şuara suresi 63-67 ayet yunus suresi 90. ayet.
ziyaretci | Ağustos 22, 2010
Hocam; Şuara suresinin (63,64,65,66,67) ve Yunus Suresinin (90) ayetleri Hz. Musa’nın Kızıldenizden geçişini anlatan ayetleri hem Diyanetin hem de Suat YILDIRIM’ın Meallerinden aynen aldım.
Yunus Suresinin 90. ayetinden hiçbir olağandışılık yok. “İsrailoğullarını denizden geçirdik.” bu denizden geçiş olağan hayat içerisinde pek tabi gemilerle olabilir.
Şuara suresinin “Bunun üzerine Mûsâ’ya, “Asan ile denize vur” diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.” ayetlerinin olağan hayat içerisinde nasıl yorumlayabiliriz.
26/63-67 Bunun üzerine Mûsâ’ya, “Asan ile denize vur” diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi. Ötekileri de oraya yaklaştırdık. Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. Sonra ötekileri suda boğduk. Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.
10/90 İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi. (Diyanet Meali)
26/63-67 Biz Mûsâ’ya: “Asânı denize vur!” diye vahyettik. Vurur vurmaz deniz yarıldı, öyle ki birer koridor gibi açılan yolun iki yanında sular büyük dağlar gibi yükseldi. Ötekileri (Firavun’un ordusunu da) oraya yaklaştırdık. Mûsâ’yı ve beraberinde olan herkesi kurtardık. Öbürlerini ise suda boğduk. Elbette bunda alınacak ibret vardır, fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler.
10/90 Derken, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Hemen Firavun, askerleriyle beraber haksız ve saldırgan bir şekilde peşlerine düştü.Nihayet boğulmak üzere iken: “İman ettim. İsrailoğullarının inandığı İlahtan başka tanrı yokmuş. Ben de Müslümanlardanım” dedi. (Suat YILDIRIM Meali)
694 kez görüntülendi.
This post was submitted by ismail köylü.
Benzer Sorular
Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: suresi, Yunus,
Cevabım: “şuara suresi 63-67 ayet yunus suresi 90. ayet.”
Cevabım
« Ateist veya Deist kısaca Allah’a İnanmayanları Dinimize Nasıl Çağırabiliriz. | Anasayfa | kadere iman meselesi 2 »










“Firavun ve adamları güneş doğarken onların ardına düşmüştü. İki topluluk birbirini görecek kadar yakınlaşınca, Musa’nın yanındakiler, “İşte yakalandık!” dediler korku içinde. Musa, “Hayır yakalanmadık! Rabbim benimle beraberdir. Ve elbette bana bir yol gösterecektir.” dedi.
“Musa’ya “Değneğinle denize vur!” diye vahyettik. Vurunca, deniz birçok kola yarıldı. Her bir yarık dağ gibi görünüyordu. Arkalarından kovalayanlar da yaklaşmışlardı. Musa’yı ve yanındakileri bütünüyle kurtardık. Takip eden Firavun ve adamlarını ise suda boğduk. Hiç şüphesiz bunda çok büyük bir ibret dersi vardı. Ama bütün bu harika işlere rağmen, Musa’nın kurtardıklarından birçoğu iman sahibi olmamıştı. Ve hiç şüphesiz Rabbin mutlak bir kudrettir ve de çok çok merhametlidir.” (Şuara:60-68)
Yukarıda bizim mealimizde yer alan Musa ve Deniz macerasına dair ayetlerden birini görüyorsunuz.
Denizin yarıldığından bahsetmiyor. Dalgalandığından, dalgaların kollara ayrıldığından, adeta yarılmış gibi görülen çok yüksek dalgalardan bahsediliyor. Herkes bilir ki, Kuran dili, sembolik ifadelerin şahikasına çıkmış bir dildir. “Asanı vur”, emri, sembolik bir ifadedir. Yani, ASA bir semboldür. Hz. İsa’nın elinde, hastalıkları iyi eden bir sembolken, Hz. Musa’nın elinde, ilizyonları çözen bir semboldür. Biliyoruz ki, Hz. Musa, Firavun sarayında, sihirbaz kahin ve büyücülerin büyülerini bozmuştur. Bu bozma da asa ile sembolize edilmiştir. Sihirle ilgili bir soruya verdiğim cevapta, sihri bozmanın da ilmi olduğunu, bu ilmi de sihirbazların kullandığını izah etmiş ve Ülkemizin iki büyük sihirbazı olan Zati Sungur ve Abra Kadabra lakaplı kimselerin sihir yapma ve sihiri bozma örneklerini verdiklerini açıklamıştık. Sihrin, ya da ilizyonun, objelerin mahiyetini değiştirmediklerini, ancak seyredenlere değişmiş gibi gösterebildiklerini anlatmaya çalışmıştım. Bu marifete halk arasında Göz bağlayıcılığı adı verilmiştir. İpnotizma gücü kullanılıp insanın gözü bağlanıyor, bu duruma gelen insan da objeleri olduğundan başka türlü görmeye başlıyor. Ama bir başka sihirbaz ilizyonu çözebiliyor ve ilizyon görenlerin gerçekleri görmesini sağlayabiliyor.
ASA, bu ilizyonun objesidir. “ASA”nı vur emri, Firavun sarayında yaptığın gibi yap, ilizyon gücünü kullan ve olanları olduğundan başka türlü göster, emri olabilir.
Unutmayalım ki, daha risalet gelmeden önce, Hz. Musa, kerelerce Kızıldeniz kıyılarına sefer etmiş, Mısır’da esir olan kavmini kurtarıp arzımevud’a geçirmenin yollarını aramış ve kolayca karşı kıyıya geçmeyi kolaylaştıracak şartları gerçekleştirmiştir. Belki de, Hz. Musa’nın Hızır olarak tanınan bilge yol arkadaşı tarafından delinmiş ve korsanların yağmasından kurtarılmış Balıkçı gemilerinin sahipleri ile, kavmini karşı yakaya nakletmek hususunda anlaşmıştır Hz.Musa.
Kavmini bu gemilere doldurmaya çalışırken Firavun ordusu yetişmiş ve yakalanmak üzereler. İşte bu noktada, ilizyon silahını kullanarak, kendi insanlarına denizi dümdüz gösterir ve teskin ederken, takipçi Firavun ordusuna muazzam dalgaların varlığını göstermiş olabilir. Ya da, Musa karşıya geçerken sular durgun, ama Firavun ordusuyla geçerken büyük bir fırtına kopmuş olabilir. Hz. Musa da bu kıyılara gidip gelirken, bu tabiat olayının ne zamanlarda tahakkuk etmiş olduğunu tespit etmiştir belki.
Yani, kısaca, Hz. Musa olabilirlik kanunlarından birini ya da bir kaçını kullanmıştır bu olayda.
Ama efseneleşmiş bu olayı Kuran dile getirirken, önceki ifadelerde, açıkça Firavunun dalgalara garkolduğunu söylerken, bu hikaye ile ilgili olarak, sonraki ayetlerde, sanki, hikayeyi muğlak hale getirme yoluna giriyor. Neden? Elbette Kuran’ın kendine göre bir siyaseti var. Efsaneye inanan Yahudileri kazanmak istiyor. Onların İslam dinine girmesini istiyor ve bu işi efsane inançlarını zedelemeden yapmak istiyor. Çünkü, Yahudileri kazanmak büyük bir güç katacaktır İslam’a. Onlar ne de olsa seçilmişlerdendir. Ola ki, bu siyasetle, kalpleri kazanıla ve İslam’a hizmet edecek hale getirile. Selam ve sevgiler.