Siyasi İktidarsızlık

ziyaretci | Aralık 14, 2011

Seçilmiş hükümetler iktidar değildir, asıl iktidar gizli örgütlerdir deniyor. Ne demektir bu durum?

273 kez görüntülendi.

http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/blogmarks_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_24.png

This post was submitted by Hamza Asyalı.

Benzer Sorular

  • Benzer soru yok.

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: ktidars, Siyasi,

Cevabım: “Siyasi İktidarsızlık”

  1. ismailkazdal

    NOT. Müstear Hamza Asyalı sormaya, asıl isim olan İsmail Kazdal kırk altı yıl geçmişten cevap vermeye devam ediyor. İslamın bir hayat nizamı olduğunu anlatabilmek için ne tehlikeleri göze aldığımzı gösterebilmek için.
    Miladı kendi nesillerinden başlatanlara duyurulur.
    _________________________
    Siyasi İktidarrsızlık.
    ———————-
    Siyası bakımdan Türkiye kaynıyor. Evet.bu milletin siyasi kazanında kaynayan siyasi nesneler, ya herkesin açlığını giderecek bir aş şeklinde kotarılacak, ya da cemiyeti bütün fertleriyle, devası bulunmayan bir hastalığa sürükleyeen bir zehir taamı halinde tecelli edecek. Üçüncü bir ihtimale yer yok. Ya topyekün kurtuluş, ya da millet olmanın vasfını sununa kadar kaybediş.
    Bir siyasi hava esiyor ki Türkiye’de, bu ülkede yaşayan her fert, içiçe ve karmaşık meselelerde bir çıkış yolunu bulma bulma imkanına sahip değil.
    Buj çetrefillik içindce seçilebilen ve her kulakta yankı yapan, iki slogan var. SAĞ SOL. Diğer siyasi tanımlanmalar ve isimlendirmelerin tamamı, içi boş, suni ve aldatıcı vasıfta.
    Ortanın solu, sağın ortası, aşırı sol ve aşırı sağ gibi isimlendirmeler, milleti mevhum çıkmazına sürüklemek için, siyasilerimizin ortaya attıkları, oyalama yemlerinden başka bir değildir.
    Sağ ve sol sıfatlandırmasından başka sıfatlar, vehim olduklarına göre, bu deyimlerin ifade ettiği mana farklılııklarını ortaya koymak, İnsan hareketlerinin şahsiyet kazanması yegane çaredir.
    Yani, sağ nedir, Sol nedir, yahut ne değildir? Bu soruların doğru cevabını bulmak, çatışmalarımızın gerçek sebeplerini bulmamzı sağlar.
    Sol, Garp materyalizminin varmış olduğu en uç nokta ve bu maddeci görüşü, bütün zorlama araçlarını kullanarak içtimai sistem halinde sunmaya çalışılmaktadır. Tarihi maddecilikten neşet eden Komünizmi saklayan birf örtüdür SOL.
    Sol, on sekizinci asrın Garp kapitazmine, antitez olarak çıkmış bir utopik nazariyedir. Ve bu nazariyenin banisi Karl Marks’ın, yazdığı KAPİTALİNDE, hucum ettiği kapitalizmın bugün yeryüzünde bir geçerliliği kalmamıştır. Yani, komünizmi antitez ollarak ortaya çıkaran TEZ orta yerde yoktur. Tez olmauyınca, elbetgte ki, antitezi de yaşayamaz. Onun içindir ki, “Daskapital” tezsiz kalmış ve kütüphenelerm antikası haline düşmüştür.
    Günümüzde bu rafa kalkmış iktisadi nazariyenin ardında gidenler ,”İrtica”nın dik alasını yapıyor ve mürtecinin en islah olmaz tipini temsil ediyorlar.
    Türkiyemizde ise, sol, herbakımdan boşluğa düşmüş insanların, eğlenebilmek için buldukları panayır çadırı g.bi adeta. Tabii, menfaat devşiren çadr sahibi var, ama, onu teşhis etmek, bu insan müsveddelerinin harcı değil.
    Teşhis etmek dedik ve yanlış bir cümle kullanmış olduk. Çünkü, maymunun vazifesi teşhis değil, taklittir. Onun içindir ki, maymunların bu tip taklitçilerden üstünlüğü var. Maymun, mukallidi olduğu fiile, çizgisi çizgisine uyari Eyer taklit ettiği fiil müspet bir işse, hayvanın taklidi müspet sonuçlar doğurur. Ama bu mukallit insan ise, taklitten hiçbir müspet sunuç çıkmaz. Zaten, insan ya insandır ya da belhumadal, yani hayvandan aşağı.
    Türkiyedeki solculuk istismarcılarının son hareketleri bütün şahsiyetsizlikleri orta yere koydu ve kelleri bütün haşmetiyle ortaya çıktı.
    İzmir’de şahsiyetsiz bir adam çıkıp bir büstü baltayla parçalamaya çalışıyor ve daha bu haber İstanbul’a ulaşamadan, buradaki solbazlar, izinsiz bir protesto yürüyüşüne teşebbüs ediyorlar ve gayet tabii olarak devletin kolluk güçleri onları engelemeye çalışıyor ve böylece çatışma başlıyor. Aslında bu ilk hareket, birgün sonra yapılacak asıl hareketin provası mahiyetindeydi.
    Ve ertesi günkü asıl harakata fazla eleman katmak maksatlıydı.
    Büste yapılan tevavüz, bu hareketin sadece bahanesiydi.
    Yüryüş sloganları bu durumu açıkça koyuyordu. Görelim bu sloganlardan bir kaçını: “Süleyman’ın dayısı, Texın ayısı”, “Yolculuk ne zaman Morrison süleyman”, “Go hom yanki”,”İstanbul valisi, istifa”, altıncı filo, defol” ve daha bunlara benzer bir sürü herze slogan. Gelin de siz, bu deyimleri yürüyüş iddiasıyla telif edin bakalım.
    Yüruyüş yapanları kenarlarda seyredenler, şunları gördüler. Ve yürüyen gençlerin ağzından çıkan sözler karşısında şaşkınlığa düştüler seyirciler.
    Çünkü bu gençler tepeden aşağı, telin ettikleri Amerikan modası kıyafetler içinde yürüyordu. Hem Amerika’yı telin ediyorlar, hem de onu taklit ediyorlar.
    Beatle saçlı, papaz sakallı, yırtmaçlı ceketler ve yumurta topuklu tivist potinler. İşte bu giyimdeki gençler Amerika’yı protesto ediyor. Yarabbi, ne ilahi komedya. İnsan bu tiplere bakıp bakıp ağlayası geliyor. Yaptıkları marifetleri ballandıra ballandıra anlatırken insanın mideini bulandırıyor. Ama yine de, sözlerini kesip, biraz önce tarif ettiğimiz tipleri dile getirerek soruyoruz: “Bu adamlar baştan başa Amerikan mukallidi olduklarını gösterdikleri halde, nasıl oluyor da onun aleyhtarlığını yapıyor? Halbuki ise, karşı olduğunu söylemek hakkı, en azından taklitçilikden kaçınanlarındır. Tenkit ettiğin şeye benzememek birinci şarttır.
    Buna mukabil diyorlar ki: “Biz, Batı kültürünü ve hayat tarzını seviyoruz. Medeniyet Batıdadır. Biz medeniyet karşıtı olamayız. Bizim Amerika düşmanlığımızın sebebi sömürgeci ve emperyalist oluşundandır.”
    Bu tür konuşmalardan örnekleri uzatgacak değiliz. Yanlız şunu söyleyelim ki, Garp alemi, en küçük devletine kadar sömürgecidir. Onun için, sömürgecilik sıfatlanmasında Amerika’ya özel bir misyon biçmek, komiklerin komiği bir tutum olur. Bir gerçeği örtmek için kullanılan faktördür, o kadar. Neyi örtüyor bu anlayış? Rusya’nın emperyalistliğini elbette ki.
    Bugünkü haliyle tam bir batıcı olan Rusya lehine Amerikan düşmanlığı yapılmaktadır. Yani, dünyanın güçsüz kalmış toplumlarını sömürmek kasıtlı yapılan mücadelede, Rusya’yı tutmak adına yapılan Amerikan aleyhtarlığıdır günümüzde olan.
    Amerikan aleyhdarı yürüyüşlerin, öteki emperyalist devlet olan Rusya adına yapıldığını, yürüyüşçü gençlere anlatmak ne mümkün. Belki de mümkün, ama ortada herşeye hakim bir otorite olmalıdır böyle bir işin becerilebilmesi için.
    Yöneticilerin bir içtimai terkip getirememesi, toplumlara inandırıcı bir hedefler verememesi, bu gençler emperyalislerin maşası haline getiriyor. Hal bu olunca, emperyalistlerin maşası olan gençler, bir bakıma mazlum duruma düşüyor.
    Bu gençlere her hangi bir dünya görüşünün karşıtı olmak, sloganlarla yürüyüşler yapmak olmadığı anlatmak mümkün olmadığına göre, onlara adil ve erdemli ilkeler sunmaktan başka çare var mı? Topluma, Erdemli yaşayış ilkeleri sunamayan bir devlet, erdemsiz ideolojilerin kucağına düşmüş gençlere terbiye vermek hakkına sahip değildir. Onun için gençler yürüyor da yürüyor.
    Eğer ortalıkta adil bir devlet olsadı, yabancı devletlere ihanet derecesinde maşalık yapan gençler ortaya çıkmaz ve sokaklarda yürümezdi. Yürüse, hakkı temsil eden adil bir devletin tecziyesine muhatap olurdu.
    Kanunlar çiğnenip durduğu halde, çiğneyenler mukabelesini ceza olarak görmüyorsa, bunun suçu onu işleyenlerde değil, gençlere adil bir nizam vermeyen devlettedir. Adil olmayan bir devlet anarşiye ve gide gide varlacak terör olaylarına mani olamaz.
    Bu zavallı gençleri maşa olarak kullanan, kökü dışarıda sol ideolojinin drijanları, hem kanunlar ve hem de Müslüman Türk milleti adına şiddetle cezalandırılmalıdır.
    Buj yapılmadığı, ya da yhapılamadığı taktirde, zaten bazı siyasetçilerimizin sayesinde, milletin otoriteye karşı güveni kalmamış ve anarşı toplumun tabiatı haline gelmiştir.
    Buj durumdan, ilerki xzamanlarda kimlerin ve hangi gurupların faydalanacağı şimdiden bilinemezse de, her halde, Türk komünistin ağzından işitilen Gizli Komünist partisinin yer altı ve yer üstü teşkilatlarının kazanacağı düşünülebilir.
    Bu faciayı önleyemeyen bizim nesil, ilerdeki nesiller tarafından, tarih sayfalarından çıkarılarak cezalandırılır.
    Sol, sömürgeci büyük devletlerden biri olan Rusya’nın, sömürmek istediği coğrafyalarda yaşayan insanları avlamaya alet ettiği bir siyasi deyimdir. Bu bakımdan, Türkiye’nin solu benimsemesi, kendi varlığını kaybetmesiyle sonlanır.
    SAĞ’a gelince, önce onun ne olmadığından söz edelim. Sağ, solcuların iddia ettiği gibi, Amerikan kapitalizmi değildir, Garp liberalizmi değildir, faşizm ve nazizmin Türk versiyonu olan ırkçılık akımları değildir. Sözün kısası, kökü dışarıda olan hiçbir ideolojiyle bağlantılı değildir sağ. Sağa göre, kökü dışarıda her türlü ideoloji, bizi tıpkı solda olduğu gibi, bağlı bulunulan kökü dışarıdaki ideolojileri kullanan Garplı güçlerin emrine sokar. Garp tefekkürünün temel faydacılığa dayanır. Onun içindir ki, kökü dışarıda bütün ideolojiler, Garp emperyalizminin birer aletidir.
    Sağ, hiçbir tezin antitezi, hiçbir haraketin reaksiyonu değildir. Sağ, kuvvetini, bu milleti, büyük bir medeniyet temsilcisi yapan insanlığın en büyük inkılabından almıştır. Böyle olduğu için, yeryüzünde insan aklından neşet eden ne kadar sapık düşünce varsa, topyekün sağın antitezi ve reaksiyonudur.
    Sağ, beşeri sınıflara ayıran, kimini alakasının dışında tutup, kimini de köküne kadar benimseyen dar görüşlü ve sığ anlayışlı, bir heyecan tezahürü değildir. O, bütün bir insanlığın derdini kendine maleden, hepsine de yol gösteren eksiksiz bir dünya görüşüdür.
    Nihayet, sağ, katar değil, dünya ile birlikte, ukbanın da manalarını ardına takan ilahi lokomotifin adıdır.
    Yani, sağ, İslamiyettir, sağcı da Müslüman. Zira, sağ ve sol deyimini bu yeryüzünde ilk defa Kuran kullanmıştır. Ve cennet ehline sağ, cehennem ehline sol sıfatını kullanmıştır.
    Müslüman olmadan, kimsenin sağcılık iddiasında bulunma hakkı yoktur. Sağcıyı Müslümanlıktan başka sıfatlarla sıfatlamak, İslama yapılacak en büyük düşmanlık olur.
    Sağcı Müslümandır, ama, İslamiyeti kendi inhisarına almak hakkını kendinde görmeyendir.
    Netice: Bu ülkede kökü dışarıda olan her ideoloji, (zaten neredeyse içeride olan hiçbir ideoloji yoktur.) bu milletin beslendiği inanç kaynağını kurutmak için icat edilmiş icat edilmiş birer alattan başkası değidir.
    Demokrasi, millet arzusunu kendisine rehber edinen bir rejim olduğuna, ya da öyle olduğu iddia edildiğine göre, milletin iradesine uymak mecburiyetinde oolan bugünkü hükümetin, sağın karşısında ne varsa, temizlemesi, ve sağı mutlak sultan olarak başa geçirmesi, boynunun borcudur. Zaten, bunu yapmazsa, bu hamlaya girişmezse, iktidarda kalmasını mümkün görmüyoruz. Böyle olduğunu bize hadiseler göstermektedir.
    Yarım seneye ulaşan iktidar müddetince, hiçbir milli müesseseye tam anlamıyla haim olamamış, tam zıdı, devlet müesseseleri kendisine hakim olmuşlardır.
    O kadar ki, kanunsuz yürüyüş yapan birkaç aldatılmış genci tecziye edecek gücü bile gösterememeştir. Onları sokaklara döken iç ve dış odaklara karşı koymaya cesaret edememiştir.
    İktidar, kendini ve milleti kurtarmak istiyorsa, tutacağı medeniyeti hemen tespit edip, ona sarılmalıdır
    Bulanıklık, net olamayış hüviyeti insana iktidar getirmez. Bunun böyle olduğuna bütün tarih şahitlik eder.
    Hem de, bu durumu, hepimizin içinde yaşadığı büyük bir olay tek başına ispat etmeye yeterlidir.
    Selamlar.
    NOT: Açıklanmamış olan örnek olay, yüzde ellinin çok üstünde oy almış ve hükümet olmuş DP nin apartopar indirilmesi ve ismiyle bitişik hale gelmiş Menderes’i asması, olayıdır. Açıkça bir medeniyet adına mücadele verilseydi, ya gerçek iktidar olunurdu, ya da tasfiye edilirdi. Öyle olmadığı için sadece tasfiye edildi.
    HİLAL 28/4/1966

Cevabım

© 2012 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman