Son Osmanlı Sultanı Vahideddin’in Köşkü

ziyaretci | Ocak 12, 2015

Tayyip Erdoğan’a her vesile ile saldırıyorlar. Son saldırılardan biri Son Osmanlı Sultanı ’in Köşkünün restorasyonu üzerinden yapıldı. Bu çevreleri rahatsız eden Köşkün aslına uygun restore edilmemesi midir? Tayyip Erdoğan’ın gücü müdür? Tayyip Erdoğan Son Osmanlı Sultanı ’den daha mı güçlü? Ve bu gücü müdür asıl rahatsız oldukları husus?
Çocukluk ve gençlik döneminizi, Vahideddin’in şehzadeyken oturmuş olduğu bu Köşkte, Osmanlı hanedanının son örnekleri ile birlikte yaşamış bir insan olarak duygu ve düşünlerinizin çok önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum.

This post was submitted by Hürriyet Ömer.

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: Osmanl, Sultan, Vahideddin,

Cevabım: “Son Osmanlı Sultanı Vahideddin’in Köşkü”

  1. ismailkazdal

    1935 yılının 15 Martında doğdum ve aynı yılın Ekim ayında, altı aylıkken Vahdettinin köşküne taşıdık. Hayatımın en güzel ve de aynı zamanda hazin 28 yılını, Vahdettinin on küsur yıl önce ayrıldığı bu mekanda tam yirmi sekiz yıl yani 1963 senesine kadar yaşadım. Başka bir deyimle, Sıfır yaşımdan 28 yaşıma kadar, bana göre dünyanın en eşsiz güzellikteki mekanının harikalığını bütün benliğimde hissederek zevkten zevke dolaştım.
    Bu hikayeyi, Serencam adlı neşredilmiş anı kitabımda oldukça tafsilatlı bir şekilde anlatmıştım.
    Kısaca, Vahdettinin köşkü benim için asıl sahibi olan hanedan mensuplarının kalplerinde taşıdıkları değerden çok daha KIYMETLİ BİR MEKANDI.
    1950 li yıllarda bir Ermeni ykıcıya satılan Köşkler yıkılırken, bu yıkım, Ermeniyi zengin ederken, sanırım bütün bir yeryüzünde ağlayan tek adam bendim.
    1997 de, şeker komasına girdiğimde aklımdaki iki hüsrandan biri bu köşklerdi. Acaba, Vahdettinin köşkünü, hiç olmazsa mekan olarak bir kere daha görecek miyim, bir de yazmakta olduğum ve en son cildini tamamlayamadığım Kuranı Anlamak adlı çalışmamı bitirebilecek miyim.
    Evet, hayatının sonuna geldiğine inanan bir insan olarak bu iki şeyin hüsranını hissetmiştim.
    Vahdettinin köşkü, mekan olarak işte benim için bu kadar yükseklerde yaşayan bir hasretin adıydı.
    Nitekim iyileşip ayağa kalktığım ilk güm derhal Uğur Mumcudan Çengelköye, oradan da, şu anda yerinde yeller esen Vahdettinin köşklerini barındıran mekana adeta uçtum. Bahar aylarından bir gündü. Istanbula bahar geldiğinin işaretlerini veren Ergoğan ve Leylak çiçeklerin açma zamanıydı, Çimenlerin üzerine yatıp, toprağı ve otları bir yandan ağlayarak kokladım, Ergovan ağacından küçük bir çiçekli dal ve bir salkım da Leylak kopararak, ve de ağlamaya devam ederek, benim için kutsal olan bu mekandan ayrıldım.
    İşte benim için Vahdettinin köşkü buydu ve yok olmuş olmasına rağmen yine budur.
    Ve iddia ediyorum ki bu dünyada yaşayanlardan hiçbir kişi bu mekanı benim kadar tanıyamaz.
    Şunu söyleyeyim ki, ne Diyanet vakfının yeniden yaptığı ve ancak dış yüzünü tamamlayıp, diğer bölümlerini tamamlayamadığı için çürümeye mahkum olan yapılar, Semra Özal tarafından devletleştirildiği günden bugünlere uzanan zaman diliminde, yani, şu satırları yazdığım sırada, günün hükümeti tarafından yapılan binalar,coğrafi mekan dışında, benim iliklerime kadar yaşadığım Vahdettinin köşklerinden neredeyse hiçbir iz taşımamaktadır. Bütün kendine has özellikleri kaybolmuş birer modern bina halindedir.Asla tarihi özelliklerini artık taşımıyor.
    İstenirse, bu köşkleri, kapılarına, kapı kollarına, camlarına, tefrişatına ve tezyinatına kadar tasvir edebilirim.
    Mimar değilim ama, bu köşklere olan aşkım, onların planlarını bile çizdirebilir bana.
    Her kim, yeniden yapılmakta olan bu köşklerin aslına uymadığını söylerse, benden tastikname almayı hakkeder. Selamlar.

Cevabım

© 2017 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman