Tekil Haberdeki tartışma
ziyaretci | Mayıs 5, 2009
“Muhterem İsmail Kazdal Hocam, Tekil Haber adlı internet sitesindeki tartışmayı umarım takip ediyorsunuzdur. Çünkü ben bu sitede şahsınızla ilgili iddia edilen bir hususu bizzat sizden öğrenmek istiyorum. Namazı tahrip etmekle suçlanıyorsunuz. Gerçi ben o sitedeki tartışmayı şiddetlendiren Adem Asma’nın yazısından öyle anlamadım. Çünkü Adem Asma “sâlâ”nın “salt ritüele indirgenmiş, yani içi boşaltılmış namaz” olmadığını izah ediyordu. Ben böyle anladım. Siz ne diyorsunuz? Daha doğrusu Kur’an ne diyor? Hadi halk deyimiyle sorayım. 5 vakit namaz var mı?”
Soruyu gönderen kişi: Elif M. Aslan.
Benzer Sorular
Bölüm: Soru-Cevap | Cevabım »
Etiketler:
Cevabım: “Tekil Haberdeki tartışma”
Cevabım
« Necip Fazıl ve Efgani | Anasayfa | Dil ve dilbilim çalışmaları »












Evladım, her düşüncesini kuranla test etmeye çalışan biri olarak, bizzat resulün uygulayarak bize ulaştırdığı SELA nın farsça ifadesiyle namaz eylemini hafife almam mümkün mü? Mümkün olmadığını, kuranikerim. org adlı sitede namaz hakındaki soruya verdiğim cevabımı şahit olarak gösteriyorum.
“O korkulu savaş zamanında namazı kıldıktan sonra, ayaktayken, yahut otururken, yahut da yanlarınızın üzerinde yatmış vaziyetteyken, içinde bulunduğunuz hal hakkında Allah’ın âyetlerinin hangi çözümü önerdiğini tezekkür edin Tehlike bittiğinde tespit edilmiş zamanlar içinde talim edilmiş adap çerçevesinde namazlarınızı kılınız. Çünkü namaz, müminler için zamanı belirlenmiş farz ibadetlerdendir.”(4-103)
Öncelikle bilinmesi gereken en büyük gerçek, yüce Rabbimizin bize yap ya da yapma dediği her şey, ama bütün her şey, yalnızca bizim lehimizedir. Ne demişse, ne istemişse, hepsi de bizim hayırımız içindir. Bu gerçeğe göre, kimseye değil, Allahın dediklerini yapmakla ya da yapmamakla sadece yaratılış borcumuzu kendimize ödemiş oluruz. O bizi yaratan yüce ve sonsuz kudret, bizi yarattığından ötürü karşılığında bizi kendisine borçlu tutmamıştır, tutmaya da ihtiyacı yoktur. Bu yaratılış borcunu zaten O’na neyle ödeyebilirdik ki. Öyle bir bedel var mı bu kevni varlıkta?
Gelelim namaz(sela, selat) meselesine. Öncelikle namaz kelimesi geçmemektedir Kuran’ı kerimde. Namaz Farsça kökenli bir kelimedir. Kuran’daki bütün sela ve selat ve müsalli gibi kelimeleri namaz diye çevirmişlerdir büktün mütercimler. Böylece çok çok büyük işlevi olan sela kelimesini formel beden ya da fizik hareketlerine irca etmişler, böylece içi boş bir ritüel misyonu yüklemişlerdir ona.
Halbuki sela kendi dışındaki insanları ve cinleri hakka, hakikate veya hidayete davet etmektir. Maddi manevi ve bu arada da en büyük dini simgelerden biri olan namaz gibi her araçları kullanarak başkalarını kurtuluş halkasına almak tebliğidir.
Yukarıda bizim kendi mealimizden alıntıladığımız Nisa suresinin 103 ayeti kerimesindeki selat kelimesini namaz olarak karşıladık. Neden bir çok yerde bu kelime ve türevlerini, hakka, hidayete davet anlamına kullandığımız halde, burada formel halini ifade eden namaz olarak tercüme ettik? Elbette ki, namazın ne kadar önemli bir ritüel olduğunu vurgulamak için. Çünkü ayette görüldüğü gibi, savaş sırasında bile yapılması gereken bir faaliyettir namaz. Ayrıca da Medine’de, yani namaz ritüelinin yaygın hale gelmesinden sonraki ayetlerden birinde zikredilmiş olduğu için. Yani, miraçtan sonra Müslümanlar arasında yaygınlaşmış bir simgedir artık namaz. Çok büyük bir önem kazanmıştır artık namaz.
Peki, nereden gelmektedir önemi. Bütün örflerin, ananelerin hayat anlayışlarının kendilerine has simgeleri vardır. Namaz da İslam medeniyetinin olmazsa olmaz simgelerinden biridir ve bizce en önde gelenidir.
Müslümanları bir ve beraberlik içinde gösteren en büyük fonksiyonunun yanında, ötekilere de korku veren bir tablo çizdiği için çok önemlidir.
Peki simge olması dışında ne fonksiyonları vardır? diye soracak olursak, saymakla bitiremeyiz bu fonksiyonları.
Zamanla kayıtlı olduğu için, yaşantımıza bir disiplin sağlar. Maddi manevi hayatımızı bir düzene sokar. İki vakit arasında Allahın huzuruna her bakımdan temiz çıkmanın psikolojik alt yapısını oluşturur. Nedir bu vakitler arasındaki alt yapı? İki vakit arasındaki zamanı yüce rabbinin hayatı için geçerli emirlerini yerine getirmekle doldurur. Allah için çalışır ve kazanır, kazandıklarından olmayanlara verir, sever, yardım eder, hasta ziyareti yapar.
Mütevazı kalabilmek için, yüce Rabbinin huzurunda, divan durur, belini büker, secde etmiş olan aklının secdesini, fiziğini secde ettirerek tamamlar.
Her rekat namazda okuduğu ayetleri düşünerek emir tekrarı yapmış olur. Hayatta şu şu emirlerini yerine getirip huzuruna yeni emirler almaya geldim der adeta.
Hayatta kulluk görevlerini yaparak deşarj olan kişi, yeniden ayetlerle şarj olmaya çalışır.
Bu anlamda namaz, bir nevi istihkaktır. Yani yapılan kulluk görevlerinin karşılığını alma zamanıdır. Allahın huzurunda gönül rahatlığı ile bulunmayı hak ettiğinin ilanıdır. Yaşantısını Allahın istediği biçimde sürdürmenin ulaştırdığı küçük bir miraçtır namaz.
Ona ulaşmak için akıl temizliği yanında yapılan beden temizliğini söylemeye bile gerek yok. Selamlar.İ.K.