ESVABLARINA BÜRÜNDÜLER
ziyaretci | Eylül 13, 2009
ELBİSELERİYLE YÜZLERİNİ ÖRTTÜLER
ELBİSELERİNE BÜRÜNDÜLER
ÖRTÜLERİNİ BAŞLARINA ÇEKTİLER
(BENİ GÖRMEMEK İÇİN) ELBİSELERİNE BÜRÜNDÜLER
ELBİSELERİNİ BAŞLARINA ÖRTTÜLER
ESVABLARINA BÜRÜNDÜLER
LİBASLARINA BÜRÜNDÜLER
ESVAPLARIYLA ÖRTÜNDÜLER
ÖRTÜLERİNİ BAŞLARINA ÇEKTİLER
ELBİSELERİNİ BAŞLARINA BÜRÜDÜLER
ELBİSELERİYLE SARILIP SARMALANDILAR
“Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler.” (Nuh Sûresi:7)
Âyetteki “elbise, örtü, esvap, libas” tan kasıt nedir? Gerçek anlamda mı anlaşılmalı? Eğer öyle ise, biz (Türkçe konuşanlar) bir daveti reddedip, olumsuz cevap vermek için elbiselerimize mi bürünürüz? Türkçe’de böyle bir deyim var mı? Yok eğer mecazî bir anlam söz konusu ise , bu “mealciler”in hiçbiri Türkçe bilmiyorlar mı, hepsi de, tutturmuşlar “elbise, örtü, esvap, libas,” diye gitmişler.
Soruyu gönderen kişi: Gup Kehf.
Bölüm: Soru-Cevap | | Cevabım »
SEL FELAKETİ
ziyaretci | Eylül 12, 2009
Merhaba. Bilmiyorum ilgi alanınıza girer mi ama İstanbul’u da vuran sel felaketi hakkında ne düşündüğünüzü öğrenmek isterim. Tabii bir de yağmacılık, hırsızlık ve açgözlülük… 1999 depreminde olduğu gibi toplumun çürümüş insanları işbaşındaydı.
Soruyu gönderen kişi: Hatice .
Bölüm: Soru-Cevap | | Cevabım »
Neden Namaz Değil de “Âbitlik ve Selamet Kazandıran Davet Azmi, Kararı” ?
ziyaretci | Eylül 7, 2009
Namaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü? (Alak:9-10) (Elmalılı Hamdi Yazır’ın meali)
“Gördün mü âbitlik ve selâmet kazandıran davet azmini, kararını menedeni? (Alak:9-10) (İsmail Kazdal’ın meâli)
Bu iki âyetle ilgili şöyle de bir rivayet var: Ebu Cehil, “Andolsun, eğer Muhammed’in namaz kıldığını görürsem onun boynunu ezeceğim” demiş ve bir gün bu dediğini yapmaya kalkışmıştı. Fakat Hz. Peygamberin yanına geldiğinde düşündüğünü gerçekleştiremeden titreyerek korkuyla kaçmıştı. Âyetler, bu olaya ve Hz. Peygamber’in ilâhî koruma altında olduğuna işaret etmektedir.”
Bütün meallerde namaz olarak geçen salâ kelimesi sizin mealinizde “Âbitlik ve selamet kazandıran davet azmi, kararı” olarak geçiyor. Ulaşabildiğimiz bütün meallerin ve yukardaki rivayetin aksine, siz, salâ kelimesini neden bu şekilde meallendirdiniz? İkna edici sağlam bir sağlam bir gerekçeniz var mı?
Soruyu gönderen kişi: Hatice .
Bölüm: Soru-Cevap | | 2 Cevaplar »
Neden Umre’ye Gittiler
ziyaretci | Eylül 6, 2009
Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’le aynı gazetenin yazarı Ahmet Hakan Mekke’yi ziyaret edip Umre yaptılar. Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakan birlikte 28 Şubat asker darbesi sırasında Umre’ye gitselerdi, asker darbesine karşı etkili bir eylem yapmış olurlardı. Bayram değil seyran değil bu ikili Umre’ye gittiler ve gündem yarattılar. Bu gazetenin bir kadın yazarı da geçenlerde önce soyunup sonra da örtünerek gündem yaratmıştı. Neden acaba?
Soruyu gönderen kişi: Hatice .
Bölüm: Soru-Cevap | | Cevabım »
Farklılıkların, Ayrılıklarının ve Düşmanlıkların Nedeni
ziyaretci | Eylül 6, 2009
Dünyada çeşitli devletler halinde 1,5 milyar Müslüman var. Hepsinin de kitabı Kur’an, peygamberi Hz. Muhammed sallahualeyhivesellem. Ancak aralarında derin ayrılıklar var. Çeşit çeşit mezheplere ve gruplara bölünmüşler. Birbirlerine çok ağır ithamlarda bulunuyorlar. Birbirlerini tekfir ediyorlar. Aralarında kanlı çatışmalar oluyor. Bu durum yeni de değil. Asırlardır böyle süregelmiş. Muhakkak bunun bir nedeni olmalı?
Soruyu gönderen kişi: Aykut.
Bölüm: Soru-Cevap | | Cevabım »
Kader
ziyaretci | Eylül 5, 2009
Kader meselesini Kur’an nasıl çözmüştür?
Soruyu gönderen kişi: Fatma.
Bölüm: Soru-Cevap | | Cevabım »
İNDİRİLEN
ziyaretci | Eylül 4, 2009
Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene.(Bakara:4)
De ki: “Allah’a, bize indirilen (Kur’ân)e, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Musa’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandık. Onların arasında hiçbir fark gözetmeyiz, biz O’na teslim olmuşlarız”. (Âl-i İmran:84)
Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirileneAllah’a boyun eğerek inanırlar. (Âl-i İmran:199)
Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. (Nisa:162)
De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? (Mâide:59)
Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. (Mâide:64)
Eğer onlar, Tevrat’ı, İncil’i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. (Mâide:66)
Ey şanlı Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! (Mâide:67)
Şüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. (Mâide:68)
Eğer onlar, Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilen Kur’ân’a inanmış olsalardı, kâfirleri dost tutmazlardı. (Mâide:81)
Peygamber’e indirilen (Kur’ân)i dinledikleri zaman, onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. (Mâide:83)
(Bu,) sana indirilen bir Kitab’tır. (A’raf:2)
(Ey insanlar) Rabbinizden, size indirilene uyun ve O’ndan başka dostlara uymayın. (A’raf:3)
İşte bunlar sana o kitabın âyetleridir ve sana Rabbinden indirilen haktır. (Ra’d:1)
Şimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen bir kimse, kör olan bir kimse gibi olur mu? (Ra’d:19)
Bir de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen (vahiy) le sevinç duyuyorlar. (Ra’d:36)
Dediler ki: “Ey kendisine Kur’ân indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun.”
(Hicr:6)
Kendilerine ilim verilmiş olanlar görüyorlar ki, Rabbinden sana indirilen Kur’ân, hakkın kendisidir. (Sebe’:6)
Haberiniz olmayarak ansızın başınıza azab gelmeden önce (halis müslüman olun da) Rabbinizden size indirilenin en güzelini takib ve tatbik edin. (Zümer:55)
Yukarıda meallerini verdiğimiz âyetlerde geçen “indirilme” ne demektir? Nasıl bir oluştur? Hicr:6’da görüldüğü üzere bu kavramı inanmayanlar da kullanıyorlar. Yani, salt manevî ve Kur’ânî bir kavram değil. Bizim dilimizde ve hayatta bu kavram neye tekabül eder? Bu kavram anlaşılır kılınabilir mi?
Soruyu gönderen kişi: Grub Kehf.
Bölüm: Soru-Cevap | | Cevabım »
Besmele’nin meâli
ziyaretci | Eylül 1, 2009
Muhterem İsmail Kazdal Beyefendi;
Biz meâlinizi tetkik eden, başka meâllerle karşılaştırarak okuyan bir grup genciz.
Meâlinizin özgünlüğü daha başlangıçta, besmele’nin meallendirilişinde görülüyor:
“Çok merhamet eden, merhametinde de kesintisiz süreklilik olan Allah’ın adına başlarım!”
Şimdiye dek Türkçe’de görülmemiş, duyulmamış bir meallendiriş. Besmele’yi neden bu şekilde meallendirdiğinizi öğrenmek isteriz doğrusu.
Soruyu gönderen kişi: Grub Kehf.
Bölüm: Soru-Cevap | | Cevabım »











