Ne yapmalı bu sivilleri?

ziyaretci | Kasım 21, 2010

Sevgili Hocam füze kalkanı haberlerini izliyor musunuz? Dünya çapında büyük etkileri olacak bu ölçüdeki bir askeri konuda kararı SİVİLLER veriyor. Bedelli askerlik, askerlik süresinin kısaltılması ve vicdani ret konularında aynı SİVİLLER ipe un seriyorlar. Ne yapmalı bu ? Sanırım minareden atmalı.

This post was submitted by Ali.

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: sivilleri, yapmal,

Cevabım: “Ne yapmalı bu sivilleri?”

  1. ismailkazdal

    Yirmi sekiz Şubatın kumanda kesimiyle bağlantılı Sivil istihbarat albaylığına kadar yükselmiş eski bir dostumla yapmış olduğum luzumsuz ithalat tartışmasında, bana söylediği şu söz hatırımdan çıkmamaktadır: “Hiçbir ithalatı (ki benim en çok itiraz ettiğim ithalat oto hususundaydı. Dünyanın bütün otomobil markaları bizim ülkemizdeydi.) durduramayız. Sebebi ise, nerfedeyse bir asırdır, devletin dış ülkelerle yaptığı ikili, üçlü ya da beşli anlaşmalar bize böyle bir hak vermez.” deyivermişti. Şikayet etmiyor, bu devlet anlaşmalarını Ülkenin ali menfaatları açısından normal, hatta zaruri buluyordu bu aşırı devletçi dostumuz. Yapılan bütün ticari anlaşmalar için devleti haklı buluyor ve devletin devamlılığını savunarak, yapılan hiçbir anlaşmanın bozulmaması gerektiğini söylüyordu.
    Bu tartışmayı niçin mi naklettim? Biz, bin altı yüz doksan altı yılında yaptığımız Pasarofça savaşında mağlub olmuş ve ilk defa Karlofça sulh masasına mağlup taraf olarak oturmuş ve elbette galipler ne istemişse imzayı basmıştık. İşte o zamandan bu yana devamlılığı savunulan devlet, galip Batı karşısında kendi başına muhtar hiç karar verememiştir. Batı ne isterse devlete dikte ettirmiştir. Bir şey yapacaksa devlet, “acaba düveli muazzama olark nitelediği Batı ne der? diye sormuş, ondan sonra karar verebilmiştir. Bu durum, ikibinli yıllara kadar aynen sürmüş, Batı ile hiçbir konuda pazarlık bile yapılmamış, ne isteniyorsa kendinden, hiç tereddütsüz yerine getirilmiştir.
    İlk defa Rahmetli Özal, Batı ile pazarlık yapmaya teşebbüs etmiş, hiç olmazsa on verdiyse bir-iki de almaya çalışmıştır.
    Dememiz o ki, Batı ile ilişkilerimizde, özellikle de iktisadi ve siyasi konularda atılan imzaların ne olduğunu ve neleri içerdiğini biz bilmiyoruz. Ama, seçilerek gelen hükümetler bu durumu icab ettiğnde acı biçimde öğrenmekte ve atılan imzalar karşısına çıkarıldığında elinden fazla şey gelmemektedir.
    Kısaca, “sivil kalkan” husunuda karar Türk hükümetinin değil, devletindir. Türk Başbakanı ya da Cumhurbaşkanı, bu kadar büyük bir konuda gerçek devlet olan askerden ayrı bir karar veremez. Yani, devlet politikasıdır olanlar. Mevcut hükümetin yapabileceği iş, işte, anlaşma metninde düşman adı anılmamasını sağlamak gibi basit cümleler üzerinde kalabilmiştir. Ama devlet ve onun partidsi Halk Partisi hükümette olsaydı, bu kaydı bile düşürmeyi akıl bile edemezdi.
    Siviller işte bu kadar yapabildi.
    Bedelli askerlik konusunda ipe un sermiyor, serdittiriliyor. Cumhurbaşkanını kendi başkanı olarak görmeyen bir kuruma ait işi yapmakta mustakil mi sanıyorsun hükümeti?
    Ülkede şu anda yapılmakta olan iş, mümkün olduğu kadar askerin ayağına basmadan yapılmakta ve asırların devlet anlayışını suhuletle rehabile etmektedir bu hükümet. Bundan fazlasını ondan istemek, ülkenin maceralara sürüklenmesini istemek olur.
    Bilirsin, bir istikamette dönmekte olan çarkı, bir anda durdurup ters tarafa çevirmeye çalışırsak, bütün çark dişlerini parça parça ederiz. Selamlar.

Cevabım

© 2017 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman