Atatürk Yahudi ve İngiliz ajanı mıydı?

ziyaretci | Mart 13, 2011

İlber Ortaylı, Atatürk’ün ve İngiliz ajanı olduğuyla ilgili bazı internet sitelerindeki iddialarla ilgili “Atatürk’ün ne olduğu belli. Atatürk köylüdür. O karga hikâyesinin üzerinde onun için çok dururlar. Köylüler olmaz” demiş.

Bölüm: Kategorilenmemiş | Cevabım »
Etiketler: ngiliz, Yahudi,

Cevabım: “Atatürk Yahudi ve İngiliz ajanı mıydı?”

  1. ismailkazdal

    Bu konu, ülkemiz için en aşılmaz bir konumdadır. Aslında, bu ülkede hiçbir doğru soru sorulmaz, sorulamadığı için de, doğru cevaplar bulunamaz, verilemez. Bizim ülkemizin her devirdeki yönetici kadrosu, devlete kul sistemini uygulmaktadır. Devlet vardır, bu devletin kulları vardır. Hiç bir konuda fluğ renklere izin verilmez. Her şey siyah beyazdır ya da kırmızı mavidir.
    İnsanlar ya gökyüzünde uçan meleklerdir, ya da yerin dibindeki canavarlar. Asla ortası yoktur.
    Herkes kandi sevdiklerini idöl haline getirir, sevmediklerini ise yerin dbine batırır. İşte bu yüzden, devlet ricali hakkında söylenecek her şeyde takiye vardır. Hiç kimse kendi zihnindekini açıkça söylemez, söyleyemez. Çünkü, siyah beyazın dışına çıkmaması emredilmiştir ona.
    Devlet, kendisi için kahramanlar üretmiş ve o kahramanlar toprak altına girse de kahramanlıklarını sürdürmüştür. “Toprak altından yönettirmeyeceğiz bu ülkeyi” denmiş, atmış yıldan fazladır, toprak altındaki kahramanlarına dayanarak yönetmişlerdir bu ülkeyi. Artık, bir kaç iptidai ülke hariç, dünyada tek lider dönemi kapanmış ve kurumlar dönemi geçerli hale gelmişdir. Ama, bireyin yok sayıldığı bu ülkede hala tek adam yönetimi sürdürülmektedir. Hem de toprak altındaki tek adam. Bir toplum için bundan daha aşağılık bir durum olabilir mi?
    Hem de, yirminci asır gibi çok hareketli bir çağda, her şeyin çok kısa zamanda değiştiği bir zamanda, hiçbir hükmün bir gün sonra geçerliliğinin kalmadığı bir devirde yapılabilmiştir bu sakil iş.
    Yirminci asır, insanların insan olarak yaşamaya başladığı bütün asırlardan daha fazla değişiklik yaşadığı bir asırdır. Neredeyse, asırlarca denene yanıla kaziye-i-muhkem haline gelmiş sosyal ve siyasal hükümlerin bile hiç biri kalmamış bir çağ olan yirminci asırda, bir faninin fikirleriyle yaşatmıştır bu ülkenin insanlarını bu ülkenin yöneticileri.
    Tam burada bir Belçika’lı antik çağlar sosyoloğu, sosyal antropoğu bir kadın araştırıcısının yazdığı kitaptaki bize ait hükmünden bahsetmek gerek. Diyor ki bu kadın: “Anadolu yarımadası tıpkı Sodom Gomore gibi batsa, beş on asır sonra, antropoloklardan birileri bu batan ülkeyi araştırsa, tek bir hükme varır. Bu hüküm ise, bu ülke batarken bu topraklar üzerinde yaşamakta olan en son topluluk putperest bir toplulukmuş” şeklindeki hükümdür.
    Evet, gerçekten de öyle. Üstelik putunu teklemiş bir topluluk. Nereden varmış bu hükme Belçikalı araştırıcı? Erkeologların her adımda çıkaracakları büst ve heykellerden dolayı elbette.
    Bizde kahramanlara tapmak genetiktir. Bu toplum, Başbuğcu bir toplumdur. Bu ülkenin devlet nizamı ilkelere değil, Başbuğ olan kişilere bağlıdır.
    Lafı ne uzatalım ki? Sorduğun sorunun doğru cevabını vermek, beş bin küsur sayılı koruma kanununa toslamaktır. Ne zaman bütün yalanların üzerine gidilirse, o zaman açıklanabilir sorduğun sorunun cevabı.
    Şimdilerde, insanlar ya dosttur ya da düşman. Onun için tarafsız kalmak çok zordur. Önce sükünet, sonra doğru yorum.
    Şunu söyleyip sözü bitirelim: Bu arzda yaşayan hiçbir canlı, ne şerrin ve nede hayrın yaratıcısı değildir. Her işini doğru yapmak mümkün olmadığı gibi, her işini şer olarak yapmak da mümkün değildir. Her şerri bir kişiye yıkmak da, her iyiliği bir kişiden beklemek de, İslam itikadına aykırıdır.
    Bizim endazemiz budur. Selam ve sevgiler.

Cevabım

© 2019 İsmail Kazdal. Bütün hakları saklıdır.   RSS: Yazılar/Yorumlar   Altyapı: WordPress

Webmaster:eduman