YAHUDİLİĞİN TEMEL DOĞASI

ziyaretci | Haziran 6, 2010

Yahudiliğin doğası hakkında bizi aydınlatır mısınız?

331 kez görüntülendi.

http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/blogmarks_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_24.png http://www.ismailkazdal.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_24.png

This post was submitted by H.Ö..

Benzer Sorular

  • Benzer soru yok.

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: TEMEL, YAHUD,

Cevabım: “YAHUDİLİĞİN TEMEL DOĞASI”

  1. ismailkazdal

    Albert Ainştayn izafiyet teorisini kevni varlığın var olmadığı noktasına götürdüğünde, “Peki bu madi varlığın ötesinde ne var?” sorusuna, “Siz isterseniz, varlıktan ötede Allah var” diyebilirsiniz cevabını vermiştir. “Verebiliriz” değil, “verebilirsiniz” diyerek, Yahudi ile bizim tanıığımız Allah arasında, biçbir bağ olmadığını itiraf etmiştir.
    Evet. Yahudi’nin, bizim tanıdığımz Allah’ın varlığını kabul etmesi mümkün değildir. Onun Yahve ya da Yahova olarak isimlendirdiği Allah, aslında yeryüzünün tek hakimi olan bir krallar kıralını sembolize eder. Hani şu Sion sembolleri serisinden olan resimlerinden biri var ya!.. Bir taht, üzerinde taclı kral, onun önünde kralın eteklerini öpmekte olan insanoğlu, tabloyu bütünleyen alanda kurtla kuzu bir arada dolaşıyor. İşte bu resim Sionizmin dünyayı ele geçirmiş ve kurtla kuzuyu bir arada yaşatmayı becermiş bir Yahudı kralını, yani Yahvesini sembolize eden tablosunu canlandırmaktadır. Elbette son Yahudi savaşı olan Armagedon savaşından sonraki muhayyel tablodur kaba hatlarıyla anlatmaya çalıştığımız resim. İşte, Yahve ya da Yahova tahtta oturan başı taçlı krallar kralı bir tanrıdır. Bu kralın taçlı başının ışıklar içinde olduğunu görürüz. Bir Amerikan dolarının pramit resminin tepesinde, piramide yönelik bir göz, ışık şuaları indirmektedir ya. İşte o ışık saçan göz, Yahve’nin gözüdür, ve ışığını her biri Yahudı teşkilalanmasının sembolü olan Piramit kademeleri üzerine yağdırmaktadır. Bir Dolarlık banknot üzerinde var olan bu piramitten de bellidir ki, Yahudi’nin ilahı Yahve, ışıklar saçan bir nurdur ve Yahudilerin önünü aydınlatmaktadır.Yahudiler kendi tanrılarını nurla tanımlarlar. Ve cennet-cehennem bu nura, yani yeryüzü hakimine yakınlık ve uzaklıkla belirir. Nura yakınlık cennet, uzaklık, ya da loşluğunda kalmak da cehennemdir Yahudi’nin itikadına göre. İşte bu inançları, onları insanoğluyla savaşa mecbur etmektedir. Hani, yüce Rabbimiz, cennet şartlarından bu meşakkat dünyasına inmeye yakın bir zamanda, İblis’e, “Yaratılma bitip cinlikten İnsanlığa sıçrama yaptığında, insana secde (yani, itaat) et” demişti de, İblis, “Ben ateşten yaratıldım, topraktan yaratılmış birine secde etmem” karşılığını vermişti ya.. Yahudi de, kendisinin ateşten yaratıldığına, onun için de üstün ırk olduğunu iddia ediyor ya… Ne büyük tevafuk, öyle değil mi? Bu vasfından doğan insan düşmanlığı mecburiyetinin adı da Sionizmdir. Bildiğimiz sıcak savaşı yapacak sayı gücüne hiçbir zaman ulaşamadıkları için, hep hile aracını kullanarak insanoğluyla mücadelesini sürdürmüştür. Zayıfların, kurnazlık, desisecilik ve hilecilik yanları gelişir. Bu tür gelişme elbdette aklın işi değildir. Duygusal zekaya dayanır bütün menfi sıfatlar. Yahudiler kendilerini akıllı sayarlar ama bu korkunç bir yalandır. Çünkü savaşçı olan, akıl değil, duygusal zekadır. Akıl sulhu ve selameti temsil eder.
    İsrail, Allah ile güreşen ve onu mağlub eden adam anlamına gelmektedir. Sahiden de, Yahudi tarihi, Allah ile mücadele örnekleriyle doludur. Neredeyse bütün nebileri ve Resulleri öldürmeye, getirdikleri İlahi mesajları, onların şahsında, daha doğmadan öldürmeye çalışmışlar, bir çoğunu da öldürmüşlerdir. Öldüremedikleri nebi ve Resullerin, getirdikleri kitabların içereğini değiştirerek, devreden çıkarmaya muvaffak olmuşlardır. Hani, Rabbimiz, “Onlar kelimelerin yerlerini değiştirerek, sizleri batıla saptırır” buyurarak bizi uyarıyor da, biz Rabbimizi ne demek istediğini anlamadan Allah’ın ayetlerini okuyoruz ya. İşte Yahudiler de bizim bu gafletimizden yararlanarak, Kuran kelimelerine yer değiştirerek biz Müslümanları kolayca sapıklığa sefk ediyor. Nasıl değiştirdiğini anlamak isteyenler, benim yazdığım Kuran mealine müracaat edebilirler. Bir iki örnek verecek olursam; Mesela, yetmiş kadar ayette geçmekte olan davet anlamındaki SELA kökenli kelimelerin tamamını fersça bir kelime olan namaza çeviriyorlar, ve dine davet sorumluğunu ortadan kaldırıyorlar. İbadeti, yani Allah’a itaatı yok edip, totemist tapınmaları canlı tutuyorlar.
    Kuran, mecaz ve sembolü çok kullanır. Neredeyse, hüküm ayetleri dışında kalan bütün ayetler, sembolist bir dil kullanır. İşte Yahudi bu sembolleri istediği gibi yorumlar ve insan için gelmiş ayetleri melekler aleminin ayetleri haline getirir, insan melek olmadığı için bu ayetlerin hakiki manalarına muhatab olamaz, çaresiz bu ayetleri dogma haline getirerek neshetmek zorunda kalır.
    Bu Sembolist ayetlerden oluşan bir kıssayı anlatarak, fikrimizi ispat etmeye çalışalım: Kısa özetle şöyledir: Kral Hz. Süleyman, yüksek bir yerde tahtında oturuyor, çalışmakta olan cinleri, insanları, kuşları ve diğer evcilleştirilmiş hayvanları seyrediyor. Fakat oturduğu taht üzerinde ölüyor. Ama, çalışanlardan hiçbiri onun öldüğünün farkına varamıyor. Ancak oturmuş olduğu tahtını kurtlar kamirip de de çürütene ve Hz. Süleyman’ı yere düşürene kadar. Yere düştükten sonra öldüğünün farkına varılıyor, farkına varılınca da, çalışmakta olan bütün yaratıklar işlerini terkederek dağılıyor.
    Bu hikaye, yani kıssa, Hz. Süleyman’ın tıkır tıkır çalışan bir devlet düzeni kurduğunu, ama öldükten sonra devlet kurtlarının yüzünden kurulu düzeninin dağıldığını anlatırken hiç bir şey anlaşılamayan gizemlere büründürülüyor ve anlaşılmaz hale geliyor. Ve bu kıssa, Kuran dinine inananların hiçbir işine yaramaz hale sokuluyor. İşte Yahudi, açık ayetleri gizem haline getirmeyi ve insanların onlara ulaşıp faydalanabilmesini engelleyebilmeyi beceren bir münafık tiptir.
    Bu ayetleri gizemleştirmede öyle mahirdirlerdir ki, neredeyse bütün Kuran ayetlerini nehyettiklerini kimse anlamamaktadır. Kuran, yaş ve kuru herşey açık bir Arap diliyle açıklanmıştır derken, Yahudi alimler, “Kuran ayetleri o kadar yücedir ki, insan idrakinin çok ötesindedir” anlamında fikirler serdetmişler ve Kuran elde olmasına rağmen insanı ondan uzaklaştırmayı başarmışlardır. Onun, yani Kuran’ın yerine mevzu hadisleri ve azizlerin sözlerini ve dahi halkın ürettiği hurafelerini koymuşlar ve böylece Kuran dinini yeryüzünden sürgün etmişlerdir.
    DEVAM EDECEK

Cevabım

© 2012 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman