru koşmaya memur bir mana koşucusuyken, nasıl olur da gerici olabilir?
Müslüman, bugünkü anlamda, muhafazakar da değildir.
Çünkü, güzelleri ve doğruları alıp, çirkinleri ve sapıklıkları terkediniz, ilkesinin muhtabıdır Müslüman. Hiçbir Müslüman çirkin ve zararlı telakkilerin devam edip gitmesini istemez, isteyemez. Eğer böyle bir duruma razı olursa, kamil bir Müslüman olamaz.
Öyleyse, işlemez hale gelmiş olan telakkileri ve onların kurumlarını yaşatma olarak tarif edilen muhafazakarlıkla, Müslümanın, en küçük bir alakası olamaz. Müslüman odur ki, herşeyin güzelini ve yararlısını muhafaza etmekte direnir ve onları muhafaza etmek adına canını bile verebilir.
Müslüman, asla saltanatçı da olamaz.
Çünkü, Allah’ın Resulü, Müslümanlara bir saltanat idaresi bırakmadı. Tam aksine, liyakatin, faziletin, güzel ahlakın, kaabiliyetin ve ileri görüşlülüğün, kısaca takvanın timsali insanlara idare makamlarını açık tutmak için, lazım olan bütün incelikleri gösterdi. Öyle ki, kendisinin vefatlarından sonra, hilafet makamına çıkmaya layık olan ve de çıkan büyük zatı, ancak imalalarla işaret etti, “Ümmetim hatada birleşmez” gibi, bir büyük ölçü de vazederek, bir nevi, ümmetin kendi başına geçeçireceği insanı, kendi reyleriyle seçmelerini emir buyurmuş oldular.
Mevzuumuz sadece bu konu olsaydı, ciltlerle kitap yazmamız gerekirdi. Biz, sadece işaret edip geçmek durmundayız.
Bizim, bazı Osmanlı sultanlarını taktir etmemiz, iyi birer idareci olmalarından dolayıdır. Yoksa, onları halife kabul etmemiz sebebiyle değil.
Müslüman asla ırkçı da değildir ve olamaz.
IRKÇILIK, UNSURİYETÇİLİK ve kabilecilikle o zamanların en öndeki insanları olan, Arap yarımadasında doğan İslam, ırkçılığı ortadan kaldırmıştır. Bu konuda ayetler ve sayısız Resul tavsiyeleri vardır. Bu hadislerin birçoğu, bu mecmuanın muhtelif sayfalarında sıkça dercedilmiştir.
İslam toplayıcıdır, dağıtıcı değil. Hangi telakki ki, dağıtmaya sebebiyet vermektedir, işte İslan böyle bir itikadın amansız düşmanıdır.
Irkçılık, insanları bölüp, her bir bölümünü ötekine düşman ederken, elbette ki Müslüman, böyle bir anlayışı ayakları altına alıp ezer.
Müslüman, liderpşerest de değildir.
Çünkü, İslamiyet, Allah’dan başka hiçbir güce itaat etmemeyi daha kelimei tevhitle ilan eder. Bir insan bir başka insanı hiç kusursuz kabul ederse, onu kendine tanrı edinmiş olur. Büyük bir şirke düşer.
Şirk ise, Allah indindeki en büyük suçlardan biridir ve Rahmeti böyle bir suçu temizleyip atamaz.
Allah’ın Resulu, kendisini insandan başka bir şey saymasınlar diye, ashabını daimi sürette ikaz etmiş ve “Ben de sizin gibi bir insanım” sözünü sık sık tekrarlamışlardır.
Demek oluyor ki, insanoğlu için en büyük tehlikelerden biri insanları beşerilik vasfı üzerine çıkarma temayülüdür. İşte İslam, bu temayülün kökünü kazımak için açık seçik ifadeler kullanmış bir din olduğundan, Müslüman olan bir insanın, liderperest olması mümkün değildir. Müslümanı en fazla yapacağı iş, İslam için çalışmış ve üstün liyakat göstermiş insanlara saygı duymak ve onları sevmektir. Her söz ve davranışlarını maymunlar gibi taklit etmek insanlıktan çıkmak anlamı taşır.
Müslüman, emperyalist Amerika hayranı ve bağlısı da değildir.
Çünkü İslamiyet, insanların birbirini köle edinmelerine, birbirlerinin malına, canına el koymak için yapılan hiçbir savaşa izin vermez.
Bir kısım insanların diğer bir kısım insanlar üzerine hakimiyet kurmasını reddeder. İnsanın insana köleliğini reddeden tek hak nizam, İslam nizamıdır. Elbette ki, emperyalist bir devlete saygı duymayan tek insam tipi de, sadece Müslümandır. Emperyalizmi reddetmeye hakkı olan tek sistem İslamdır. Müslümanın böyle bir hakkı olduğu için, ne Amerika’nın, ne Rusya’nın ve ne de İngilizlerin ve ne de diğer imansız ülkelerin taraftarı, Müslümanlar arasında bulunmaz. İslamın devletler arası münasebetlerde kabul ettiği düsturlar, bugünün telakkilerinden tamamen uzaktır.
İslam nizamı bugünün dünyasına hakim olmadığı için, Müslümanın, devletler arası münasebetlerde hiç bir rolü yoktur. Onun için bu münasebetlerin çarpıklığından Müslümanlar sorumlu tutulamaz.
Müslüman, insanlığa fayda sağlayan teknolojiye de karşı değildir.
İnsanın, zamanla birlikte hayatı tanıyacağını, hayatı tanıdıkça da, varlığın yasalarını daha iyi kullanacağını kabul eder Müslüman. Dünyayı kendisi için kolaylaştıran teknolojiye düşman olması düşünülemez bile.
Fakat, insanı insana köle etmek için kullanılan teknolojiye de sonuna kadar karşıdır Müslüman. İnsanın icat kaabiliyetinin kötü yolda kullanılmasına izin vermez İslam. Garp teknolojisi sadece korkunç bir imha gücüdür. Buna izin verilemez.
Müslüman köydeki ağanın, şehirdeki patronun da yandaşı değildir.
Çünkü, Müslüman gayrimeşru bütün olşumların karşısındadır. Ve gayrimeşru yollardan kazanılmış servet kimin olursa olsun, o serveti bütün insanlara dağıtan tek nizam da, İslam nizamıdır. İslam, “İşçiye teri kurumadan ücretini ödeyin” emrini veren tek inanç sistemidir.
Ellerindeki toprağı rantabl olarak değerlendiremeyenleri, toprağından mahrum etmekle cezlandıran tek nizamdır İslam. Böyle hassas bir nizam, hiç haksız bir şekilde mülk edinmeye izin verir mi? fakat, ne kadar büyük olursa olsun, hakkı verilen toprağı kim kimden alabilir ki?
Müslüman, güçlünün yanında hiç değildir.
Çünkü, “Siz kime güçlü diyorsanız, o güçlüden güçsüzün hakkını alıncaya kadar benim gözümde en güçsüz olanınızdır. Siz kime güçsüz diyorsanız, o güçsüzün hakkını güçlüden alıncaya kadar benim gözümde en güçlü olanınızdır” düsturnun aşığıdır Müslüman.
İslam’dan başka hiçbir nizamda bu kadar yakıcı bir hukuk anlayışı zuhur etmemiştir.
Misallendirmeye gerek yok… herkes bugünün ileri ülkelerinde olanları görüyor.
Müslüman, partici de değildir. Çünkü o, sadece Allah’ın partisindendir. Yani, HİZBULLAH tır.
Yukarıdan beri sıraladığımız gibi, devrimizdeki İslam düşmanlarının Müslümanlara yakıştırmaya çalıştığı hiçbir fikir ve düşüncenin onlarla ilgisi yoktur.
Her değildir, hükmünün izahı kitaplar boyu sürer. Aslında böyle kitapların yazılması gerekir. Fakat, İslam, Türkiye’de henüz tanınmadığı için, günümüzün önemli ilkeleri Müslümanlar tarafından ele alınamıyor.
Ama bu önemli konuları ele alacak nesiller çığ gibi geliyor inşallah. Bütün kısırlaştırmalara rağmen, bu nesillerin gelmesini kimse durduramayacaktır inşallah.
Sözün sonu. Müslüman hiçbir çirkinin yanında değildir. Yalnız güzelin ve hakkın yanındadır. Bunu herkes, böylece bilmelidir. Selamlar.