Tenkit Edebilme Hakkı
ziyaretci | Ocak 21, 2012
Sizce tenkit edebilmenin kriterleri Nedir? Her önüne gelen her şeyi tenkit ediyor. Hatta sevmediklerine hakaretler yağdırıyor. Bir ölçüsü yok mu tenkidin? Teşekkürler.
162 kez görüntülendi.
This post was submitted by Hamza Asyalı.
Benzer Sorular
Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: Edebilme, Tenkit,
Cevabım: “Tenkit Edebilme Hakkı”
Cevabım
« Hırant Dink v.s. | Anasayfa | Yürüyüş »










Hamza Asyalı sormaya, İsmail Kazdal 44 önce cevap vermeye devam ediyor. Bu yazının müstear imzası Zafer Karib’tir.
———————————-
KRİTİK EDEBİLME HAKKI
İslam, her mevzuda ifrat ve tefriti menetmiştir. O kadar ki, dinde bile. Allah’ın Resulu s.a.s.nün, “Hiçbir mevzuda ifrat etmeyiniz, hatta dinde bile. Sizden evvelki kavimlerin helakine ifratları sebep oldu” mealindeki hadis, nice medeniyetlerin bu yüzden batmasını ifade eden ne kadar veciz bir sözdür.
İnsanlar, her çağda, bir çok konuda ifrata düşmüşlerdir.. İfrata düştükleri her konuda, sonradan tefrit etmişlerdir. Böylece de sahip oldukları medeniyetlerini kaybetmek durumunda kalmışlardır. Medeniyetlerin çöküş sebeplerini arayanlar, bu sebeplerin en başında ifratı, onun doğurduğu tefriti görebilirler.
Tabi ki, ifrat, her mevzuda zararlı olunca, kritik ya da eleştiri yaparken de çok daha fazla zararlıdır. Kritik ewderken ifrat edilirse, o iş kritik etmekten çıkar, haksız tenkit şekline dönüşür. Hislere deyelı tenkitte yapıcılık bulunmaz. Sadece yıkıcılık sebebi olur. Tenkitte çok ileri gidilince, öyle hatalar yapılır ki, o tenkidin vebalini, sadece tenkidi yapan değil, tenkidin yapıldığı bütün toplum birlikte çeker.
Kritik ve tahlilin ilmi metotları vardır. Kritik ya da tahlil, hislere bağlı olarak, peşin hükümlerle yapılmaz. Eğer yapılırsa, yanlış neticelerfe varılır. O kadar ki, insanı dalalet pataklığına kadar sürükler.
Kendi inançlarında, özeş meşrebinden ved hislerinden başkasına müsamahası olmayan insanlar, asla münekkit olamazlar. Hakkın, daime kendinde olduğunu vehmeden kişi, her hangi bir insanın, ne eserini ne de kendisini kabul edemez. Böyle bir insan, diğer insanların eserlerini, ancak kendi düşünceleri
ne uygun gördüğünde memnun olur, sadece onları saygıya değer bulur.
Maalesef, İslam aleminde birkaç asırdır, ilimi kritik zihniyeti iflas etmiş, bu sebeple de İslam dünyasını, fitne fesat sarmalamıştır.
Herkes, kritik diyerek birbirine saldırıyor. Herkes suçlu olduğu halde, müşterek suçları yükleyecek başka topluluklar aranıyor, böylece iş küfürleşmelere kadar gidiyor. Böyle olunca da, İslam tefekkürü cılızlaşıyor.
Tabi, bu yersiz ve mesnetsiz çatışmalardan, İslam düşmanları yararlanıyor ve yavaş yavaş bütün İslam alemini masediyor. Müslümanlar, kendi içlerinde çıkan amansız tartışmalar yüzünden, İslam düşmanlarının yemi oluyor.
Esir durumuna düştükleri halde, kendi aralarında çatışmaktan geri durmadı Müslümanlar. Çünkü, bir kere ilmi tenkit anlayışı kaybolmuş, onun yerini, meşreplerin ve özel mizaçların tahakküm ceberrutluğu almıştı. Herkez, kendi özel mızacını genele maletmeye kalkışıyor, buna karşı koyanları da en ağır bir dille itham eder olmuşlardı.
Birisi, kabul eilmiş telakkilerin dışına çıkarak bir kitap yazmayı görsün, derhal kafir damgası yiyor, hükümet güçleri üzerlerine sürülüyor ve böyle insanları yok etmeye çalışılıyordu.
Hakkın, kendisinden başkasında olmadığına inanan yobaz, kendi düşüncelerinin dışındaki fikirleri ihtiva eden düşüncelerfe tahammül edemez. Hakkın, yalnız kendisinde olduğıuna inanan bir insanın enaniyete düşmemesi mümkün değildir. Enaniyete düştüğünden, kendi düşüncelerine uymayan her fikri, tıpkı Hiristiyan ruhbanları gibi afaroz eder.
Elbette yeni fikirler, şayet doğruysalar, eninde sonunda kendilerini kabul ettirirler ama, çok zaman kaybedilmiş ve belki de işişten geçmiş olur.
Hatgta o doğru fikirleri başkaları benimser ve o fikirlere sırf yenidir diye karşı çıkanların üstüne çöker ve işini bitirir.
Tarih bu durumun örnekleriye doludur tarih. Merak edenler bu örnekleri bulabilir.
Bahsini ettiğimiz ilmi tenkit ahlakının yokluğu günümüze kadar sürüp gelmiştir. Ülkemizde hiçbir ilmi alanın münekkidi yoktur. Ne ilmi bir eserin ne sanat abidesinin, ne de şiirin. Hiçbir hayat alanının ilmi ve mantıki kritiği görülmüyor ülkemizde.
Görüşler tamamen kısıtlanmış, kafalar ve gönüller şartlanmış, bu sebeple de, herkes, herşeyi kendi dar görüşlerine ve sığ inançlarına göre değerlendiriyor veya hiç değerlendiremiyor.
Bir şiir ya da fikir eserini herkes kendi düşünce dünyasının adesesinden değerlendiriyor, eğer inandığı ilkelere ya da ilkesizliklere zıtsa, o eser eser ne kadar harika olursa olsun, ne derece ehemmiyet taşırsa taşısın, eseri ve sahibini tenkit ediyor, düşünce ve fikirlerini mahküm etmeye bakıyorlar.
Böyle bir telakkiyle bakıldığı için, hiçbir eser, hakiki değerini bulamıyor. Hatta değerini bulamamak ne kelime, peşin hükümlerle ved sabit fikirlerle yapılan tenkitler, fikirler ve zümreler arasındaki mesafeyi daha da açıyor, birliğe ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bir zamanda, parçalanma ve dağılma tehlikesine düşüyoruz.
Bilhasxsa, samimi Müslüman olarak tanıdığımız, ilmine değil ama, ihlasına inandığımız bazı insanların, yersiz ve mesnetsiz saldırıları bizi fevkalade üzmekte. Şimdilik, çatışma yaratacak sözlerden kaçındığımız için, adeta kandi kendimizi yemekteyiz.
İlmi bir haysiyeti bulunmayan bu gibi saldıralara cevap vermek durumunda olmaktan dolayı üzüntümüz çok büyük oluyor. Fakat bu büyük üzüntüleri içimizde hapsetmeye devam edecek ve İslam adına veyha kurtuluş fırkası lehine, sağa sola küfür fetvası verenlere, şu küçük İslami ölçüyü vbererek, yazımızı bitirelim:
İslmi konuda yazılmış her hangi bir eseri kritik edebilme hakkı, yalnızca Kuran ve sünnet bilmekle, itirazları bu iki kaynağa dayamakla mümkündür.
Bu iki hüccete sahip olmayanların, ya da bağlısı bulundukları özel yolların gözlüğünden bakanlar, hiçbir İslami eseri kritik edemezler. tmeye de hakları yoktur.
İtirazlarını, sadece metbu bulundukları insanların sözlerine istinat ettirenlerin tenkitleri hiçbir şekilde kaale alınamaz. İstnat edilen insanlar ne kadar büyük olularsa olsunlar, İslami hüccet olamazlar.
Ki bazı kimselerin büyük olduğuna inanmamıza rağmen, İslamı temsil noktasında bir kişiyi hüccet kal etgmeyhiz, edemeyiz. İslamı temsil hakkını bir kişide ya da zümrede görmediğimiz için, büyük insanların sözlerini de kutsal olarak görmüyoruz.
Çünkü, İslamın Kuran ve sünnet hüccetleri, böyle düşünmemize ve inanmamıza engeldir.
İnancımız böyle olduğu için, ilmi olmayan, yani Kuran vde sünnete dayanmayan tenkitlere ve ithamlara cevap vermekten uzak kalacağız,
Bu durumda olanları da, en halis niyetlerle Allah’a havale edeceğiz. 3/8/1968