Şeriat

ziyaretci | Şubat 5, 2012

Şeriat, nedir, ne kadar önemlidir?

344 kez görüntülendi.

http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/blogmarks_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_24.png

This post was submitted by Hamza Asyalı.

Benzer Sorular

  • Benzer soru yok.

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: eriat,

Cevabım: “Şeriat”

  1. ismailkazdal

    Munafığı Teşhis Mizanı
    ŞERİAT
    ———————
    Hamza Asyalı müstear olarak sormaya, Asıl İmza, İsmail Kazdal 45 yıl öncesinden cevap vermeye devam ediyor ve “45 yılda ne değişti diye soruyor.
    Bu yazı, 27/4/1967 yılında ve HİLAL imzasıyla, başyazı olarak, tarafımdan yazıldı.
    ——————–
    İçinde yaşadığımız zamanlarda memleketimizin insanlarını en fazla meşgul eden kelimeler, Şeriat, Ümmat ve diğer dini deyimler ve istilahlardır.
    Uzun zamanlardır kullanılmaya ya da kullanılamayan ve bu sebeple de, bütün mana medlülü kaybolmuş bulunan bu kelimelerin etrafında cahaletin fırtınaları estiriliyor.
    Uzun zamanlardır kullanılamayan dedik! Evet. Günümüzde, ağızların sakızı olan Şeriat, Ümmet vs e gibi istilahlar, çoktan beri kullanılamayan kelimelerdi. Daha doğru bir ifadeyle, ağızlar, bu kelimeleri aşağılamak kastıyla kullanırlardı.
    Fakat, bugün, oldukça değişik şartlar zuhur etiş gözüküyor.
    Bizim gibi bazı insanlar, bu İslami kelimeleri büyük bir hürmet içinde telafuz etmeye başladı. Bu insanlar halk içinde bile fazlalaşmaya başladı.
    Bazıları, hala eskiden olduğu gibi, yine küfürlerine devam edip gitmektedirler, ki, bunların sayısı kendilerini münevver sayan ve sanan bir kaç kişiye inhisar etmektedir.
    Bazıları da bu kutsal kelimelerin manalarını setredip, saklayıp, en açık seçik manaları meçhül hale getirerek, anlaşılmasına engel olmya çalışyor..
    Kimileri bu kelimelerin manalarını bilen hiç kimse yokmuş gibi, “Biz, dine saygılıyız. Dinin, cemiyeti teşkil eden fertlerini terbiye edecek en güzel ahlakı içerdiğini biliyoruz. Husısen İslamı en yüce din olarak kabul ediyoruz. Fakat, şeriata ve ümmetçiliğe karşıyız.” gibi laflar ediyorlar. Bu sözleri söyleyenler büyük bir açık gözlülük yaptığını ve milleti aldattığını sanan aptallardır. Bu aptallara göre, dine saygılıyız demek, saf Müslümanları aldatmak için yeterli bir yemdir.
    Şimdiye kadarki duruma bakılırsa, bu düşüncelerinnde haklı görünüyorlar. Saf milleti gerçekten kandırmışlar ve milletin kaderi üzerinde istedikleri gibi oyun oynamışlardır.
    Medselelerin üzerinde düşünmeyen ve düşünemeyen, kelimelerin hangi manalara geldiği hakkında bir bilgisi olmayan insanlar, şimdiye kadar İslam düşmanları tarafından, korkunç bir şekilde istismar edilmişler ve bilmeden inandıklarını sandıkları İslam dinine ihanet ettirilmişlerdir.
    İşte bu sözlerin sahibi olan insanlar, İslamiyetin ve Müslümanların en büyük düşmanıdırlar. Çünkü bunlar kafir değil, munafık sınıfına girmektedirler. Dinin iyi bilinmemesinden dolayı bu cahalettemn faydalanmışlar ve dine ihanet eytmeye kalkışmışlardır. Kısa ve kesin olarak ve İslamı bir idrakle, bu kimselerın mutlak vasıfları, MUNAFIKLIKTIR.
    Sebebini izah edelim. Sebebi izaha, bahsi geçen kelimelerin manasını izah ederek başlayalım.
    ŞERİAT, Resullerin getirmiş olduğu ilahi kanunların tamamıdır. Son Resul Hz.Muhammed’in getirdiğiyle tamamlanan ilahi emirler mecmuasıdır.
    Kısaca, Şeriat dinin bütünüdemektir. Din, fiili hayattaki fonksiyonunu şeriatla devreye sokar.
    Kapıyı biraz daha aralayalım. Müslümanın Müslümana yaptığı bütün dini telkinat, şeriatı anlatmaktan ve onun emirlerini yapmaktan başka bir iş değildir. Şu fiil şeriat ölçülerine aykırıdr, denildiği zaman, o fiili nsna Allah yasak etmiş demektir.
    Bir insanın faiz alıp vermesi, zina yapması, içki içmesi, hırsızlık yapması, cinayet işlemesi, karaborsa yapması,, zayıfı ezmesi, Allah tarafından yasaklanmıştır.
    Her güzel ve faydalı işlerin yapılmasını da bize cenabı Hak bildirmiş, bunlardan razı olduğunu, buyurmuştur.
    İşta bütün kötü işlerin yapılmamasına, iyi işlerin yapılmasına, da, Şeriat denir. Yani, İslam dinini fiili hayata uygulama, şeriatın ta kendisidir.
    Hukuki tarif olarak, şeriat, dini kaidelerin ve emirler ve nehiylerin bütününü ifade eden bir deyimdir. Başka bir deyimle, Allah’ın İslam dini aracılığı ile kullarına bildirdiği ve innanlardan istediği hayat düzenini sağlayan hukukun tamamına Şeriat denir.
    Bütün bu izahatlar şeriatı ne demek olduğunu bize anlatmıştır zannederim.
    Bu açıklamalardan sonra, anlaşılıyor ki, şeriatı reddetmek, bütünüyle dini inkar etmek anlamına gelmektedir.
    Şeriata karşıyım, demek, diyebilmek, ancak bir dinsizin halidir. Dini olmayan ülkelerde bu hakkı kullanabilirler ve kullanmaktadırlar. Ama dini olan toplumlarda bu hakkı kullanırken dikkatli olunmalıdır.
    İslami bir toplumda bulunan din aleyhtarı kimseler, albatta ki İslama inanmadıklarını açıkça söyleyebilirler. Ama dindarlara, şeriatı inkar ettirmeye kimsenin hakkı yoktur. Tıpkı bir ülkenin insanlarının, o ülkenin kanunlarını kabul etmediğini söylemek hakkı olmaması örneğinde olduğu gibi. İslam toplumunda yaşayan bir kimsenin, o toplumun dinini görmeme hakının olmadığı gibi.
    Bu önemli noktayı vurguladıktan sonra, diyoruz ki, Müslüman olduğunu ifade eden birinin, şeriatı reddetmeye hakkı yoktur. Onun için böyle insanları munafık sınıfına dahil ediyoruz.
    Şerita karşıyız dedikleri halde, münafık olmadıklarını iddia edenlere sözümüz şudur: Eğer bu iddiamız doğru değilse, İslam dininin ne olup olmadığını izah ederek bizi tegzip edin bakalım. İslamın ne olduğunu izah etmeden, söyleyeceğiniz her sözün, münafıklığınızı perçinlemekten başka birf işe yaramadığını bilmelisiniz.
    Evet. Böyle söyleyecek ve bu gibi insanlarla medeniyetin icap ettirdiği tarzda, meselenin tartışmasını yapmaya hazır olduğumuzu işte buradan ilan ediyoruz.
    Bu meselenin tartışmasını yapılması yer altına gömen bu ülke otoritesinin varlığına ve kanunların yasak etmesine rağmen, herkesle tartışmaya hazır olduuğmuzu haykırıyoruz.
    Bir nebze de, ÜMMETÇİLİK deyimi üzerinde duralım: Ümmet, son Resul Hz.Muhammet aleyhiselamın Allah tarafından getirdiği dine bağlı herkesin tanımlamasadır. Allah Resulunün bildirdiği dine inanan insanların tamamına ÜMMET denir. Yani, efendimizin nubuvetini tastik edenlerin, ve onu Resul olarak kabul edenlerin tamamı Ümmet vasfı içine girer.
    “Lailaheillallah, Muhammeden Resulallah” ikrarı yapan bütün insanlar Ümmet sıfatı içinde birleşirler.
    Kelime-i-şahadet, ümmet olmanın ilanıdır. Hasılı, Resulun getirdiği ilahi haberlere, yani, Kuran’ı Kerime inananlar Ümmet sıfatında buluşurlar.
    Ümmetçilik, her Müslümanın tabi halidir. Ümmet olduğunu kabul eden bir kişinin ümmetçi olmaması mümkün olabilir mi? Böyle bir iddia, sahiplerini tımarhanelik hale getirmiş demektir. Resulun ümmeti olduğunun idrakine ulaşmış ulaşmış birinin, ümmetçi olmadığını söyleyeni, İnsan olarak kabul etmek, doğrusu o ya bize giran gelmektedir.
    Böyle bir mahluk insan sayılamayacağına göre, yok saymamızda bir beis yoktur. Fakat, Resule inandıklarını söyleyip, sonra da ümmetçi olmadıklarını söyleyenler var. Bu tutarsız sözü sık sık duymaktayız. Peki, bu çelişkili durum hakkında bir açıklama olabilir mi? Deneyelim.
    Böyle söyleyenler, tıpkı şeriat konusunda olduğu gibi, Resulun risaletini kabul etmiyorlar da, onun için ümmetçi olamıyorlar.
    Ama, Ümmetçiliğin ne olduğu bilinmiyor farzedilerek, utanmayı bile utandıracak böyle densiz laflar edilebiliyor. Bu tür munafıkların munafıklıkları yüzlerine karşı söylenemiyor da, onuniçin bu cahil soytarılar cemiyet içinde itibarlı yerler ediniyorlar.
    Elbette bu tipler, aptal ya da deli değillerdir. Ama kendilerinin dışında kalanları aptal gördükleri için, tutarsız sözleri söylemek cesareti gösteriyorlar. Çünkü aptal deyil munafıktırlar. Sahtekarlıkları ve tutarsızlıkları yüzlerine vurulmadığı müddetçe de, şirretliklerine devam edip gideceklerdir.
    Biz, bu şarlatanların milleti aldatmaya devam etmelerini istemediğimiz için, böyle insanları da, en büyük din istirmacısı olarak gördüğümüz, maskelerini çıkarmaya ve bütün hakikatleri bu çilekeş milletin önünde ve huzurunda açıkça tartışma yapmaya azimliyiz.
    Herkesi, kendini açıkça ifade etmeye davet ediyoruz. Bunu yapmaya cesareti olmayan takiyyecilere, Türk milletinin fikir hayatından çıkmalarını tavsiye ederiz.
    Kafirse, kafir olduğunu açıkça söyleyebilen kimseler, bizim indimizde, bunu yapamayıp aldatmaya devam edenlerden üstündür.
    Artık bitsin bu aldatmaca. Madem ki, ülkemizde fikir ve vicdan hürriyeti vardır, o zaman her mesele açıkça münakaşa edilsin. Edilsin ki, gölgelere yumruk sallamaktan, yahut karanlıkta savrulan yumrukların tesadüfi darbelerinden kendimizi koruyabilelim.
    Her şeyin açıkta tartışılamadığı ülkemizde, havanda su dövmek anlamındaki münakaşalar bitmeyecei bitmedikçe de toplumun hızı kesilecek. Öncelikle Siyasi istikrar hiç yakalanamayacaktır.
    Bu gerçeği kabul etmek zorundayız. Tavşana kaç, tazıya tut politikası, daha ne zamana kadar devam ede bilir? Böyle bir politik hayata bu toplum daha ne kadar dayanabilir? Her halde uzun zamanlar boyu dayanamaz.
    Onun için, Müslüman olarak isimlendirilen bu toplumu yönetenlerden, bu kör döğüşünü bitirmlerini istiyoruz.
    Anadolu’nu çilekeş halkını sevdiğini söyleyenler, bu sevgilerinde samimi iseler, her meselnin açıkça tartışılmasını önünü açarlar. Hiçbir zaman anarşist olmamış bu toplumu ileri çağlara sıçratırlar.
    Çünkü, serbest tartışma ortamı sağlanamadığı taktirde, vatanın hakiki sahibi olan Müslümanlar, kendi inandıkları ilkelerden bahs ettikçe, devlete karşıymış gibi görünecekler ve devletten eza görmeye devam edeceklerdir.
    Herkes gayet iyi bilir ki, Müslüman, nizamcıdır. Anarşizmi sevmez. Onun için, ona eza ederek anarşist durumuna getirmek kimsenin hakkı olamaz.
    Şeriatçı ve ümmetçi olmadıkları halde, dine hürmetkar olduğunu söyleyen devlet ricaline şimdilik söyleyeceğimiz bu kadardır.
    İslamiyet, kendine hürmetkar olanları değil, teslim olanları içine alıyor ve onlara Müslüman diyor.

Cevabım

© 2012 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman