Sela – Davet Azmi – Namaz
ziyaretci | Ağustos 30, 2010
Hocam; Kuran-ı Kerim’de çok sık geçen “SELA” kelimesi diğer meallerde “NAMAZ” olarak tercüme edilirken, sizin mealinizde “DAVET AZMİ” olarak yer almıştır. Bu farklılığın nedenlerini bizlerle paylaşır mısınız
517 kez görüntülendi.
This post was submitted by mehmet gerekli.
Benzer Sorular
Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: DAVET, NAMAZ,










Aslında namaz, “Kıyam, Rükü ve Secid” kelimelerinin ifade ettiği manayı, Allah Resulünün uygulamalı olarak gösterdiği bir formel ibadettir. Ve bana göre, “Sela” kelimesinin ihata ettiği alan içindeki bir unsurdur. Ve “SELA” kelimesi, baştan aşağı başkalarını hidayet dinine davet anlamı taşımaktadır. İşte, Kuran’da geçmeyen namaz ibadeti, bir Müslümanın en büyük ve hayatı kapsayıcı görevlerinden biri olan davet ibadetini yapanın kim olduğunu belirten ve bunun için de en büyük ibadetlerden olan bir ibadettir. Ve, yukarııda da belirttiğimiz gibi, bu ibadeti Allah Resulü, bize bizzat uygulayarak göstermiş ve bizim için farz kılmıştır.
“SALA” nın hidayete, yani doğru dine davet olduğunun en büyük delili, Alak suresidir. Hepimiz biliriz ki, İKRA (OKU) ile başlayan Alak suresi Kuranın ilk suresidir. Ve bu Surenin 8-9 cu ayetinde “Sela” kelimesi yer almaktadır. “Gördün mü “Sala”nı mennedenleri” şeklinde bir ilahi hitabdır.
Peki, bu hitab hangi sebebe dayanılarak yapılmaktadır. Yani, esbab-ı- nuzulü hangi olay veya oluşumdur. Hepimiz biliriz ki, Kuran ayetlerinin nuzül sebepleri, çoğunlukla ayetlerin içindeki manalarda saklıdır. Peki, hangi olaydan sonra gelmiştir bu ilahi cümle?
Alak suresini ilk beş ayeti geldikten sonra, uzun süre ( rivayetlere göre, sekizle on altı ay) ayet inmemiştir. Sonra, Müdessir suresinin ilk yedi ayeti gelmiş ve Alak suresinin ilk beş ayetinin arkasına takılmıştır. Böylece, ilk inen 12 ayettir bu birleşen ayetler.
Alak suresi OKU diye başlamaktadır. Demek ki neymiş? Başka beşer dinlerinde olduğu gibi, “Önce inan” değil, önce OKU emriyle gelmiştir İslam. Yani, araştır, soruştur, eğriyi doğrudan ayır, güzelle çirkinin farklarını belirle, emridir bu OKU emri. Daha ortada Kuran ayetleri olmadığına göre, başka neyi okuyacaktı ki Allah Resulü?
Bu emri yerine getirmek için uzlete çekildi Resul aleyhiselam. Aylarca sürdü bu uzleti. Ancak, Allah’ın, “Eyyühel müdessir, kum fe enzir”, yani, “artık girdiğin uzlet halini terket, ve ne kararlara vardıysan, onları insanlara açıklamaya başla” emridir, bu emir. O da bu ilahi emri yerine getirir, Allah’ın kendisine o uzlet zamanı içinde indirdiği tevhid kurallarını açıklamaya başlar.
Nereye çağırır insanları? Elbette Tevhide. Nedir tevhid kelimesi? “La ilahe illallah” dır bu tevhid kelimesi. Ne demektir bu kelime? “Allahdan başka ilahlar yoktur. Ne demektir bu? “Ey insanlar! Sizi terbiye edecek, yönetecek, kanun koyacak, güdecek, özel hayatınıza müdahele edecek, Allah’dan başka hiçbir otorite, bir efendi, bir sahip yoktur.”
Bu mesaj kimedir. Kimdir itaat edilmeyecek ilahlar? Elbette, toplumun güçlü üst yapısı, halkı güdenler zümresi. Eh bunlar boş mu duracaklardır kendilerini tasfiye edecek bu davet karşısında? Elbette ki hayır. Öyleyse, güçlerine dayanıp bu daveti mennedeceklerdi ve de ettiller. İşte, yeryüzüne inen ilk 17 ayet içinde geçmekte olan “Gördün mü, şu “Sela”tını mennedenleri” ilahi ifadesi, Allah Resulunun davetini engellemek anlamını taşıyordu. Bildiğimiz namaz ibadetiyle hiçbir ilgisi bulunmuyardu.
Otoriteler, erkler, sultalar, içi boşaltılmış ritüelleri hiçbir zaman mennetmemişler, bilakis halkı rahatlatıp sakinleştirdiği için teşvik etmişlerdir. Erklerin mennettiği tek şey, kendilerinin mutlak hakimiyetini reddeden ilahi davettir. Bütün hiddetleriyle de reddetmeye devam etmektedirler ve bütün insanlığı içi boş ritüellerde birleştirmeye ve yeni bir dünya düzeni kurmaya çalışmaktadırlar.
Niçin ve nasıl böyle oldu? Müminin birinci görevi, yeryüzünden zülmü kaldırmak ve yerine adaleti ikame etmek iken, bu görevini de her çareye başvurarak doğru din olan İslama davet mecburiyetinde iken, nasıl oldu da, İlahi dine davet kelimesi olan “SELA” tamamen namaza çevrildi? Bunu kimler ve ne için yaptı? Bu iç yakıcı sorunun tek cevabı var. Güce dayalı saltanat sahipleri, kendi ortaksız saltanatını sürdürmek için böyle yaptı. Çünkü hak din İslam, tek efendi ve sultan olarak Allah’ı sunuyordu insanlara Ve Allah’dan başka efendi tanımamasını istiyordu insandan.
Erk’ler, işte bu Allah saltanatını engellemek ve yeniden insan saltanatını geri getirerek insanlara istedikleri gibi hükmetmek istiyorlardı. İnsanın insana kulluğunun devam etmesini arzu ediyorlardı. Allah’ın Resulü ise, “Ey insanlar! Birbirinizi Rablar, ilahlar edinmeyin, Rabbınızı ve ilahlarınızı reddedip tek bir İlah olan Allah’ı kendinize efendi edinin” diyor ve insanın insana hükmetmesini bitiriyordu. İşte bu oalamazdı. Yeryüzü sultanlarına bu yapılamazdı. Sultanlar ya de Emirler, din konusunda uzman olan Yahudi rabbinlerini de yanlarına alarak, İslamın bu TEVHİD çağırsının içini boşatmanın yollarını aradılar ve de İslam dinini içi boş ritüellere hapsettiler. Hz. Musa’ya bile on amir gelmişken, İslam dinini beş kurala mahküm ettiller. Artık, İslam tapınakların içinde geçerlidir ve Kuran ayetlerinde neshedilen ya da inak olan nice bölümler vardı ve onları arkaya atmak gerekliydi.
Zahiri ve formel ibadetler sadece birer zarfken ve sadece içindeki mektubu mahafaza ile yükümlüyken, insanları zarfa sardırdılar, içindeki mektubu okumaktan mennetiller. Kendi sultalarını böylece sürdürdüler, sürdürebildiler. Allah’ın efendiliğini göklere sürgün ettiler, yeryüzünün saltanatını şirksiz ele geçirdiler.
İşte, Farsça kelime olan NAMAZ da, davet görevini yapan müminlerin alameti farikası iken, dinin temeli olup çıkmış ve tek başına cennete götürücü bir itikat haline getirilmiş, davet görevi silinip atılmıştı. Davet hakkı yeryüzü sultanlarına terkedilmiş ve İslam dini geliş sebebinden tamamen uzaklaştırılmıştı. Yani, ortodokslaştırılmışti. Neydi Ortodoksluk? “Ye, iç, bak işine; karışma Allah ile devletin işine.”
Namazı, en büyük ibadet olan DAVETİN en önemli alametlerinden biri sayan beni, çağdaşlarım, namaz düşmanı ilan edeceklerdir, zaten de etmiş durumdadırlar. Ama ne gam, Allah herşeyi biliyor.
Bundan 1350 yıl kadar önce de, “Beni zorba yönetimlerin hükmettiği topraklarda gömmeyin” vasiyetinde bulunan büyük İmam Azam Ebu Hanifeyi da çağdaşları namaz düşmanı ilan etmişlerdi. Ama o yaşıyor, onu düşman ilan edenlerin birçoğu silinip gitti tarihden.
Selam ve sevgiler.