Rasul’ün sünnetine ittiba mümkün müdür?

ziyaretci | Aralık 26, 2014

’ün sünnetine mümkün müdür?

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: ittiba, nnetine, Rasul,

Cevabım: “Rasul’ün sünnetine ittiba mümkün müdür?”

  1. ismailkazdal

    Öncelikle belirtmemiz gereken mesele, neyin Resul sünneti olduğu konusudur. Ya da sünnetin ne demek olduğudur. Çoğunlukla sünnet Hadis ile birlikte anılır ve ikisine aynı değer verilir. Hadis, herkesin de bildiği gibi, sözdür, konuşmadır. Sünnet ise fiiller. Resul bahis konusu edilince,Resulun Kuran ayetlerini fiilen uygulaması,bizi de bağlayan hadisler ise, sözlü olarak yaptığı ayet açıklamalarıdır.
    Bir mümin ve muvahit kişi için, kuranı doğru anlayıp anlamadığının sağlamasını yapmak için müracaat edeceği hüccet, adetullah, sünettullah olarak kabul ettiğimiz varlığın yasalarıdır. Eğer ayetten anladığımız, her hangi bir yaratılış kanununa aykırıysa, o zaman ayeti yanlış anladığımıza hükmetmemiz gerekir.
    M esela, Ateş yakar, eğer Hz. İbrahimi ateşin yakmadığı şeklinde algılarsak, ateşin yakar olduğu sabit bir Allah adeti olduğunu bildiğimizden, yakmaz anlayışımızın yanlış olduğuna karar vermemiz gerekmektedir. Hadin, yani Resul sözlerinin onun sözü olduğunu test etmek için de, ya bir ayetle irtibatı olmalıdır, ya da, varlığın değişmez yasalarına baş vurulmalıdır. Eğer bu iki hüccete uygunsa, o zaman, söz sıradan söz olmaktan çıkar ve Resulün hadisi olur.
    Elbette ayetler mecmuası olan Kuran, bütün zamanları, mekanları ve de şartları kapsadığı için, evrenseldir.
    Resul, elbette Kuran ayetlerinin ilk müfessiri ve uygulayıcısı olarak, bütün hayatı kucaklayan ayet tefsirlerinde, ne gibi bir anlayışı ve yorumu ileri sürmüşse, akıllı bir mümin onları kabul ederek kendi anlayışını rahatlatır.
    Ayetlerden biri, Resulümüzin bize hevai hevesinden sözler söylemeyeciğini ve ne söylerse vahiy olduğunu buyuruyor. Vahiy doğru bilginin açığa çıkması demek olduğuna göre, Resulun ayet yorumu, mesela benim yorumumdan elbette daha tercihe şayandır.
    Söylemek istediğimi şey, Allah Resulunun yaptıkları ve söyledikleri Kuran ruhunun tezahirleridir. Ve elbette en ileri derecede hüccetlerdir.
    Ama iş, gündelik hayatla ilgili alana gelmişse, Allah Rasulünün yaşadığı hayat bize fazla yararlar sunmaz. Çünkü onun yaşadığı zamanü mekan ve çevre şartlarının, bugüne taşınacak çok az unsurları vardır
    Resulun ahlakıyla ahlaklanmaız gerektir ama, hangimiz onun gücüne ve ferasetine ulaşabilir ki?
    Biz Resulun sünnetini şahsi alanda, ya da ahvali şahsiyede, yahut, ferdi ibadetlerde takip ve taklit ederiz. Çünkü, sünnet, Allah Resulunun bizzat fiilen yaparak bize gösterdiği yoldur.
    Yani o, namazı nasıl kıldıysa, abdesti nasıl aldıysa, orucu nasıl tuttuysa, hac rükünlerini ne biçimde yerine getirmişse, zekatı nasıl toplayıp kullandıysa, gibi, her Müslümanın şahsi borcu olan ibadetlerde, Resulü takip etmek, dini kolaylaştırdığı için, bize göre elzemdir.
    Fakat, hayatın diğer alanlarında, özellikle de toplum hukuku çerçevesinde, onun yaşadığı zamanın şartları çok çok değişik olduğu için, onun yaptıklarını yapamayız. Onun yaşadığı saf hayatı yaşayamayız.
    Bizim şartlarımız, bütün bir dünyanın entegre olduğu ve yerel ve milli örflerin, hayata hakim olan İslam karşıtı Batı medeniyetinin yaydığı evrensel örfde asimile olması yüzünden, bizim İslamı Resul şartlarında yaşamamıza imkan vermemektedir.
    Daha bir çok septen ötürü Resulu taklit etmek çok çok zordur. Dinda ise kolaylaştırma vardır, zorlama yoktur. Selamlar.

Cevabım

© 2017 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman