Şeffaflık

ziyaretci | Ocak 27, 2012

Sizi açık sözlü olarak tanıyoruz. Nedir şeffaflık ve neden sizin için çok değerlidir?

327 kez görüntülendi.

http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/blogmarks_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_24.png

This post was submitted by Hamza Asyalı.

Benzer Sorular

  • Benzer soru yok.

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: effafl,

Cevabım: “Şeffaflık”

  1. ismailkazdal

    Hamza Asyalı sorfmaya, İsmail Kazdal, 29/12/1966 yılında, yani, 46 yıl önceden cevap vermeye devam ediyor. Bu yazı, Hilal müstearıyla başyazı olarak yazılmıştır.
    ————————————-
    Artık birbirimizi aldatmaya kalkışmayalım. Hakikatleri, medeni kelimesinin ifade ettiği mana içinde açıkça tartışalım. Ne kendi kendimizi, ne de milletimizi aldatmaya çalışmalayalım. Samimi olalım. Riyakar ve istismarcı oolmayalım.
    Bilhassa, mevcut kanunların arkasına sığınıp, o kanunların zırhına bürünüp hakikatlerin ırzına geçmeyelim.
    Şunun için söyledik yukarıdaki açık ifadeleri.
    Bugünlerde fikir münakaşaları b,üyük bir keşmekeş ve kargaşaya sebep oluyor. Fikirler ve kanaatlar, bir takım bayağı taktiklerle hakiki mecrasından alınıp, ne idüğü belirsiz istikametlere sürükleniyor.
    Çok müessir fikir indifalarına karşılık, bazıları, kulaklarını tıkayıp, bu indifaları duymak istemiyor. Ve “Bu millet fikir tartışmalardan bıktı artık huzur istiyor” diyorlar.
    Evet. Bu millet fikir tartışmalarından bıktı. Bıktı ama, fikir meselelerini halletmeden de, münakaşalardan çekileceği anlamına gelmez bu bıkkınlık.
    Bu kadar ağır içtimai şartlar içinde yaşamaya makküm olmuş milleti, mücadeleden bıktı gerekçesiyle saf dışı bırakmaya, artık kimsenin gücü yetmez.
    Onun için, millet tartışmadan ve mücadeleden bıktı yerine, bu millet gölgelere yumruk sallamaktan, kördöğüşü yapmaktan bıktı demek, daha doğru bir ifade olur.
    Evet. Millet, kim inkar ederse etsin, gerçekte var olan tartışmlarda artık açıklık, şefvfaflık istiyor. Bu samimiyete ulaşmadan hiçbir şeyi halledemiyeğini, artık kavramış durumda.
    Mücadeleden bktı, onun için bitirmek istiyor, iddiaları, fikir tartışmaları bir neticeye bağlanmadan hiçbir mana taşımıyor.
    Herkesin açık olmasını istemek bu milletin hakkıdır.
    Mevcut düzeni, düzeni aynen kabul edenlerin kanaatine katılmak zorunda değiliz.
    Onun için, bu kanaate katılmayanları anarşistlikle itham etmek haklı bir davranış değildir.
    Yaşanılan nizamın doğru olduğuna inandırmadan, anarşistlik ithamı yapmak, çok büyük bir densizliktir. Çünkü, bu millet, tarihi boyu nizamcıdır. Onun için, bu düzensizlik düzenini tenkit edenlere anarşist damgasını vurmak kimsenin haddi değildir.
    Gönülleri ve kafaları boş olanların düzensizliği içinde yaşadığımız, bir hakikattir. Bir işin üstesinden gelmek, hedefi bilmekle olur.
    Hedeflerini bilmeyenlerin, kendileri için bir hedef belirleyemeyenlerin, idari mekanızmaların başında bulunmaları, bu millet için, ne kadar acıklı ve ağlanacak bir durumdur.
    İşte bunlardır fikir tartışmalarını bitirmek istemeyenler. Bunlardır, açıklıktan, prensiplerden, nizamdan, otoriteden, en doğrusu da, hakkın terazisinde tartılmaktan korkanlar.
    Artık bu tipler hangi makamlarda olurlarsa olsunlar, hangi içtimai, siyasi, ilmi kariyerin sahibi olurlarsa olsunlar, milletin karşısına çıkıp, açık bir dille, ben şu şu kanaatlerin, bu bu dünya görüşünün sahibiyim, demeden hiçbir ilgi göremeyeceklerdir. Milletin anlayacağı bir dille milletin karşısına çıkmayanlar, bu milletten ilgi bekleyemezler.
    Bütün gerçekler, mertçe, dobra dobra orta yere dökülmeden, içinde yaşanılan kaos sürüp gidecektir.
    Bugün, İslamiyet, dört duvardan ibaret mabetlere ve insanın içine gömülmeye çalışılıyor. Fakat mücella İslam dini, kendisine yapılmakta olan bu muameleyi asla kabul etmeyecektir.
    O, kendisinin, ya bütünüyle kabul edilmesini, yada tgamamiyle terkedilmesini istiyor. O, ne “Ye iç git bak işine, karışma Allahla, devletin işine” tarzındaki Ortodoksluğa, ne bağnaz Katolikliğe, dinsizlikle birleşen Protestanlığa, ya da içe yönelik Budistliğe, ya da başkaca akıl dinlerine benxzemek istimiyor.
    Benzetildiği sürece bu ülkede inanç mücadeleleri sürüp gidecektir.
    İslamı nasıl diğer dinlere benzetebiliriz ki? O, muazzam bir medeniyet ve en adil ve güçlü devletler kurmuş düsturlara sahipken, nasıl diğer din anlayışlarına benzetilebilir ki? Onun büyük bir medeniyet planı olduğuna tarih şahitken, onun mdeleri hayata uygulanmışken, nasıl diğer dinlere reva görülen tasfiye, İslama da reva görülebilir.
    Şunu açıkça söyleyelim ki, Garptan iktibas etmeye çalıştığımız, siyasi, içtimai hiçbir kural, İslam dinine uymuyor. Ya da İslamiyet Batı ahlakına uymuyor. Onun içindir ki Batu hayat anlayışları adına, İslamiyeti ülkeden sürgün etmek, milli kimliği inkar anlamına gelmektedir.
    Gerçekleri bu kadar açıklıkla söyleyelim, bu kadar açık konuşanları da kanunlara mahküm etmeyelim. Açık şekilde Konuşmak için, kelleyi koltuğa almak mecburiyetinde kalmayalım.
    Her inanç için ortalık hazır hale gelsin.
    Evet. Bu ülkeyi yönetenler ülkedeki kısır tartışmaları bitirmek istiyorlarsa, her fikrin açıkça tartışılmasının ortamını hazırlamalıdırlar. Ancak o zaman, herkes hakkına razı olarak bir köşede sessiz oturabilir.

Cevabım

© 2012 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman